Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

NBA

Anasayfa arrow Takım Tarihi
Takım Tarihi

Geçmişini Bilmeyen Geleceğini Yönlendiremez

Sezon başlamadan belki de takımından en büyük beklentisi olan taraftar grubu bizler olsa gerek, hele şu son baş belası sezonu düşünürsek. En azından geçen senenin altına düşmeyeceğimiz kesin. Sezon değerlendirmemi yapmadan önce Houston takımının geçmişini irdeleyip oradan sonuçlar çıkararak sezona merhaba diyorum. İşte anlı şanlı tarihimiz:

 

Houston Şehri

Houston deyince herkesin akılna NASA geliyor ama aslında burası Teksas eyaletinin güney doğu kesiminde yer alan bir iç liman kenti. Eyaletin en büyük ticaret merkezi olan Houston sanayi tesisleri ve belki şehrin kendisinden de ünlü NASA uzay üssü Cape Canevaral'la birlikte anılırken, sanayi gelişimi dev gökdelenleriyle Houston'a yeni bir çehre kazandırdı. Şimdilerde ise (yani yaklaşık 10 senedir) başka bir Houston var. Dünyaca ünlü gökdelenleriyle tanınan Houston' da artık basketbol tekeli var. NBA Ligi'ne 1967 tarihinde San Diego Rockets adıyla dahil olan takım, daha sonra 1971 senesinden itibaren roketlerin gerçekte fırlatıldığı Houston'a taşındı. Kurulduğu günden bu yana NBA'in bir çok ünlü ismini kadrosunda barındıran Houston Rockets efsanesi, ligdeki ikinci sezonlarında Elvin Hayes'i draft etmeleriyle başladı.

 

Takımın ilk yıldızı Elvin Hayes

Hayes ilk sezonunda gösterdiği muhteşem performansla hem sayı krallığını kazandı, hem de yılın çaylak oyuncusu seçildi. Ama daha önemlisi Hayes'in bu başarısı takımı San Diego'yu 1968-69 sezonunda Batı Konferansı Yarı Finali'ne taşıdı. Ancak San Diego yarı finalde Atlanta karşısında başarılı olamadı ve elendi. Hayes sezon sonunda takımdan ayrılarak Baltimore Bullets'a transfer olurken, yerine Houston'ın efsanevi guardlarından Calvin Murphy ve yıllar sonra teknik adam olarak takımı şampiyonluğa taşıyacak olan Rudy Tomjanovich kadroya dahil oldu. Bu arada NBA tarihinin en başarılı isimlerinden biri kabul edilen Moses Malone, 1976 yılından itibaren Houston Rockets forması giymeye başladı. Malone'nun takıma katılımıyla daha da güçlenen Houston sezonu merkez gurubunda ilk sırada tamamlayarak, doğu finalinde Philadelphia'nın rakibi oldu. Ancak şanssızlık yine Houston'ın yakasını bırakmıyor ve NBA Finali'ne seriyi 4-2 kazanan Philadelphia 76'ers yükseliyordu. 1980-81 sezonunda şampiyonluk bir kez daha Houston Rockets'ın kapısını çaldı. "Roketler" bu sefer daha büyük bir başarıya imza atarak NBA şampiyonluğu için Boston Celtics'in karşısına çıkıyorlardı. Oldukça çekişmeli geçen final serisi sonunda gülen taraf 4-2'lik skorla Boston Celtics olunca, Houston'ı yine koca bir hüsran bekliyordu. Oysa Houston NBA şampiyonluğunu kazanabilmek için var gücüyle çabalıyor, ancak bu çabası sadece kupanın kenarından tutunabilmesine yetiyordu.

İkiz Kuleler

Basketbol tarihinin belki de en yetenekli ama en şanssız oyuncusu draft etme hakkını Houston elde etmişti. NCAA'de oynadığı üç sezon boyunca "En Değerli Oyuncu" seçilen olağanüstü yetenekli 2.21'lik Ralph Sampson 1983 yılında Virginia Üniversitesi'nden draft edildi. Geldiği sezon da "Yılın Çaylağı" oldu. Ancak belki de basketbol tarihinin bu en yetenekli oyuncusu hiçbir zaman sakatlıklardan kurtulamadı ve kariyeri kısa sürede söndü. Bugün bile otoriteler Sampson'ın sağlıklı bir basketbol kariyeri olması durumunda gelmiş geçmiş en iyi oyuncular arasında en üstlerde yer alabileceğini ifade ediyorlar. Ancak Rockets aradığı oyuncuyu tam bir yıl sonra kadrosuna dahil etme şansı yakalayacaktı. 1984 yılında bir numaralı draft hakkına sahip olan Houston Rockets, bu hakkını çok başarılı bir pivot oyuncusu olan, aynı kentin okulu Houston Üniversitesi'nden Hakeem Olajuwon'dan yana kullandı. Bu tercihin ne kadar yerinde bir seçim olduğu ilerleyen zaman içinde kendini iki "En iyi Savunmacı", iki play-off MVP, bir "En Değerli Oyuncu" ödülleri ve iki de şampiyonluk yüzüğü ile gösterecekti. Nijerya asıllı bir müslüman olan Hakeem Olajuwon, Houston forması altında kariyerini iki lig şampiyonluğu ile süslerken, sayısız NBA rekoruna da imza atacaktı. Birer sene arayla draft edilen Ralph Sampson ve Hakeem Olajuwon ikilisi pota altında sergiledikleri uyum ve gösterdikleri başarılı performans nedeniyle, NBA Ligi'nde "İkiz Kuleler" olarak anılmaya başlandı. "İkiz Kuleler" 1985-86 sezonunda Houston'ı efsane Lakers'ın önünde bir kez daha NBA Finali'ne taşıdılar. Rakip 5 sezon önce finalde kaybettikleri Boston Celtics'ti. Final öncesi tüm Houston taraftarları soluklarını tutarken, kazanılması muhtemel şampiyonluk için gerekli hazırlıklara da başlanmıştı. Boston'a karşı beş sene önce kaybedilen şampiyonluk geri alınmalıydı. Onlara göre hesaplaşma vakti çoktan gelmişti.

Makus Talihimiz

Boston' da oynanan ilk maçı ev sahibi takım 112-100 kazanırken, ikinci maçta sahadan 117 -95'lik skorla galip ayrılan taraf yine Boston Celtics oluyordu. Tam Houston için tehlike çanları çalmaya başladı denilirken, Houston üçüncü maçta rakibini zor da olsa 106- 104 mağlup etmeyi başardı. İki takım Boston'da bir kez daha karşı karşıya geldi. Çok çekişmeli geçen bu karşılaşmayı kazanan taraf 106- 103 'lük skorla Boston oluyor ve yeşil-beyazlılar çok büyük avantaj elde ediyorlardı. Ama Houston işin peşini bırakmamakta kararlıydı. Kendi evinde oynadığı karşılaşmada rakibini farklı yenen Houston seriyi 3-2'ye getiriyordu. Ve tekrar Boston' dayız. Celtics saha ve seyirci avantajını iyi kullanarak, Houston Rockets'ı bir kez daha 114-97'lik skorla mağlup ediyordu. inanması güçtü ama Houston için yine aynı senaryo, yine aynı hayal kırıklığı yaşanıyordu. Boston Celtics Houston önünde final serisini 4-2 kazanarak şampiyonluklarına bir yenisini ekliyordu. Bir sonraki sezon Ortabatı gurubunu üçüncü sırada tamamlayan Houston, konferans yarı finalinde Seattle'a 4-2 yenilerek safdışı kalıyordu. ikiz kulelerden Ralph Sampson'ın sakatlığı nedeniyle kariyerini tamamlamak zorunda kalması ve koç Bill Fitch'in başarısız yönetimi, takımın 1987-88 sezonunda play-off ilk turunda elenmesine neden oldu. Bu sıkıntılı sezonu n ardından takımın başına Don Chaney getirildi. Chaney'in üç senelik koçluğu sırasında Houston Rockets, ligde hiç bir varlık gösteremezken, play-off ilk turlarında elenmekten kurtulamıyordu.

 

Houston Rockets, Rudy Tomjanovich'le hayata döndü. Görevi Don Chaney'den devralan Tomjanovich'li Houston ilk sezonunda(1992-93), 55-27 ve % 67.1'lik bir performans elde ederken, bu başarı takımı uzun bir aradan sonra tekrar konferans yarı finaline taşıdı. Seattle karşısında sergilenen başabaş mücadele Houston'ın şanssızlık halkasını kırmasına yetmemişti ve 4-3'lük seriyle finale yükselen takım Seattle oldu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen umutlar tüketilmiyor, hep taze tutuluyordu. Ve 1967'den başlayarak bugüne kadar sabırla beklenen şampiyonluk, 1993-94 sezonunda Houston'ın kapısını geldi, çaldı. Normal sezonu 58-24 ve % 70.7'lik bir seriyle tamamlayan Roketler, play-off ilk turunda önce Portland'ı 3-1 'le safdışı bıraktılar. Ardından Phoenix'le konferans yarı finalinde karşı karşıya geldiler. Özellikle Olajuwon'un başarılı oyunuyla rakibine 4-3 üstünlük sağlayan Houston, batı finalinde de Utah Jazz'ı 4-1'le kolay geçti. NBA Finali'nde New York'la karşılaşan Houston şampiyonluğun gidip gidip geldiği, karşılıklı müthiş savunmaların bir mücadelesi olan bu seriyi çok zor da olsa 4-3 kazanarak tarihinde ilk kez lig şampiyonluğuna ulaştı.

 

 

 

 

 

 

 

kinci Karşılaşma

Houston ve New York arasındaki bu şampiyonluk serisi NBA tarihinde eşine az rastlanır bir mücadeleye sahne oldu. Birbirine çok benzeyen bu iki takım da ne yapacağını kestirmenin imkansız olduğu bir guard ve süper bir pivota bağlıydı. Hatta bu iki pivot NCAA'de oynarken de finalde oynamış ve Georgetown'lı Ewing, Houston'lu Olajuwon'u yenmişti. Ancak bu ikinci karşılaşmada Vernon Maxwell-Hakeem Olajuwon ikilisi John Starks-Patrick Ewing ikilisine üstünlük sağlamayı başardı. Pat Riley'in aşırı disiplinli sistemi ve Batı yakasının yorucu maçlarından zor sıyrılan New York yıpranmış bir şekilde Houston'ın önüne çıkmıştı. Serinin kaderini savunmalar ve iki çılgın guardın sorumluluk duyguları belirledi. Hakeem Olajuwon kendine has pota altı spinleriyle kolay sayılar bulurken, Patrick Ewing'i de geriye çekilerek attığı şutlar dışında durdurmayı başarıyordu.İki çatlak skorer guarddan Vernon "Mad" Maxwell, John Starks'dan daha kontrollü oynayınca gülen taraf Houston oldu. Özellikle son maçta 11'de 0 (!!) sokan (daha doğrusu sokamayan) Starks takımın kaderini belirledi. NBA'de Riley'in taktik dehasıyla yarışabilecek tek isim olan Hırvat asıllı koç Tomjanovich'le Roketler, hedeflerine ulaşmayı başardılar. Serinin ne denli zorlu geçtiğini özetlemek için size kırılan bir rekordan bahsedelim: İki takım da 7 maçın hiçbirinde 93 sayıyı aşamadılar. Böyle bir şey daha önce NBA tarihinde hiç olmamıştı. 1967'de San Diego Rockets adıyla NBA yolculuğuna başlayan Houston takımı, bir zamanlar formasını giymiş olan bir oyuncunun teknik adamlığında bu özlemini yıllar sonra yenme mutluluğunu yaşıyordu.

Hiçbir Zaman Bir Şampiyonun Kalbini Küçümsemeyin !

Tomjanovich önderliğinde bu şampiyonluğun ardından 1994-95 sezonunda da tekrardan şampiyonluğa ulaşarak, yıllar süren özlemlerini böylece fazlasıyla giderme şansı buldular. Ancak bu sefer işler play-off öncesine kadar hiç de kolay değildi. Ozellikle sezon boyunca pek çok sorunla başetmeleri gerekti. Kötü giden şampiyonu ayağa kaldırmak için sezon ortasında bir takasla Portland'ın efsane oyuncusu ve Olajuwon'un Houston Üniversitesi'nden takım arkadaşı, Jordan'dan sonraki en büyük skorer olarak anılan Clyde Drexler'ı takıma katmaları bile performanslarını yükseltmelerine yeterli olmadı. Hatta o kadar ki Drexler'ın katılmasının ardından takım iki mağlubiyet birden alınca The Glide bir anda 'uğursuz' ilan edildi. Her mağlubiyet artan sorunlar yarattı. Ta ki sezonun bitimine bir ay kalana kadar. Bu anda bir gün arayla iki inanılmaz haber Houston'ı sarstı: Takımın iki ası Hakeem Olajuwon ve Vernon Maxwell aynı nedenden, demir eksikliği sebebiyle oluşan anemia teşhisiyle tam 14 maç forma giyemediler. Play-offun ilk maçı başlamadan önce de oynayıp oynamayacakları belli değildi. Nitekim Maxwell 22 maçlık play-off boyunca sadece bir maçta 16 dakika forma giydi. Ancak Hakeem geri dönmüştü. Play-off başlarken ligi sadece 47 - 35 ve NBA 11.si, Batı 6.sı olarak bitirmiş bu takıma kimse şans tanımıyordu.Buna karşın önce Utah'ı 3-2, ardından Phoenix'i 4-3, Batı finalinde San Antonio'yu 4-2 ve NBA finalinde de ligin en iyi takımı olarak kabul edilen Orlando'yu 4-0'la ezerek o çok inandıkları şampıyonluğa ulaştılar. Kimse Houston'a şans tanımıyordu, ama her zaman olduğu gibi Roketler önemli zamanlarda yani play-off'larda hedefe kilitlendiler. Utah'ı 2- 1 geriden gelip son maçı deplasmanda kazanarak elemeyi başardılar. Phoenix karşısında 3-1 geriye düştükten sonra ikisi deplasmanda olmak üzere üst üste üç maç kazanmayı başardılar. Ozellikle 5. maçta son 12 saniyede 5 sayı mağlupken bir üçlük ardından presle kapılan bir top ve son saniyede gelen basketin yarattığı uzatma mucizesi. Ardından da 4-3. NBA tarihinde 3-1'den 4-3 turu geçen 4. takım oluyordu Houston. Roketler play-off başladı mı hedefe kilitleniyor ve isabet edene kadar durmuyorlardı. Herkes bu iki turda karşısında pivot taklitleri bulan Olajuwon'ın pota altında fink attığını, iyi pivotlu bir takımın daha ilk iki turda 12 maç yapmış olan Houston'ı denize dökeceğini düşünürken, denize dökme işlemini yapan Olajuwon oldu. Ligin en iyi iki pivotuna karşı verdiği mücadelede önce David Robinson'ı, ardından da Shaquille O'Neal'ı sahadan silerek Houston'ı üst üste ikinci şampiyonluğuna taşıdı. "Şampiyonluk çikolata gibi, insan ilk denemesinde hemen alışıyor" diyordu Hakeem Olajuwon kupayla poz verirken.

Sonraki sezon ise oynadıkları karşılaşmalarda 48 galibiyet, 34 mağlubiyet aldılar. Ve iki sene üst üste elde ettikleri başarıyı tekrar edemeyerek, konferans yarı finalinde yılın flaş takımı Seattle'a 4-0'lık bir hezimetle elenmekten kurtulamadılar.İşte bu elenme anılarda kötü bir iz bıraktı. Seyirci yine takıma sahip çıkmazken, iki yıl üst üste şampiyonluğun tadına varan oyuncular, bu ünvanıarının ellerinden alınmasına hayli bozuldular. Ozellikle "Jordan döndü. Bulls emanetini Rockets'ın elinden alır, kolay kolay da geri vermez. Jordan ne zaman ayrılırsa belki Rockets için yeni bir şans doğar" tipi yaklaşımlar takımı kızdırdı. Bunun üzerine sezon başında ligin en başarılı oyuncularından ve şu sıralar Hall-of-Fame olan Charles Barkley'i Sam Cassell, Robert Horry, Chucky Brown ve Mark Bryant karşılığında Phoenix Suns takımından transfer ettiler. Şu ana kadar bütün bireysel başarılara ulaşmasına karşın tek eksiği olan şampiyonluk yüzüğünü henüz kazanamamış olan "Sir" Charles Barkley'in aklında, Teksas'ın yolunu tuttuğunda sadece ve sadece bu ekiple şampiyon olmaya daha yakın olduğu gerçeği vardı. Amam ne yazık ki şu felaket tellalcıları haklı çıktı ve Jordan hanedanına kaldığı yerden devam etti. Yaş ortalaması 35'i bulan takım ise bu seneden sonra büyük bir gençleştirme operasyonuna başlama kararı aldı. Şu an ise bu genç takım performansının doruğuna ulaştı. Yao Ming'li ve T-Mac'li Houston bu sene ligin tozunu attıracağa benziyor. Bir de şu sakatlıklar başımıza bela olmazsa... 


Emre Kara
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
© 2010 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.