
İlk olarak mütevazılığı ile tanıdığımız, NbaTv ailesine bu sene katılan, genç yaşta gerçekten oldukça parlayan, yorumcu ve aynı zamanda bir basketbol bilgini İsmail Şenol ile sizler için söyleşi yaptık. Biz durmayı sevmeyen bir siteyiz ve İsmail Şenol da bunu bilerek bizleri kırmadı ve söyleşi isteğimize olumlu cevap verdi. Oldukça güzel bir muhabbetin olduğu ve her şeyin uzun uzadıya konuşulduğu bu müthiş söyleşi sizlerle...
RoxTurk:
Öncelikle bizleri kırmadığın için teşekkürler İsmail Abi. Biraz kendinden
bahsedebilir misin, gerçekten oldukça genç bir yaşta NbaTv gibi ulusal bir
kanalın yorumculuğunu yapıyorsun, ayrıca zaten çoğu basketbol severin batug.com
gibi kaliteli bir siteden de tanıdığı, gayet samimi birisin. Neyse lafı kısa
keselim de sen konuş İsmail Abi kısaca seni tanıyabilir miyiz?
İsmail Şenol:
İzmir-Karşıyaka doğumluyum, orada büyüdüm. Babam eski bir futbolcu olduğu için
zaten spora doğuştan bir ilgim vardı. İlkokulu Çakabey Koleji’nde okudum ki bu
ilgimi işleyen yer orasıdır. Lisanslı olarak atletizm ve futbolla uğraştım ama
basketbolu her zaman yakından takip ettim. 1992 olimpiyatları sayesinde
basketbola olan ilgim diğerlerinin önüne geçti. Yeditepe Üniversitesi’nde
okurken 2003 yılında basketbolseverler.com sitesinin açtığı makale yarışmasını
kazandım. Sonrasında sırasıyla basketbolseverler.com, Yeditepeli.com ve batug.com’da
NBA yazıları yazdım. Derken batug.com sayesinde tanıştığım Mete Aktaş’ın
tavsiyesiyle Fanatik Basket’te yazmaya başladım. Aynı dönemde 6.Adam dergisinde
yazıyordum. İki senelik süreç içinde 6. Adam’da neredeyse yazarlıktan editörlüğe
her görevde bulundum. Ardından 6. Adam’dayken tanışma fırsatı bulduğum Kaan
Kural’ın desteğiyle SLAM dergisinde editörlük yapmaya başladım. Burası benim
için çok önemliydi, zira başta Erkan Arseven olmak üzere Murat Kosova, Yiğiter
Uluğ, Murat Kosova ve Kaan Kural gibi isimlerin yanında kendimi geliştirme
fırsatı buldum. Bu sezon başında da NBA TV’de yorumculuk yapma şansı doğdu.
Kendimi hâlâ gelişme sürecinde görüyorum. Ancak basketbola olan tutkum sayesinde
her gün üzerine bir şeyler koymaya çalışıyorum.
RoxTurk: NBA'e
olan ilgin nasıl gelişti? Ayrıca koyu bir de Atlanta Hawks taraftarı olduğunu
biliyoruz, biraz bundan bahsedebilir misin?
İsmail Şenol:
NBA’e olan ilgim, söylediğim gibi 1992 olimpiyatları sayesinde oldu. Sonraki
yıllarda daha fazla bilgi kaynağı bulabildikçe ilgimiz daha çok arttı. Kardeşim
Çağrı ile kablolu tv sayesinde CNN, Eurosport gibi kanalların teletekstlerinden
bulabildiğimiz ufak haberlerle takip edebiliyorduk. Atlanta Hawks’ın da en
başarılı dönemlerinden biriydi. Mookie Blaylock-Steve Smith-Tyrone Corbin-Christian
Laettner-Dikembe Mutombo beşi ligin en iyi savunma takımlarından biriydi. Çok
izleyemesek de yayınlanan NBA Action’lardan gördüğümüz kadarıyla Deke izlenmesi
en keyifli oyuncularındandı. Aynı dönemde Dominique Wilkins’in Barcelona’ya
karşı Panathinaikos formasıyla oynadığı o efsane final ve Wilkins’in Atlanta’lı
olduğunu öğrenmem bu kararımda etkili olmuştur herhalde. Öyle bir fanatikliğim
yoktur aslında, genelde takım olarak iyi savunma takımlarını ve oyuncu olarak da
çok yönlü oyun kurucuları severim.
RoxTurk: Sıcağı
sıcağına oynanan Lakers - Rockets maçından konuşalım. Tabi maç yayını esnasında,
sitemizden bahsetmen de onur vericiydi, gerçekten teşekkürler. Lidere karşı
oynadığımız oyun sizce nasıldı?
İsmail Şenol: Lakers
maçında özellikle ilk yarıda Los Angeles’ın savunması çok kötüydü. Rockets son
zamanlardaki mücadeleci kimliğini tamamen sahaya yansıttı. Tracy McGrady ekstra
kötü oynayınca üçüncü çeyrekte işler Lakers lehine döndü. Ancak Rafer Alston ve
Shane Battier özel birer gece geçirdiler ve Rockets seriyi sürdürdü. Bence maçın
kilidini Alston-Battier ikilisi çözdü. Ayrıca Landry’nin yokluğunda Harris’in de
sürpriz katkısı beni çok şaşırttı.
RoxTurk: Peki
galibiyet serimiz hakkında ne düşünüyorsun? Sence şans mıydı, yoksa bunu
fazlasıyla hak ettik mi? En önemli faktör neydi?
İsmail Şenol:
22 maçlık seri boyunca Rockets’ta beni en çok etkileyen beş isim vardı ve
bunların hiçbiri süper yıldız statüsünde değil. Luis Scola, Carl Landry, Chuck
Hayes ve Shane Battier dörtlüsü olağanüstü bir mücadele sergiliyor. Her topa
atlıyorlar, her ribaundu alıyorlar, her pozisyonda rakibin tüm penetre
koridorlarını kapatıyorlar. Gerçekten bu dörtlüyü izlemek çok keyifli. Rafer
Alston da kariyerinde hiç olmadığı kadar iyi bir oyun sergiliyor.
Tabii takımın şansı da vardı, rakiplerin önemli
oyuncuları tam Houston maçlarında sakatlandı. Ancak ben bu şansın gösterilen
olağanüstü mücadele sonucunda geldiğini düşünüyorum. Karma diyebiliriz. İyi
şeyler iyi niyetli insanların başına gelir.
RoxTurk: Yao
Ming'in sezonu kapamasıyla birlikte hepimizin umutları yıkılmışken, birden
tekrar bir ışık yandı. Sence Play-Off şansımız ne durumda?
İsmail Şenol:
Rockets bu mücadeleyi göstermeye devam ederse play-off’a kalacaktır, bunu
rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak play-off’ta çok ileri gidebileceğini
sanmıyorum.
RoxTurk:
Çaylaklarımız için neler düşünüyorsun? Bilindiği gibi özel çaylaklara sahibiz :)
İsmail Şenol:
Scola’ya çaylak demeye dilim varmıyor, yazın en önemli imzalarından biri oldu.
Carl Landry’yi zaten Big Ten Konferansı’ndan
tanıyoruz. Eğer diz sakatlığı yüzünden bir sezon kaybetmese ilk turda seçilecek
yetenekte bir oyuncuydu. Boy dezavantajını müthiş mücadelesi ve atletizmiyle
kapatıyor. NBA’de ara sıra gösterebilse de, hücumda daha büyük sorumluluklar
alabilir.
Aaron Brooks kolejdeyken SLAM’e konu olmuş ender
isimlerden biriydi. Yaz liginde muazzamdı. Sezon başında Mike James ve Steve
Francis’in olduğu bir kadroda kendine rol bulması onun ne kadar yetenekli
olduğunun bir kanıtı. Yao’nun olduğu takımda ceza şutlarını keserek yerini daha
da sağlamlaştırabilir.
Gezgin Mike Harris ise büyük sürpriz oldu, son
maçlarda iyi katkı veriyor.
RoxTurk: İsmail
abi, gelelim T-Mac'e. Sence bu adamın sorunu ne, bu istikrarsızlık meselesi,
neden bir türlü güven vermiyor?
İsmail Şenol:
T-Mac’in basketbolu çok sevdiğine eminim. Galibiyet serisinde üstlendiği rol
bunu gösteriyor zaten, özellikle asistleri çok etkileyici. McGrady’nin Kobe,
LeBron ayarındakilerle yarışacak doğaüstü yetenekleri var. Ancak kazanma arzusu
basketbol sevgisi kadar üst seviyede değil. Kobe’yi, Garnett’i, LeBron’u, Wade’i
özel yapan şey, muazzam yeteneklerinin yanında kaybetmeyi kabullenmeyecek kadar
inatçı olmaları. T-Mac’te bu arzunun o seviyede olduğunu hissetmiyorum. Belki de
genlerdendir, çünkü Vince Carter’da da benzer bir durum söz konusu.
RoxTurk: Rick
Adelman'ın yılın koçu, Morey'nin yılın GM'i, Scola'nın yılın çaylağı veya
Tracy'nin MVP olma ihtimali hakkında görüşlerin neler?
İsmail Şenol:
Luis Scola’nın Kevin Durant ve Al Horford’dan çok üstün olduğunu
söyleyemeyeceğim. Adelman bence bu seri sayesinde Phil Jackson ve Stan Van Gundy
ile birlikte yılın koçu ödülüne çok yakın. McGrady de 22 maçlık seri tutturan
takımın lideri olarak MVP konusunda adı geçen isimlerden biri, ancak o da Kobe,
LeBron ve Chris Paul’ün bir adım gerisinde bence. Yılın GM’i ise tartışmasız
olarak Danny Ainge olmalı. Zaten Houston’ı bu kadar başarılı kılan şey sahadaki
oyuncuların büyük bir özveriyle oynaması. Kişisel ödüllerden uzak görünmelerinin
bir sebebi de budur.
RoxTurk: Yine
bizleri fazlasıyla üzmüş olan bir konuya değinmek istiyorum. Bu yıl büyük
umutlarla tekrar takıma kattığımız Steve Francis için neler diyeceksin? Sence
hayal kırıklığı mı, ya da seneye de bizle olması gereken biri mi?
İsmail Şenol:
Açıkçası Francis’ten benim bir beklentim yoktu. Aaron Brooks ve Luther Head’in
sürelerinden kesilip ona bir şans daha verilmesinden yana değilim.
RoxTurk: Rockets
tarihinden bir beş oluşturabilir misin?
İsmail Şenol:
Aslında pozisyonlara göre bir beş çıkartmak çok zor ancak soruya uygun cevap
vermek gerekirse John Lucas – Clyde Drexler – Rudy Tomjanovich – Charles Barkley
– Hakeem Olajuwon diyebilirim. Ancak Moses Malone, Calvin Murphy, Kenny Smith,
Ralph Sampson ve Otis Thorpe gibi isimler dışarıda kalınca insanın içi gidiyor
tabii. Ben John Lucas’ın Rockets tarihindeki en “saf” oyun kurucu olduğunu
düşünüyorum. Eğer Lucas’ın uyuşturucu problemleri olmasaydı Rockets o dönemde
bir hanedanlık kurabilirdi.
RoxTurk: Rockets tarihine
değinmişken de sormak istiyorum, NBA severlerin hatırlayacağı gibi Toyota
Center tavanınında 22 numaralı forması asılı olan eski Roket Clyde Drexler bu yaz
İstanbul'a gelmişti. Onunla konuşma fırsatın oldu mu? Bizler de dahil birçok
kişi onu görmek adına sabırsızlanıyordu... Gözlemlediğin kadarıyla nasıl bir
insan?
İsmail Şenol: Clyde
Drexler İstanbul’da kaldığı süre boyunca onunla dört farklı organizasyonda bir
araya gelme şansı buldum. Avcılar’daki Atatürk İlköğretim Okulu’na, Boğaziçi
Üniversitesi’ne, Caddebostan sahiline ve Cevahir alışveriş merkezindeki TAÇ
mağazasına gitti. Gittiği her yerde etrafına saçtığı elektrik, kendisiyle
ilgilenen herkesle aynı şekilde ilgilenmesi örnek alınacak seviyedeydi.
Karşısındaki herkese saygı duyuyor ve bunu da hissettiriyor. Geldiği ilk gün
yaptığımız röportajda kendisine Türkçe kelime bilip bilmediğini sordum. Henüz
yeni geldiğini söyledi, ancak gidene kadar Türkçe öğreneceğine dair söz verdi.
Son günkü röportajımızdan önce bu durumu hatırlatmak için fırsat kollarken,
Drexler ben daha ağzımı bile açmadan “Merhaba, nasılsınız?” dedi. Nasıl
şaşırdığımı anlatamam.
Ayrıca yine başka bir röportajında şampiyonluk yüzüğünü
kaybettiğini, muhtemelen tavan arasında bir yerde olduğunu söyledi. Sadece hall
of fame yüzüğünü takıyormuş o yüzden. Kariyerinde şampiyonluğun ayrı bir yeri
olduğunu, ancak en çok Houston Üniversitesi’ndeki günlerini özlediğini söyledi.
Rockets hakkında yaptığımız konuşmalarda ise Jack Sikma’nın bu sene takım için
çok büyük kazanç olduğunu özellikle vurguladı. Hatırladığım kadarıyla imza
gününde bir taraftar Steve Francis forması giyiyordu. Çocuk Drexler’a Francis’i
anlattı, anlattı. Sonra onu kulüp tarihinin en iyilerinden biri olarak
gösterince pek belli etmedi ama Drexler biraz bozuldu. Sonra “Hâlâ onda ne
bulduğunuzu anlamıyorum” dedi ama çocuk tam olarak onu anlamadı. Sonuçta Francis
sevgisinin biraz abartıldığını düşünüyor. Yine de çok fanatik bir taraftar
olduğunu söyleyebilirim. Aklımda kalanlar bunlar, son olarak Drexler’ın Dr.
J’den bile daha etkileyici biri olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
RoxTurk: Ayrıca
biraz da sitemizle ilgili konuşmak istiyorum. Türkiye'de bulunan ilk ve tek
Türkçe Rockets sitesi olarak, bu oluşumumuzu nasıl değerlendiriyorsun, sitemizi
inceledikten sonraki görüşlerin nelerdir?
İsmail Şenol:
RoxTurk olarak iyi iş çıkarıyorsunuz. Umarım sizler de Turkish Wolves gibi kendi
takımınızı burada ağırlama şansına erişirsiniz. Hido ve Brooks röportajları
tanınmanızı sağlayıp sizi bir adım öne çıkardı. En çok hoşuma giden şey Türkçe
konusundaki hassasiyetiniz. Ancak bu hassasiyetinizi biraz daha uygulamaya
koymanız gerekli.
RoxTurk: Gelecek
adına planların neler, farklı bir şeyler düşünüyor musun?
İsmail Şenol:
Burada olmaktan çok mutluyum. NTV Türkiye’de basketbola en çok değer veren
kurumların başında geliyor. SLAM Türkiye dergisi ve NBA TV’deki görevlerimin
yanında yeni yayın hayatına başlayan NTV SPOR’da her Cuma yayınlanacak Murat
Kosova’nın sunacağı SLAM programının hazırlanmasında sevgili Irmak Kazuk ile
birlikte çalışıyoruz. Ayrıca fırsat buldukça ntvspor.net sitesine de yazılar
yazmaya çalışıyorum. Bunlar haricinde yakın zamanda yeni bir düşüncem yok.
RoxTurk: Bu
keyifli söyleşi adına gerçekten teşekkür ederiz. Seninle tekrar konuşabilmek
dileğiyle İsmail Abi. İşlerinde kolaylıklar.
Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|