Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Anasayfa
Söyleşi: Eralp Demirkul - İsmail Şenol
Yazar Eralp Demirkul   
Çarşamba, 26 Mart 2008
 İlk olarak mütevazılığı ile tanıdığımız, NbaTv ailesine bu sene katılan, genç yaşta gerçekten oldukça parlayan, yorumcu ve aynı zamanda bir basketbol bilgini İsmail Şenol ile sizler için söyleşi yaptık. Biz durmayı sevmeyen bir siteyiz ve İsmail Şenol da bunu bilerek bizleri kırmadı ve söyleşi isteğimize olumlu cevap verdi. Oldukça güzel bir muhabbetin olduğu ve her şeyin uzun uzadıya konuşulduğu bu müthiş söyleşi sizlerle...

RoxTurk: Öncelikle bizleri kırmadığın için teşekkürler İsmail Abi. Biraz kendinden bahsedebilir misin, gerçekten oldukça genç bir yaşta NbaTv gibi ulusal bir kanalın yorumculuğunu yapıyorsun, ayrıca zaten çoğu basketbol severin batug.com gibi kaliteli bir siteden de tanıdığı, gayet samimi birisin. Neyse lafı kısa keselim de sen konuş İsmail Abi kısaca seni tanıyabilir miyiz?

İsmail Şenol: İzmir-Karşıyaka doğumluyum, orada büyüdüm. Babam eski bir futbolcu olduğu için zaten spora doğuştan bir ilgim vardı. İlkokulu Çakabey Koleji’nde okudum ki bu ilgimi işleyen yer orasıdır. Lisanslı olarak atletizm ve futbolla uğraştım ama basketbolu her zaman yakından takip ettim. 1992 olimpiyatları sayesinde basketbola olan ilgim diğerlerinin önüne geçti. Yeditepe Üniversitesi’nde okurken 2003 yılında basketbolseverler.com sitesinin açtığı makale yarışmasını kazandım. Sonrasında sırasıyla basketbolseverler.com, Yeditepeli.com ve batug.com’da NBA yazıları yazdım. Derken batug.com sayesinde tanıştığım Mete Aktaş’ın tavsiyesiyle Fanatik Basket’te yazmaya başladım. Aynı dönemde 6.Adam dergisinde yazıyordum. İki senelik süreç içinde 6. Adam’da neredeyse yazarlıktan editörlüğe her görevde bulundum. Ardından 6. Adam’dayken tanışma fırsatı bulduğum Kaan Kural’ın desteğiyle SLAM dergisinde editörlük yapmaya başladım. Burası benim için çok önemliydi, zira başta Erkan Arseven olmak üzere Murat Kosova, Yiğiter Uluğ, Murat Kosova ve Kaan Kural gibi isimlerin yanında kendimi geliştirme fırsatı buldum. Bu sezon başında da NBA TV’de yorumculuk yapma şansı doğdu. Kendimi hâlâ gelişme sürecinde görüyorum. Ancak basketbola olan tutkum sayesinde her gün üzerine bir şeyler koymaya çalışıyorum.

RoxTurk: NBA'e olan ilgin nasıl gelişti? Ayrıca koyu bir de Atlanta Hawks taraftarı olduğunu biliyoruz, biraz bundan bahsedebilir misin?

İsmail Şenol: NBA’e olan ilgim, söylediğim gibi 1992 olimpiyatları sayesinde oldu. Sonraki yıllarda daha fazla bilgi kaynağı bulabildikçe ilgimiz daha çok arttı. Kardeşim Çağrı ile kablolu tv sayesinde CNN, Eurosport gibi kanalların teletekstlerinden bulabildiğimiz ufak haberlerle takip edebiliyorduk. Atlanta Hawks’ın da en başarılı dönemlerinden biriydi. Mookie Blaylock-Steve Smith-Tyrone Corbin-Christian Laettner-Dikembe Mutombo beşi ligin en iyi savunma takımlarından biriydi. Çok izleyemesek de yayınlanan NBA Action’lardan gördüğümüz kadarıyla Deke izlenmesi en keyifli oyuncularındandı. Aynı dönemde Dominique Wilkins’in Barcelona’ya karşı Panathinaikos formasıyla oynadığı o efsane final ve Wilkins’in Atlanta’lı olduğunu öğrenmem bu kararımda etkili olmuştur herhalde. Öyle bir fanatikliğim yoktur aslında, genelde takım olarak iyi savunma takımlarını ve oyuncu olarak da çok yönlü oyun kurucuları severim.

 RoxTurk: Sıcağı sıcağına oynanan Lakers - Rockets maçından konuşalım. Tabi maç yayını esnasında, sitemizden bahsetmen de onur vericiydi, gerçekten teşekkürler. Lidere karşı oynadığımız oyun sizce nasıldı?

İsmail Şenol: Lakers maçında özellikle ilk yarıda Los Angeles’ın savunması çok kötüydü. Rockets son zamanlardaki mücadeleci kimliğini tamamen sahaya yansıttı. Tracy McGrady ekstra kötü oynayınca üçüncü çeyrekte işler Lakers lehine döndü. Ancak Rafer Alston ve Shane Battier özel birer gece geçirdiler ve Rockets seriyi sürdürdü. Bence maçın kilidini Alston-Battier ikilisi çözdü. Ayrıca Landry’nin yokluğunda Harris’in de sürpriz katkısı beni çok şaşırttı.

RoxTurk: Peki galibiyet serimiz hakkında ne düşünüyorsun? Sence şans mıydı, yoksa bunu fazlasıyla hak ettik mi? En önemli faktör neydi?

İsmail Şenol: 22 maçlık seri boyunca Rockets’ta beni en çok etkileyen beş isim vardı ve bunların hiçbiri süper yıldız statüsünde değil. Luis Scola, Carl Landry, Chuck Hayes ve Shane Battier dörtlüsü olağanüstü bir mücadele sergiliyor. Her topa atlıyorlar, her ribaundu alıyorlar, her pozisyonda rakibin tüm penetre koridorlarını kapatıyorlar. Gerçekten bu dörtlüyü izlemek çok keyifli. Rafer Alston da kariyerinde hiç olmadığı kadar iyi bir oyun sergiliyor.

Tabii takımın şansı da vardı, rakiplerin önemli oyuncuları tam Houston maçlarında sakatlandı. Ancak ben bu şansın gösterilen olağanüstü mücadele sonucunda geldiğini düşünüyorum. Karma diyebiliriz. İyi şeyler iyi niyetli insanların başına gelir.

RoxTurk: Yao Ming'in sezonu kapamasıyla birlikte hepimizin umutları yıkılmışken, birden tekrar bir ışık yandı. Sence Play-Off şansımız ne durumda?

İsmail Şenol: Rockets bu mücadeleyi göstermeye devam ederse play-off’a kalacaktır, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak play-off’ta çok ileri gidebileceğini sanmıyorum.

 RoxTurk: Çaylaklarımız için neler düşünüyorsun? Bilindiği gibi özel çaylaklara sahibiz :)

İsmail Şenol: Scola’ya çaylak demeye dilim varmıyor, yazın en önemli imzalarından biri oldu.

Carl Landry’yi zaten Big Ten Konferansı’ndan tanıyoruz. Eğer diz sakatlığı yüzünden bir sezon kaybetmese ilk turda seçilecek yetenekte bir oyuncuydu. Boy dezavantajını müthiş mücadelesi ve atletizmiyle kapatıyor. NBA’de ara sıra gösterebilse de, hücumda daha büyük sorumluluklar alabilir.

Aaron Brooks kolejdeyken SLAM’e konu olmuş ender isimlerden biriydi. Yaz liginde muazzamdı. Sezon başında Mike James ve Steve Francis’in olduğu bir kadroda kendine rol bulması onun ne kadar yetenekli olduğunun bir kanıtı. Yao’nun olduğu takımda ceza şutlarını keserek yerini daha da sağlamlaştırabilir.

Gezgin Mike Harris ise büyük sürpriz oldu, son maçlarda iyi katkı veriyor.

 RoxTurk: İsmail abi, gelelim T-Mac'e. Sence bu adamın sorunu ne, bu istikrarsızlık meselesi, neden bir türlü güven vermiyor?

İsmail Şenol: T-Mac’in basketbolu çok sevdiğine eminim. Galibiyet serisinde üstlendiği rol bunu gösteriyor zaten, özellikle asistleri çok etkileyici. McGrady’nin Kobe, LeBron ayarındakilerle yarışacak doğaüstü yetenekleri var. Ancak kazanma arzusu basketbol sevgisi kadar üst seviyede değil. Kobe’yi, Garnett’i, LeBron’u, Wade’i özel yapan şey, muazzam yeteneklerinin yanında kaybetmeyi kabullenmeyecek kadar inatçı olmaları. T-Mac’te bu arzunun o seviyede olduğunu hissetmiyorum. Belki de genlerdendir, çünkü Vince Carter’da da benzer bir durum söz konusu.

RoxTurk: Rick Adelman'ın yılın koçu, Morey'nin yılın GM'i, Scola'nın yılın çaylağı veya Tracy'nin MVP olma ihtimali hakkında görüşlerin neler?

İsmail Şenol: Luis Scola’nın Kevin Durant ve Al Horford’dan çok üstün olduğunu söyleyemeyeceğim. Adelman bence bu seri sayesinde Phil Jackson ve Stan Van Gundy ile birlikte yılın koçu ödülüne çok yakın. McGrady de 22 maçlık seri tutturan takımın lideri olarak MVP konusunda adı geçen isimlerden biri, ancak o da Kobe, LeBron ve Chris Paul’ün bir adım gerisinde bence. Yılın GM’i ise tartışmasız olarak Danny Ainge olmalı. Zaten Houston’ı bu kadar başarılı kılan şey sahadaki oyuncuların büyük bir özveriyle oynaması. Kişisel ödüllerden uzak görünmelerinin bir sebebi de budur.

RoxTurk: Yine bizleri fazlasıyla üzmüş olan bir konuya değinmek istiyorum. Bu yıl büyük umutlarla tekrar takıma kattığımız Steve Francis için neler diyeceksin? Sence hayal kırıklığı mı, ya da seneye de bizle olması gereken biri mi?

İsmail Şenol: Açıkçası Francis’ten benim bir beklentim yoktu. Aaron Brooks ve Luther Head’in sürelerinden kesilip ona bir şans daha verilmesinden yana değilim.

RoxTurk: Rockets tarihinden bir beş oluşturabilir misin?

İsmail Şenol: Aslında pozisyonlara göre bir beş çıkartmak çok zor ancak soruya uygun cevap vermek gerekirse John Lucas – Clyde Drexler – Rudy Tomjanovich – Charles Barkley – Hakeem Olajuwon diyebilirim. Ancak Moses Malone, Calvin Murphy, Kenny Smith, Ralph Sampson ve Otis Thorpe gibi isimler dışarıda kalınca insanın içi gidiyor tabii. Ben John Lucas’ın Rockets tarihindeki en “saf” oyun kurucu olduğunu düşünüyorum. Eğer Lucas’ın uyuşturucu problemleri olmasaydı Rockets o dönemde bir hanedanlık kurabilirdi.

 RoxTurk: Rockets tarihine değinmişken de sormak istiyorum, NBA severlerin hatırlayacağı gibi Toyota Center tavanınında 22 numaralı forması asılı olan eski Roket Clyde Drexler bu yaz İstanbul'a gelmişti. Onunla konuşma fırsatın oldu mu? Bizler de dahil birçok kişi onu görmek adına sabırsızlanıyordu... Gözlemlediğin kadarıyla nasıl bir insan?

İsmail Şenol: Clyde Drexler İstanbul’da kaldığı süre boyunca onunla dört farklı organizasyonda bir araya gelme şansı buldum. Avcılar’daki Atatürk İlköğretim Okulu’na, Boğaziçi Üniversitesi’ne, Caddebostan sahiline ve Cevahir alışveriş merkezindeki TAÇ mağazasına gitti. Gittiği her yerde etrafına saçtığı elektrik, kendisiyle ilgilenen herkesle aynı şekilde ilgilenmesi örnek alınacak seviyedeydi. Karşısındaki herkese saygı duyuyor ve bunu da hissettiriyor. Geldiği ilk gün yaptığımız röportajda kendisine Türkçe kelime bilip bilmediğini sordum. Henüz yeni geldiğini söyledi, ancak gidene kadar Türkçe öğreneceğine dair söz verdi. Son günkü röportajımızdan önce bu durumu hatırlatmak için fırsat kollarken, Drexler ben daha ağzımı bile açmadan “Merhaba, nasılsınız?” dedi. Nasıl şaşırdığımı anlatamam.

Ayrıca yine başka bir röportajında şampiyonluk yüzüğünü kaybettiğini, muhtemelen tavan arasında bir yerde olduğunu söyledi. Sadece hall of fame yüzüğünü takıyormuş o yüzden. Kariyerinde şampiyonluğun ayrı bir yeri olduğunu, ancak en çok Houston Üniversitesi’ndeki günlerini özlediğini söyledi. Rockets hakkında yaptığımız konuşmalarda ise Jack Sikma’nın bu sene takım için çok büyük kazanç olduğunu özellikle vurguladı. Hatırladığım kadarıyla imza gününde bir taraftar Steve Francis forması giyiyordu. Çocuk Drexler’a Francis’i anlattı, anlattı. Sonra onu kulüp tarihinin en iyilerinden biri olarak gösterince pek belli etmedi ama Drexler biraz bozuldu. Sonra “Hâlâ onda ne bulduğunuzu anlamıyorum” dedi ama çocuk tam olarak onu anlamadı. Sonuçta Francis sevgisinin biraz abartıldığını düşünüyor. Yine de çok fanatik bir taraftar olduğunu söyleyebilirim. Aklımda kalanlar bunlar, son olarak Drexler’ın Dr. J’den bile daha etkileyici biri olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

RoxTurk: Ayrıca biraz da sitemizle ilgili konuşmak istiyorum. Türkiye'de bulunan ilk ve tek Türkçe Rockets sitesi olarak, bu oluşumumuzu nasıl değerlendiriyorsun, sitemizi inceledikten sonraki görüşlerin nelerdir?

İsmail Şenol: RoxTurk olarak iyi iş çıkarıyorsunuz. Umarım sizler de Turkish Wolves gibi kendi takımınızı burada ağırlama şansına erişirsiniz. Hido ve Brooks röportajları tanınmanızı sağlayıp sizi bir adım öne çıkardı. En çok hoşuma giden şey Türkçe konusundaki hassasiyetiniz. Ancak bu hassasiyetinizi biraz daha uygulamaya koymanız gerekli.

RoxTurk: Gelecek adına planların neler, farklı bir şeyler düşünüyor musun?

İsmail Şenol: Burada olmaktan çok mutluyum. NTV Türkiye’de basketbola en çok değer veren kurumların başında geliyor. SLAM Türkiye dergisi ve NBA TV’deki görevlerimin yanında yeni yayın hayatına başlayan NTV SPOR’da her Cuma yayınlanacak Murat Kosova’nın sunacağı SLAM programının hazırlanmasında sevgili Irmak Kazuk ile birlikte çalışıyoruz. Ayrıca fırsat buldukça ntvspor.net sitesine de yazılar yazmaya çalışıyorum. Bunlar haricinde yakın zamanda yeni bir düşüncem yok.

RoxTurk: Bu keyifli söyleşi adına gerçekten teşekkür ederiz. Seninle tekrar konuşabilmek dileğiyle İsmail Abi. İşlerinde kolaylıklar.


Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
Sonraki >
© 2009 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.