 Steve Francis... Kolejde harikalar yaratan bir isim, ikinci sezonunda
25.3 sayı 8.7 asist 7.1 ribaund 5.3 top çalma ortalamaları tutturan
Franchise 1999 yılında Vancouver tarafından draft edilir, ancak okuduğu
kolej olan Maryland'e uzak olduğu için Vancouver'e gitmek istemez, bunun
sonucunda Rockets'a takas edilir...
Aslında kariyeri şahane başlamıştı, o zamanın Chicago şimdinin Clippers
yıldızı Elton Brand ile birlikte yılın çaylağı ödülünü almıştır. O sene
18 sayı, 5.3 ribaund, 6.6 asist ile gelecek yıllarda çok büyük bir star
olacağının sinyallerini vermiştir. İlk senenin ardından herşey
beklenildiği gibi gelişmemiştir, 03-04 yılında Rockets Playoff ilk
turunda Lakers'a 4-1 elenidikten sonra Rox'un contender olma hamleleri
yüzünden Calvin Cato ile birlikte Orlando'nun yolunu tutmuştu ancak
Orlando kariyeri hiçte iyi değildir Franchise'ın; tam 4 kere kadro dışı
kalmış ve ikinci sezonunda sezonun neredeyse yarısını sakatlık ve diğer
sebeplerden(!) dolayı oyna(ya)mamıştır.
Rox'a Neler Katar - Neler Katmaz?
Aklı
başında ve sağlıklı bir Francis Rockets'a çok büyük katkı yapar, ancak
bu bir risk tabii ki. Bir uçta kafası basketbolda olduğu zaman ligin en
"all-around" guardlarından biri olan Franchise, bir uçta 4 kere kadro
dışı kalmış, istediği zaman oynayan ve genelde yatan bir isim. Ancak
şöyle bir durum var ki, bu ilk seçenekteki Francis'in gelme olasılığını
yükseltiyor; eğer Francis New York'ta ve Orlando'da yediği damgayı
burada da üstünden atamazsa büyük ihtimalle bir daha başka takım
tarafından alınmaz, yani basit ifadeyle bu onun son şansı. Eğer o da
bunun bilincindeyse mutlaka kafasını basketbola verecektir, vermek
zorundadır.
Tabi Francis bu, ne zaman ne yapacağı belli
olmaz. Hatırlarsanız, ilk New York'a gittiğinde basına "Seneye beni all
star görünce, Magic pişman olacak" tarzı açıklamaları oldu, ancak şuanki
durumu ortada. Ayrıca off season'ın başında takıma katılan Mike James'te
Francis'te benchte oturmayı kabullenecek isimler değil, eğer Francis
gelirse en büyük sorunlardan biride bu olacaktır. Ancak üsttede
belirttiğim gibi eğer Rox'a katılırsa, bu büyük olasılıkla onun son
şansı olacak, ve o da bunu en iyi şekilde değerlendirmek isteyecektir.
Aklı
başında bir Francis, Alston'un yapmadığı (yada yapamadığı) savunmayı
delme işlemini rahatlıkla yapabilir, ayrıca Yao ve T-Mac'e gelen
sıkıştırmalarda rahatlıkla skor üretir, hücumu rahatlatır. Rafer'dan daha
iyi pasör, daha iyi delicidir ancak tek sorun topla oynamayı çok sevmesi
ve buna bağlı olarak yaptığı top kayıpları. 2 tane çok top kullanan
oyuncunun yanına gelince, ister istemez kullanacağı topları ve top
kayıplarını azaltması gerekecek.
Bir Not: Aklı başında lafını çok kullandığımın farkındayım, ancak konu Francis olunca ister istemez böyle oluyor.
Son
Söz: Francis'te diğer bir çok transfer gibi risk, hatta onlardan daha
fazla risk taşıyor ancak kafası basketbolda, problemden uzak bir Francis
takımı şampiyonluk seviyesine kadar çıkarır, benden söylemesi...
Doğuş Arun
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|