
Sabah sevgili kocamız Utah ile onların yatağında maçımız vardı sonuç kaçınılmaz
oldu, neticesinde belli bir kocalık hakları var üzerimizde e son dönemin en
formda takımı olmalarını, Boozer’ın bize olan yüce sevgisini düşündüğümüzde olur
deyip geçebileceğimiz bir maç oldu. Neticesinde 19 Şubat’tan sonra takımda çokça
değişiklikler oldu, kısaca bunlardan bahsedelim
Geçen yazıda bahsetmiştim takıma eklenmek istenen oyunculardan hepsi kendi
çaplarında iyi ama takıma adapte konusunda sıkıntı çıkarabilecek oyunculardı. Bu
takas dedikodularında da en çok ismi geçenler T-Mac ve Artest'ti. Ama o dönem de
T-Mac öyle filmler çevirdi, öyle performans gösterdi, öyle azimli hareket etti
ki o mücadele sahada olsaydı 72-10 ile Chicago ile göbektaş olurduk. Bu sakatlık
olayı sonrası ki detayına girmeyeceğim her yerde var, T-Mac sezonu kapamış oldu
haliyle takas malzemesi olmaktan çıktı. Diğer seçenek Artest de sezon boyu
T-Mac’in sahada olmadığı dönemde ki (ciddi uzun bir dönem) skorer ve lider
oyunuyla takımın paşa babası oldu. Ama 19 Şubat’ın akla kazınan en önemli
hareketi Alston’du. Yıllarını verdiği karşılığında misli misli yıllarımızı
aldığı (hiç yoksa 30-35 saç tel gösterebilirim Alston’un beyazlattığı) bu
camiadan Lowry + Cook karşılığında güneşin kumla kavuştuğu, sahilde kız-erkek
demeden herkesin vuruştuğu, M. Emir’in geçtiğimiz günlerde semasında uçtuğu
Orlando’ya takas oldu. Bu takas sonrasında akla gelebilecek her forumda Morey’e
karşı haklı-haksız bir giydirme operasyonu başladı. Carter’dan başlayıp Cook’a
düşmesi (tek benzer yönleri baş harfler C, ki benim ismimin de C) herkesi isyan
pozisyonuna getirdi bunun için de ele avuca gelen, eti götü dolgun tek gardımız
verilince de bu isyanlar çok mantıksız değil. Zaten bu takasa çok mantıklı
yaklaşabilen de yok anladığım kadarıyla, iki fikir olabilir onları da
paylaşalım. Hiçbir takasa malzeme edilmeyen Aaron’a "Aslansın, koçsun yaparsın
oğlum denmesi" ve de Alston’un kontratını bozdurmak. Hani cebinizde 200 TL
vardır hiçbir yerde kullanamazsınız. Dolmuşa binseniz küfür korkusu, sokakta
gezemezsiniz çarpılma korkusu. O parayı kullanılacak hale sokmaya çalışırsınız
bakkallarda , çakkallarda. Bu da onun gibi bir takas olabilir keza yazın bir
hamle yapacak olsa ki yapacaktır T-Mac’e artık güvenilmeyeceği, bizim de şu
takımla final tur yapamayacağımız ortada. "Capfiller" gibi tabir edilebilecek
kontratlar lazımdı, Morey de buna kullanmış olabilir. Ha derseniz Alston bu
kadar ucuz mu? E bence de pahalı değil. Drafttan sürekli Alston’dan genç ve
kaliteli topçular geliyor. Bakıldığında ligin yarısı zaten yeniden oluşuma merak
salmış vaziyette, zaten Orlando bu sene bu kadar iddialı olmasa, Jameer’i
kaybetmese sizce ister mi Rafi’yi? Bence istemez, o yüzden elimizden çıkması iyi
oldu kanısındayım.

Gelelim takıma takas sonrası 6-2 gibi bir durumdayız. Ve Cleveland,
Portland, Dallas gibi takımları yendik kendi sahamızda. Chicago maçını kaza
sayarsak Utah maçı da olağan. Yani şimdilik kötü durumda değiliz. Aaron son
maçlarda biraz ezilse de, Alston’dan hallice oynasa da Lowry ile bir şekil idare
ediyorlar durumu. Ama takımın şu an en büyük sıkıntısı son toplar. Geçtiğimiz
senelerde bunu ya T-Mac ya da hep söylediğim, belki hastası olduğum tek yanı o
olan Alston atıyordu. Şu an takımın bu ölçülerde piç kaldığı söylenebilir. Bu
olaya birilerinin el atması şart, Aaron bunu yapar yapmasına ama ezildiği
maçlarda son topu ona vermek takıma da kendisine de ihanet sayılabilir. (O kadar
dedim Baron’unu getirin diye gittiniz Aron’un önüne B yerine A koydunuz, bizi
bücüre mecbur bıraktınız) Son topları Artest’in kullanma mevzusu ise Artest bu
zaten kullanır girer, girmez öyle gider. Yani son top olayı çok çözülebilecek
gibi durmuyor. Aslında set çizildiğinde en iyi şutörlerden biri olan Shane
Battier var ama kendisi "Soyunma odasında sözde ağabeylik yaparım, basına çıkar
taraftara ümit dağıtırım, sahaya gelince de takımı satarım" ekolünden olma
yolunda kıçın kıçın değil koşar adımlarla ilerliyor. Sabahki maçta 4 şut
kullanmasına mı, 3 sayıdan 3-0 atmasına mı kızarsınız? Ben bilmiyorum keza ben
her ikisine de kızıyorum. Olmuyor böyle, zaten onun bu kapasitede oynadığı
müddetçe Play-Off ilk turdan ötesi olmaz. Yani yine söylüyorum şu an için
takımdaki en kritik katkı alanı onunki. Keza herkes elinden geldiğince oynuyor.
İyi ya da kötü sorumluluk alıyor ama Battier’in sezonda 3-5 maçı geçmiyor, bu da
bir işe yaramıyor, yaramazda zaten.
Son olarak bir paragrafta pota altına açayım. İki beyefendi, iki “adam
gibi adam Ertuğrul Sağlam” ekolünden oyuncumuz olduğu için çok şanslı
hissediyorum bir Rox’lu olarak. Şu takımdan cacığın hıyarı dahi olmayacaksa en
çok onlar için üzülürüm. Scola ve Yao her sabah sahaya çıkıp ellerinden
geldiğince mücadele ediyorlar. Yao’dan çılgın blok sayıları görüyoruz. Uzun
lafın kısası Play-Off'ları bu ikisi için bile takip etmeye değer. Kalın
sağlıcakla, görüşmek üzere başka yazıda.
Cüneyt Acarçiçek
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır