 Ekibimiz Houston Rockets bu yıl yavaş bir başlangıcın ve All-Star pivotumuz
Yao'yu kaybımızın üstesinden gelmeyi başardı ve de beş sezonda dördüncü kere
play-off yapmayı başardı.
Rockets bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardı fakat hafızalara kazınan
müthiş geri dönüşlere rağmen play-off ilk turunda yine, yeniden Utah Jazz
engelinden kurtulamadı ve seriyi 6 maçta Jazz'e teslim etti.
Daha takımda bir yıl geçiren Rick Adelman ve onun stratejisi
ile yola koyulan Rockets, birçok kişinin Yao'nun sezonu kapamasıyla beraber şans
vermediği halde play-off yapmayı başardı. Bunu yapmak için yine de zorluk
yaşayan Rockets, sezona 15-17 gibi kötü bir yüzde ile başladı. Fakat yeni yıl
Rockets'a yaramıştı ve her şey iyi gidiyordu. 55 galibiyet ile sona eren bu
sezonda ev sahibi avantajı ile play-off şansı yakalanmıştı. Tabi play-off bir
yana, Rockets'ın bu yıla damgasını vurmasını sağlayan şeylerin başında 22 maçlık
galibiyet serisi geliyordu. Rockets kim ne derse desin, neye bağlarsa bağlasın
22 maçlık bir galibiyet serisi ile NBA tarihinde adını ikinci sıraya yazdırmayı
başardı.
Bu
başarılar olurken lider ise yine Tracy McGrady idi. Sakatlıklar ve Yao'nun
yokluğu ile devam eden bir sezonda her alanda takıma müthiş katkıda bulundu ve
sazı eline alan kişi oldu. Tabi önceki yıllardan farklı bir şey vardı ki, Tracy
arkadaşlarından da yardım alıyordu. İstikrarsızlık abidesi olarak tabir edilen
Rafer Alston'ın bu yıl gösterdiği gelişim ve takımın ikinci skoreri olması ve de
yetenekli 4 numara Luis Scola'nın yaptıkları bu takımda McGrady'nin pek de
yalnız olmadığını göstermişti.
Bu sezon adına değişmeyen tek bir şey vardı ki, daha önce de belirttiğim gibi
sakatlıklar. Ekibimizin adeta kabusu olan sakatlıklar yine kendini göstermeyi
bildi. Sezonu kapayan Yao'nun hücum gücünü Jazz karşısında arayan ekibimizde
Shane Battier, Tracy McGrady ve Rafer Alston olmak üzere üç oyuncumuz da
sakatlıklarına rağmen forma giydi.
Yine de takım gelecek yıl adına sakatlık ve benzeri engeller karşılarında
olmadıkça umutlu görünüyor.
Ben de takımın böylesine yürekli bir oyun ile elinden geleni yaptığı bu sezonu
analiz etmeye, gelecek yıl adına umutlu olan bu takımı konuşmaya devam edeceğim.
Takımın Mvp'si ile başlayarak...
Takım MVP'si: Tracy McGrady. Ekibimizin yıldız oyuncusu istatistiksel
anlamda her ne kadar en iyi sezonlarından birini yaşamasa da, play-off
yapmamızda en büyük rolü oynayan isimdi. Ve tabi Rockets'ın istikrarlı bir
şekilde kazanmak adına ihtiyaç duyduğu elemanlardan bir tanesi kendisi. Onu en
çok eleştirenlerden biri olarak gerçekten elinden geleni yaptığı kanısına
özellikle son Jazz maçında inandırabildim kendimi. Yüreği ile birleşen son maç
istatistikleri her şeyi açıklıyordu; 40 sayı - 10 ribaund - 5 asist...
Sezonun
Unutulmaz Zamanı: Her ne kadar yine de ilk turu geçemesek de bu yıl yukarıda
da bahsettiğim gibi müthiş bir başarıya imza attık. Ekibimiz Yao'nun sakatlığı
ve zorlu Mart takvimini de düşündüğümüzde inanılmaz bir 22 maçlık galibiyet
serisi yakaladı. Her şeye rağmen bir kere bile yenilmeden 2 ay geçirmek
yeterince olağanüstü olsa gerek. Tarihe adını altın harflerle kazıyan bu takımın
22 maçlık serisi Wilt Chamberlain'li LA Lakers'ın 1971'de yakalamış olduğu 33
maçlık serinin ardından ikinci sırada göze çarpıyor. Özellikle de son 10
galibiyet Yao Ming'siz gelmesi de bazı şeylerin neden değerli olduğunu anlatmaya
yetiyor. Takımda Tracy McGrady Yao'nun da sakatlığıyla her ne kadar birinci skor
opsiyonu adı altında olsa da, Rafer Alston'dan Carl Landry'ye, Luis Scola'dan
Dikembe Mutombo'ya, herkesten olumlu katkılar alınıyordu. Tabi her güzel şeyin
bir sonunun olduğu gibi bu serinin de bir sonu vardı. Seri de ligin normal
sezonda en iyi galibiyet yüzdesi yakalamış ekibi Boston Celtics karşısında 18
Mart günü son bulmuştu.
Doğru Gidenler: Play-off'ları kaçırması dahi beklenen ekibimiz Yao'nun
sakatlığına rağmen neler yapabileceğini kanıtladı ve Batı Konferansı'ndaki en
iyi dördüncü dereceyi elde etti. Yakalanan 22 maçlık seride uzun yıllar sonra
kaybolmuş Houston taraftarı ruhu tekrar yerine geldi ve biletler uzun süre yok
sattı. İyi haberler bunlarla da sınırlı değil, takımımız Luis Scola, Carl Landry
ve Aaron Brooks gibi üç yetenekli çaylaktan da müthiş bir katkı aldı. Ayrıca
Jeff Van Gundy'nin gidişiyle silinmesi beklenen savunma imajı kendisini korudu
ve ekibimiz rakibi 92 sayı ortalamada tutarak en iyi savunma ekiplerinden biri
olarak kalmayı başardı.
Yanlış Gidenler: Takımımızın dev pivotu sakatlanmasaydı belki de vahşi
Batı'da daha da iyi işler çıkarabilirdik. Çinli oyuncu sezonun geri kalan iki
ayını tamamen kaçırdı ve play-off'ları malesef benchten izledi. Tabi sürpriz
olmasa gerek ki, ekibimiz onun low-post oyununu ve bitişiğindeki skor gücünü
Jazz karşısında fazlasıyla aradı. Ayrıca ölü sezonda takıma büyük umutlarla
getirilen iki oyuncu yani Mike James ve Steve Francis de beklenenleri yapamadı.
Francis zaten sezonun neredeyse tamamını diz sakatlıklarıyla boğuşarak
geçirirken, James ise rotasyondan da düşmesiyle beraber New Orleans'a takas
oldu.
Sezonun En İyi Maçı: Sezonun en iyi maçı belki de tarihi galibiyet
serisinin son maçı olan ve Batı lideri LA Lakers karşısında gelen galibiyetti.
104-92 Rockets'ın galibiyeti ile sonuçlanan maçta, Rafer Alston -benim o günkü
müthiş tahminimi yanıltmayarak- takımı kariyer rekoru olan 31 sayıyla taşıyan
isimdi. Toyota Center'da oynanan maçta tam 8 üçlük sokan oyuncu müthiş ötesi bir
iş başarırken, seyircinin kattığı rüzgarı da arkasına almayı başaran oyuncumuz,
Los Angeles guardı Sasha Vujacic'e son çeyrekte sokak basketbolu kabiliyetinden
birkaç parça bir şeyler sundu ve ağız tadı vermeyi bildi. Tabi galibiyetin mühim
yanlarından biri de şuydu ki, ekibimiz bu sonuçla uzunca bir sürenin ardından
Batı Konferansı'nda liderliği ele geçirmişti.
Sezonun
En Kötü Maçı: Philadelphia maçını söyleyeceğim ama buradan Sixers'ın kötü
bir takım olduğunu çıkarmayın. Her ne kadar böyle bir düşünce de olsa,
Philly'nin sahasında 10 Aralık'ta oynanan maçta büyük bir hayal kırıklığı
mevcuttu. Takım belki de yenilginin 100-88 şeklinde sonuçlanmasına şükrediyordu
kim bilir, çünkü Sixers farkı bir ara 31 sayıya dahi çıkarmıştı. Gerçekten
izlerken yüz kızartan bir maç olarak görünen o gecede, farkın sonlara doğru
azalması belki de bu maçın kötülüğünü az da olsa indirmeyi başardı diyebilirim.
En Büyük Sürpriz: Sezon başlayalı 36 maç olurken, çaylak Carl Landry
takımda rotasyonda değildi. Tabi Houston'ın ilk maçlarında pek aktif görünmeyen
oyuncu, akabinde pek de süre alamıyordu. Fakat işler değişti ve çaylak 4 numara
kendisini kanıtlamayı bildi. Yerinden kalktı ve oynama şansını kazandı ve bir
daha da oturmadı. Landry 42 maçta 8.1 sayı - 4.9 ribaund gibi önemli ortalamalar
elde ederken, benchten gelip bunları yapması ve göz kamaştırıcı smaçları
kendisini daha da özel kılmayı başarıyor. Tabi unutmadan takımda kalma
konusundaki isteği ve yönetimin de onu vermeyeceğini tahmin etmemizle beraber
sevincimiz ikiye katlanıyor.
Gelecek Sezona Dair Kadroya Son Bir Bakış: Genel menajer Daryl Morey
önderliğinde güzel bir yaz daha geçirmesi beklenen ekibimizde değişmeyecek bir
şey var ki, Tracy McGrady ve Yao Ming ikilisi ayrılmayacak. Bu müthiş ikiliyi
ayırma gayesi bulunmayan ekibimizde gelecek sezona girilirken, kontratı bulunan
tam dört point guard göze çarpıyor; Rafer Alston, Bobby Jackson, Steve Francis
ve tabi çaylak Aaron Brooks. Ayrıca ligin en yaşlı oyuncusu olan ve artık
basketbolu bırakmasına neredeyse kesin gözüyle bakılan Dikembe Mutombo'nun
gidebilme olabilitesi düşünüldüğünde Yao'yu yedekleyecek başarılı bir pivot ve
üçüncü skor opsiyonu niteliğinde iki veya üç numara yapılacak güzel bir hamle
ile ekibimiz oldukça iddialı olmayı sürdürebilir.
Ve emin olunması gereken bir şey var ki önümüz Tracy McGrady'nin de belirttiği
gibi açık. Geleceğimiz oldukça parlak. Tek korkum sakatlıklar ve şu sakatlıklar
da yakamızı bıraktığı takdirde, yapılacak birkaç kritik hamleyle beraber gelecek
sezon için umutlu olmamamız adına hiçbir neden yok gibi görünüyor.
Yine de bu takıma duyduğunuz sevgi eksik olmasın, umutlarınız da hiçbir zaman
yok olmasın. Henüz hala ayaktayız, gelecek sezona aydınlık bir bakış ile
beraber. E uzun lafın kısası, takımımıza gelecek yıl adına sakatlıksız ve bolca
şans dolu günler diliyorum.
Yüzünüzden gülücük, kalbinizden de Rockets sevgisi eksik olmasın.
Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Rockets.Com'un sezona bakış yazısı ile harmanlanmıştır.
|