Duyuruyoruz...
- Sitemiz en yakın zamanda tamamen güncellenecektir. Anlayışınız ve sabrınız için teşekkür ederiz.
|

|
|
Anasayfa
|
|
Yazar Kıvanç Yanar
|
|
Salı, 08 Mayıs 2007 |
|
Bu yazıyı yazmam gerekiyor fakat malumunuz içimden hiçbir şey de yazmak gelmiyor… Bir şeyler yapıp bu yazıyı yazmam gerekiyordu. Biraz gerilere gideyim dedim ve açtım 5 Ocak günü oynadığımız Jazz maçını, izledim ve şimdi yazıyorum. Hatırlamayanlar için T-Mac o maçta 44 sayı ile season-high yapmıştı. Detaylar devamında…
T-Mac o maçta içeriye penetrelerle başlıyor, ardından ise iki üçlük atıyor ve Jazz hücumunda Deke Boozer’a Yao’nun seri boyunca yapamadığı bir şekilde püskürtüyor ve hızlı hücumda T-Mac Derek Fisher’a yaptığı crossover ile maçı o anda bitiriyor. O sırada skor 15-3 oluyor ve henüz maçın başlamasından beri 3 dakika geçiyor. O hücum sonrası Jazz toparlanamıyor ve maçı 100-86 alıyoruz. Peki ya bunları yapabiliyorsak seri boyunca neden yapamadık. T-Mac’in o oyunu şans mıydı, şans olduğunu sanmıyorum çünkü T-Mac’ten daha fazlasını çok defa gördük… Nedendi bilinmez fakat Jazz karşısında tıkandık adeta. Neyse geçmişe mazi… Gelelim yakın zamana.
Esas Oğlanlar Play-Off’a Hazır. (mı)
Evet hatırlarsınız belki, regular season’ın son maçında Suns karşısındaydık ve aldığımız galibiyet ve sergilediğimiz performans sonrası bu başlık altında bir yazı yazmıştım yine sizlere. T-Mac o maçta “yine” triple double’ın ucundan dönüyor ve maçı 39 sayı 11 ribaund 9 asist ile tamamlıyor Yao ise 34 sayı ile bende hazırım mesajını veriyordu. Regular Season’da en iyi 2. dereceye sahip takımı Toyota Center’da yeniyorduk. Ancak görüyoruz ki “Esas oğlanlar” Play-Off’a hazır değilmiş… Neyse bu kadar başlangıç yazısı yeter sanıyorum… Sadede gelelim.
Toyota Center bir yıl aradan sonra playoff heyecanını yaşıyor ve seyirciler coşkulu, müthiş bir intro eşliğinde oyuncularımızın adı Enter Sandman eşliğinde anons ediliyor. O hava ile maça harika başlayan ekibimiz 8-0 ile başlasa da Jazz daha ilk maçtan cevap veriyor bu oyunumuza. Bütün seri olduğu gibi oyuna hakim genelde Jazz fakat kopmuyoruz maçtan, T-Mac sahada yok hatırlayamıyorum fakat 0/6 ile ilk yarıyı bitiriyor ve sadece 1 (yazıyla bir) sayısı var. İkinci yarıda T-Mac geri dönüyor ve bir yarı boyunca sadece 3 şut kaçırıyor ve 22 sayı bulup maçı takımımıza armağan ediyordu. İkinci maçta da yine Toyota Center’daydık ve yine T-Mac’in iyi performansı kazanmamıza yetiyordu, T-Mac 31 sayı 10 ribaund 5 asist ile maçı tamamlıyordu ve galibiyeti yine takımımıza armağan ediyordu. Ancak buralarda dikkat edilmesi gereken bir şey vardı. “Bench”. Benchten neredeyse sıfır katkıyla oynuyorduk ve bütün bir sezon takımımızda güvenimizi kazanan Luther Head play-off’larda adeta ortalıktan kaybolmuştu. Buna karşın Jazz bench’inde sadece Matt Harpring takımımızın bench gücünü karşılayacak kadar oynuyordu.
Salt Lake’de Kayıp
Takımımız ilk iki maçını kazandığında başlasın şenlikler, hobaa tehooo vb. sevinç çığlıkları atmıştık, hesaba göre Salt Lake City’den bir galibiyet alacak, evimizde alacağımız bir galibiyet ile seriyi 5. maçta bitirecektik. Tutmadı hesaplar, Salt Lake’de adeta kayıptık ve seriyi 2-2 ye getirmelerine engel olamadık. Jazz bu maçların tamamını 3. çeyrekte bitirdi ve biz de yedeklerimize kalkın birazda siz topa dokunun dedik. T-Mac bu maçlarda 15/ 41 gibi bir yüzdeyle attı ve yalnızca 7 asist ile katkı yaptı takımımıza. Daha önceden bu tür “korku” filmlerini izlemiştik ve T-Mac olmayınca takımın tamamı yok oluyordu. Öyle de oldu. Toyota’ya döndüğümüzde ise T-Mac yine hiçbir şey olmamış gibi oynuyor hem atıyor, hem attırıyordu. Öyle ki T-Mac 5. maçta 16 asist ile kariyerinin bu dalda en yüksek rakamını elde ediyor ve yine galibiyeti Rockets’a getiren baş etken oluyordu. Aynı zamanda AK47 ve Gordan Giricek’e de iyi bir muamele çekiyordu.
İstikrar Abidesi
 |
T-Mac bu sonuçla playoff’larda 0-6 oluyor ve dizliklerini ve formasını sahanın içinde çıkarıyordu. Yüzündeki ifade ise gerçekten acıydı. Ancak elinden geleni yapıp yapmadığını kimse bilemez. Ya çok iyi savunuldu, yada oynamadı. Deplasmanlarda kazanmadan seri kazanılmıyor ve biz de kazanamadık. Bizim bildiğimiz T-Mac’in her savunmaya bir cevabı vardı fakat deplasman maçlarında T-Mac savunmaya bir cevap veremedi… Basın toplantısında ise T-Mac’in gözyaşlarına şahit olduk hepimiz… JVG’nin durumu şüpheli, off-season’da neler olacağı şüpheli, kısacası takımın şu an için geleceği şüpheli. Peki, eksik ne, neler yapılmalı? Öncelikle bana göre JVG takımın başında kalmalı onun bize kattığı şeylerin önemi büyük. Eksiğimiz olan bölge olan ve Jazz’in bizi özellikle ezdiği bölge olan 1 ve 4 numaraya yarar sağlayabilecek adamlar alınabilir. 1 numara için en önemli ölçüt (kriter demiştim fakat MS Word kıstas yada ölçü desene ulan diyip beni uyardı, seni mi kıracağım) ise şutu değil takımı oynatmayı düşünmeli ve en önemlisi Rafer “Skip To My Lou” Alston’da olmayan istikrara sahip olmalı. Kârlı bir off-season geçirmek dileğiyle…
Kıvanç Yanar
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 |
 |
Salt Lake’e giderken T-Mac yine ruhunu Toyota’da unutuyor, yine hiç bir şey yapamıyordu. Tam bir oyun gibi, ya da kurulmuş saat gibi istikrarlıydı T-Mac seride, Toyota’da harika işler yapıyor, Salt Lake’de ise saç baş yolduruyor ve oynamıyor/oynamıyordu. T-Mac yine bu maçta kötü isabet oranıyla oynuyor ve asistlerdeki rakamına baktığımızda 3 rakamını görüyoruz. 6. maçı da kaybedince hepimizin içini bir kuşku kaplıyor ve endişe duymaya başlıyoruz. Rüzgarı arkasına alan Jazz’dı ancak saha avantajı bizdeydi ve iki takımda deplasmanda maç kazanamamıştı. Bu önemliydi, ya da biz rahatlamak için böyle düşündük. Son maç başladığında hepimiz heyecandan yerimizde duramıyor, ne kadar Rockets’lı eş-dost varsa onları arayıp heyecanımızı azaltmaya çalışıyorduk. Bir yandan da dualarımızla takımımıza destek olmaya çalışıyorduk. Maç başladığında ise Jazz hemen kontrolü eline aldı ve takımımızın yetişmesine pek izin vermedi, öyle ki bir ara fark 16 sayıydı ve henüz ilk yarıydı. 3. çeyrek başında T-Mac vardı sahada fakat o da daha sonra yeniden ortalıktan kayboldu ve yine yetişme şansını kaçırdık. Her hamlemize bir cevap veriyor, yetişmemize olanak tanımıyordu Jazz. Son periyot ise T-Mac sazı eline aldığında takımımız farkı kapatıyor hatta 6 sayılık farkı da yakalıyordu ancak her şeye olduğu gibi Jazz’in buna da bir cevabı vardı. Maç boyunca sönük bir görüntü çizen AK47 en kritik üçlüğü sokuyor, daha sonraki hücumlarda Tracy “işimi yaptım devamı sizin” McGrady ortalıklardan kayboluyordu. Jazz ise son hücumlarda arka arkaya şut antremanı rahatlığında üçlükler deniyor, olmayınca da hücum ribaundu ile tekrar deniyor ve son olarak bu iş C. Boozer’a yapılan faul ile son buluyordu. Boozer iki serbest atıştan da yararlanınca fark 4 olduysa da 19 saniye vardı ve takımımızda T-Mac gibi bir adam vardı ve ona güvenimiz tamdı. T-Mac bu hücumda nedense çok gecikip 9 saniye kala hücumu 2 sayılık bir isabetle –turnike ile- bitiriyordu. Daha sonrasındaysa tam bir rezalet… Faul yapmamız gerekirken yapmıyor ve 1 saniye kala rakibe faul yapıyorduk ve iflas bayrağını çekiyorduk. Fark 4 olduğunda ise formalite icabı topu oyuna sokup Yao’nun müthiş atletik yetenekleri ile bir isabet bulmaya çalışıyoruz ama olmuyor… Kaybediyoruz.
|
|
|
 |
|
| > Regular Season |
Rakip: Trail Blazers
|
Tarih:28 Ekim
|
| Saat: 04.00 |
| Yerel TV: - |
| Derece: 0-0 |
|
RoxShop
RoxTurk adına yaptırılan 08/09 Polarlarından satın almak için tıklayın.
Anket
|