2008-2009 sezonunun da sonuna gelmek
üzereyiz, ama önümüzde 15 günlük bir süreç var karar vermek için "Bu sezon erken
mi bitecek yoksa gecikme döneminde miyiz?" diye.
Bu sene de heyecan geçen seneki gibi
son güne kadar sürdü, yine son maçta sıralamalar değişti. Ev sahibi avantajı bir
kucaktan diğer kucağa giderek sürtüklüğünü belli etti derken, biz kendimizi pek
sevdiremedik bu sürtüğe ve Dallas’a kaybettiğimiz maç sonrasında
5. sırayı
alarak Portland’ın rakibi olduk ve bir Rockets geleneği olarak "Underdog"
vasfımızı yitirmedik. Bunu 2008-2009 sezonuna güncellediğimizde "SlumdDog" diye
kullanabiliriz. (Slumdog imzalarınızı Kıvanç’tan isteyin)
Öncelikle Portland’tan bahsederek
başlayalım. Sezon içerisinde 2-1 üstünlüğümüz var, kazandığımız maçları genel
olarak rahat kazandık. Kaybettiğimiz maçta da senenin en güzel 10 son saniye
basketinden birini yedik. Yani sezona bakarak Portland’tan hiç korkmamamız
gerekiyor, ama bu iş hakikaten böyle mi?
Ev sahibinin Portland’ta olduğu
gerçeğinden hareket edersek ve Portland’ın 34-7'lik ev derecesini dikkate
aldığımızda, takım olarak tüm dikkatimiz dağılıyor. Kazandıkları 34 maçın daha
doğrusu kaybettikleri 7 maçın genel olarak "tırt" takımlara olduğunu
gördüğümüzde, Portland’ın hedef maçlarda "Kodu mu oturttuğunu" rahatlıkla
söyleyebiliriz. Portland’ın avantajlı kısımları Rose Garden ile bitmiyor tabi
ki, bizden farklı olarak güvenilir bir skorere bir de kenar desteğine sahipler.
Brandon Roy, aslında kendisinden fazla bahsetmeye gerek yok. Lige girdiğinden bu
yana her zaman, bence, kendinden beklenenin fazlasını yaptı. All-Star oldu,
çıktı o maçta yılların All-Star’ı gibi oynadı. Son top kullanımının da gayet
soğukkanlı yani özetle sene içindeki güvenilir skorer özelliğini çok rahat
sürdürebileceğini, Play-Off ortamında kaybetmeyeceğini düşünebiliriz. Bunun
dışında Aldridge sezonun son dönemlerinde hep iyi oynayan, savunmasının
savunulacak yanı olmasa da o da hücum yönünde güven veriyor. Belki onu
yıldırabilir miyiz? Bu takımda herkes Mutombo’yu çok sever, keşke Adelman da
sevse. Kenar desteğine gelirsek; Rudy Fernandez, Outlaw, Pryzabilla, Batum
hatta Rodriguez hepsi ayrı ayrı özelliklere sahip, özellikle de 3'lük çizgisinin
arkasında kendi hallerine bırakılmayacak insanlar. Yani Rudy ve Outlaw’ın skora
katkısı Pryzabilla’nın da Oden’le ortaklaşa Yao savunması bence bu serinin kilit
noktaları olacak.
Gelelim Slumdog’a; bence senenin en
başarılı takımlarından biriydik, son maça kadar batı 2.liği iddiamızı sürdürdük.
Bunu diyorum çünkü biz Mahmut Tuncer’in baş yapıtındaki yağı, unu, şekeri olup
da helva yapmayan bakkal amca değildik. En önemli oyuncumuzu sezonun başlarında
kaybettik. Onun gidişi sanki bir yapılanma hareketine öncelik etti, guardımızı
verdik. Kenarımızı Von Wafer ve Kyle Lowry ile süsledik ve tek maç farkla batı
2.liğini kaçırdık. Bu 82 maçlık maratonda başta Yao, Scola ve Adelman olmak
üzere iki kaşlarının arasından öpüyorum.
Bu seride bizim için altın, tabi ki
savunmamız. Yukarda bahsettiğimiz 3'lük çizgisinin arkası ve Roy’u savunabilecek
yegâne iki oyuncuya sahibimiz -Artest ve Battier-. Bu seri boyunca ikisinin
oyuna ne kadar odaklandığı, savunmada ne kadar agresif oldukları ve de topun
kıymetini ne kadar bildikleri belirleyecek. Bunun yanı sıra klasik olarak Yao’ya
top inme durumu var, bunu yapabilecek guardımız yok. Guard demişken batı
takımları arasında Aaron Brooks’un karşısına en rahat diyebileceğimiz ilk beş
guardı çıktı. Paul, Deron Williams, Kidd, Parker ve niceleri varken Steve Blake
ile oynayacak. İnşallah sezonun son dönemindeki düzenli paspas olma huyundan
kurtulur yoksa duyum aldım Texas’ta asit kuyuları bulunduğu söyleniyor. Yukarda
Portland’ın bizden üstün gördüğüm kenar desteğimize gelelim. Luther Head bize
bir şey öğretti ki normal sezonda ne kadar iyi olursan ol, Play-Off'ta ruhlar
aleminde olabilirsin. Yani Wafer ve Lowry sezonu çok iyi sürdürse de özellikle
Lowry’nin baskıyı kaldıramadığını düşünüyorum. Bu da beni fazlasıyla
düşündürüyor. Wafer gibi çok fazla beynini kullanmayan oyuncular için Play-Off
sertliği falan belki sorun olmayabilir ama Lowry’de bu sıkıntıya düşeceğiz gibi.
Bu iki oyuncunun dışında kalan tek kısa oyuncumuz Brent Barry, aslında kendisini
tam olarak bu zaman için aldık ama sezon içinde bu dönemi kaldıracak gibi
değildi. Diğer yandan Hayes ve Mutombo’nun savunma özellikleri, Landry’nin de
patlayıcılığı ile bizden rotasyonu da, kalibresi de daha çapsız olan Portland’ın
canını yakabiliriz. Çünkü hakem faktörünü göz ardı ettiğimizde (ev sahibi
avantajı burada da acıtabilir) Scola, Yao, Mutombo, Landry, Hayes beşlisi,
Aldridge, Oden, Pryzabilla ve de Frye’a göre çok üstün diye düşünüyorum. İşte
bizim sıkıntımız pota altını oyuna ne kadar dahil edebileceğimiz. Ama serinin de
altın çocuğunun Scola olacağını düşünüyorum.
Gelelim seriye, öyle ya da böyle bu
sene ikinci turu göreceğimizi düşünüyorum ve bunun 7. maça gitmeden olacağını
düşünüyorum. Yani tahminim 4-2 Rockets yönünde. İlk maçımız bu sabah (pazar
sabahı), ihmal etmeyin takımı gelin ilk maç Rose Garden’a gereken cevabı
www.roxturk.com/forum
da verelim. Kalın sağlıcakla, 3-4 maç sonra görüşebiliriz.
Cüneyt Acarcicek
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|