 Üniversite’de son senem, geç
kalınmış bir mezuniyetin peşinden koşuyorum. Emsallerim okullarını hatta
askerliklerini bitirdikleri halde ben hala akşam işten çıktıktan sonra okula
gitme, vize – final stresine girmek zorundayım. Gerçi genel olarak okul
hayatımın bu kadar uzaması benim sorunum olsa da, zoruma gidiyor. Bunların
zoruma gitmeleri yetmiyormuş gibi öyle hocalar var ki okulda, bizim son sınıfta
olduğumuzu unutmuş olacaklar ki ya da aradaki çılgın yaş farkından ötürü bizi
hala çocuk olarak görmelerinin ürünü sürekli not tutturuyorlar.
Öyle bir not ki,
kendi notlarını okuyor okuyor ve konu genişleteceğinde “paragraf yapın”
diyor. Hocam burası üniversite. Neyse bu alışkanlık üzerine konuyu ben de
paragraf paragraf anlatmaya karar verdim. (Paragraf yapalım)
Geçtiğimiz hafta sezonu kendi evimizde Memphis
maçıyla açtık. Gurbetteki sevgili bize, Justin'e, Sopcast'e sağlıklı bir şekilde
döndü. Sağlık derken takım sağlığı değil yanlış anlaşılmasın maalesef sadece
link sağlığı. Diğer sağlık olayına paragraf yapacağım. Geçen haftadan bu yana 1
tanesi deplasmanda olmak üzere 4 maç oynadık ve skor 3-1, fena değil. (Memphis
maçı için paragraf yapalım)
Sezon öncesi dönemin şüphesiz en formda oyuncusu Aaron
“Usain Bolt” Brooks'du. Onun için mükemmel bir sezon beklerken hiç
beklemediğimiz bir haber geldi hani en azından ondan beklemediğimiz sakatlık
haberi geldi. “Heheheheheh yine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Aaron
Brooks 1- 3 hafta arası yok.” Haber bana aynen böyle ulaştı ki o an forumu
takip eden arkadaşlara da böyle ulaşmış olabilir. Bu haber bizi üzse de
kaşarlanmış bünyelerimizde ağır tahribatlar oluştuğunu söyleyemeyiz. Bu
sürünceme ve düşünceler içerisinde Memphis Grizzlies’i evimizde ağırladık. Maç
boyunca maça çok asıldığımız söylenemez. Geçen sene sakat bıraktığımız Yao’nun
hücumda rahat oyunuyla maçı aldık. Rakamların diliyle de konuşmak gerekirse ilk
maçta “71” sayı yemek bence çok başarılı, rakip kim olursa olsun. 1-0
( Dallas maçı için paragraf yapalım)
Çin’den, Türkiye’den, ordan burdan herhangi bir Rox
taraftarı çevirip “Rockets kimi yensin istersiniz” desek herhalde yüksek
oranda Dallas çıkacaktır. İlk deplasman maçımızı da çok rahat kazandığımız
söyleyebilirim. Maçın en kilit adamının da 1-3 hafta arası oynamayacak olan
Aaron Brooks olması da çok manidardı. Çocukta çok güzel ona da Yao ve Artest
her alanda yaptıkları katkılarla eşlik edince güzel bir galibiyet oldu. Ki T
Mac’in son çeyrek kenarda oturduğunu da ekleyeyim. Yine rakamların diline
başvurursak bu maçta “112” sayı atmayı başardık. İlk maç tutmayı, ikinci
maç atmayı yapabileceğimizi gösterdik, en azından şimdilik. 2-0. (OKC
maçı için paragraf yapalım)
Adında, vatanında ve kadrosunda yeniliklerle sezona giren
OKC’nin rakip olabileceği çok düşünülmüyordu Rockets’a, öyle de oldu. Yao yine
takımdaki skor liderliğini korudu, kenarda alınan katkı derken 3-0
oluverdi. Rakamların diliyle rakibi 80 sayının altında tutmak bence her zaman
büyük başarıdır. (Son şampiyon için paragraf yapalım)
Bu sabaha karşı oynanan maçta biraz façamızın bozulduğunu
söylesem yanlış olmaz herhalde. Şu görüntümüzle Sivasspor benzeri bir
takım durumundayız. Anadolu takımlarına karşı rahat, büyük takımlara karşı
vasat. Bu maçı bir ara alacak konuma gelmiştik ama alsak da fikrimin
değişeceğini söylemem yani kazansak da benim için güven vermeyen bir galibiyet
olacaktı ki kazanamadık ve değişen bir şey olmadı. Boston Ray Allen’ın
kanatları, Perkins'in ve pota altındaki azmiyle Toyota Center’dan çok
zorlanmadan uzaklaştı. Boston için söylenecek fazla bir şey yok, iyi takım.
Bizim takım içinse guard ve yedek pivot sıkıntısı kutuplardaki 6 ay gündüz
gibiydi. Bir an olsun gözden kaybolmadı. Gerçi yedek pivot diyorum ama ligin en
iyi pivotu da dün vardı, yoktu çokta fark etmedi. Sonuç olarak 3-1 oldu.
Eksiklerimizi görüp önümüzdeki maçlara aşkla bakmalıyız. Aşk demişken maçın
sonlarına doğru oluşan hava içerisinde Yao’nun, T-Mac’in uçması "Çok Güzel
Hareketler Bunlar" a tam anlamıyla uyan hareketlerdi. (Yedek pivot için
paragraf açalım)
Maç değerlendirmeleri bu kadar, zaten bu da sezonun ilk
yazısı. Biraz eksiklerimizden bahsetmemiz lazım. Yao her sene mütemadiyen
sakatlanan bir oyuncu öncelikle onun dakikaları bir şekilde ayarlanmalı.
Adelman hadi adamım yap şunu. Adelman’ın da bunu yapması için biraz Amerikan
desteği gerekiyor galiba. Mutombo ile imzalanamayacaksa kalıplı başka bir uzun
bulunmalı ya da sezon içinde av mevsiminde peydahlanan "bıldırcın veteran"lara
güveniliyorsa da Dorsey'e şans verilebilir. Morey hadi adamım yap şunu.
(Guard rotasyonu için paragraf açalım)
Alston, Brooks ve Francis. Temel rotasyonumuz bu
arkadaşlardan oluşuyor. Francis hala sakat. Olur da dönerse fayda sağlayacaktır
hele ki sağlıklı dönerse çok faydası olur kanısı ya da hayali içerisindeyim.
Brooks yukarda da bahsettim sezona çok iyi başladı. Geçen sene düştüğü durumdan
kendi kalkmayı becerdi hatta dünkü maç esnasında Alston ile kıyaslanırken çok da
büyük övgüler aldı ama bence hala Alston’ın yerine alabilecek oyuncu değil. Ve
esas oğlana geçelim ve de Adelman’ın neden onda ısrar ettiği üzerine konuşalım
biraz. Geçen sene sezon içerisinde hatta “22” numaralı galibiyeti aldığımızdaki
Alston’u hatırlarsınız. Play-Off'larda oynadığı ve kaçırdığı maçlardaki
Rockets’taki değişmeyi hatırlarsınız. Kanımca Adelman’ın kaygısı da bu
bahsettiğim Alston’u bulmak üzere. Şutunun, savunmasının ritmini bulana kadar
ona güvenmekten başka çaresinin olmadığını Adelman çok iyi biliyor. Belki bu
sürede onun yüzünden maçlar kaybedilecek, belki bu sürede milyonlarca roket
taraftarı sinirlerdeki aşırı zedelenmeden hastaneye kaldırılacak ama eminim ki
sonu müsbet olacak. O yüzden Alston’ın dakikalarını Brooks’a vererek Alston’u
kazanamayız. Sadece Brooks’la da hedefe koşamayız. Ki bence bu takımda son şutu
eli titremeden atan yegane adam da kendisidir. Sözün özü sabır, sabır
biraz daha sabır. (Sakatlıklar için paragraf açalım)
Takımda gözüken tek sakat Shane Battier. Onun eksikliğini
yaşıyor muyuz? Buna bir cevabım yok hani onun da olacağı bir rotasyon nasıl
olacak bilemiyorum. Kimin dakikalarını çalacak, ne kadar sağlıklı dönecek bilgim
yok. Ama bildiğimiz üzere 10 numara adamdır Battier. Eminim ki katkısı
olacaktır. Francis içinse bekleyelim ve görelim. (Clutch Time için Paragraf
yapalım )
Burada izninizle Eralp Demirkul’a ayrı bir paragraf
yapmak istedim. Bu site için bence tartışmasız en çok uğraşan adam kendisi hatta
tartışmasız en çok kendisinin uğraşıyor olması zaman zaman aramızda tartışmalar
çıkarsa da seviyorum kendisini. Sezona da Rockets ailesinin iki ferdinin
görüşlerini hediye ederek başladı. Eyvallah kardeşim, bu sitenin Clutch’u
sensin. Maskotu, neferi, ruhu kısacası her şeyi. (Yazının sonucu için de
paragraf yapalım)
Bu “Paragraf yapalım” geyiğinden sıkıldığınızı
tahmin ediyorum. Ben de çok sıkıldım ama işte okul nasipse Haziran'da, olmadı
Ağustos'ta bitiyor .Yani bakıldığında siz yine şanslısınız yazı burada bitti.
Hadi selametle, haftaya X-0'lı bir yazıda buluşmak dileğiyle...
Cüneyt Açarçiçek
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|