fakat böyle rezil ötesi bir vaziyete düşeceğimizi kimse
tahmin edemiyordu elbette. Ama bir süre sonra elden bir şey gelmiyor rezilliğin
önüne geçmek adına. Ne de olsa, eleştiren biz, sahada olan onlar. Peki sahada
olanların yanlışı ne? Ne yapıyorlar da bu durumdayız?
:: ADELMAN VE ROTASYONSUZLUK

Evet, belki de önemli noktaların başında geliyor. Rotasyonsuzluk. Daha kibar bir
ağız ile belli bir rotasyondan uzak olmamızı kastediyorum. Elbette koçlar
rotasyonlarında değişikliğe gidebilir. Ancak hepimiz biliyoruz ki, bu
değişikliklerin bir haddi hesabı vardır. Bir sınırı vardır. Bir şeyi sürekli
kurcalamanın akıl karı olmadığını bilmek güç değil. Yalnız belli bir rotasyondan
uzak olmamız değil, oluşan rotasyonda da yapılan yanlış seçimler göze
çarpabiliyor. Şuanda 12-14 gibi bir derece ve play-off potasından dahi uzak bir
Rockets'ın hatalarından biri olan rotasyonsuzlukta ilk olarak Franchise'ın en
hazır ve yazı müthiş geçirdikten sonraki döneminde oynatılmaması yer alıyordu.
Özellikle Rafer Alston'ın kötü giden zamanlarında, Francis öyle delicesine
isteniyordu ki, bu istek salonlara taşınmıştı. Seyirciler, sezonun başlarında
Toyota'da
"We want Steve, we want Steve!" (Steve'i istiyoruz)
şeklinde haykırıyorlardı. Haklıydılar da, Francis o sürede öyle pişmiş ve sağlam
bir görünümdeydi ki oynatılmaması biraz hata gibiydi. Sonra tabi ki, başlarda
oynatılmayan Francis, formunu yitirdikten sonra oynatılmaya başlanınca ne köy ne
kasaba oldu kendisinden. Yine aynı şekilde uzunca bir süre Head benchte
harcandı. Oynadığında neler yapabildiğini rahatlıkla görebiliyorduk. Son
günlerde takımın skorerleri arasında yer alıyor arkadaş. Daha birçok örnek
verilebilir aslında, bir süre oynatılıp, daha sonra hiç şans tanınmayan Landry
gibi...
Susa susa bir hal olduk, ama Adelman ne yapacağını bilir diyordu herkes. Koskoca
17 yıllık koçluk kariyerinde yaklaşık 15 play-off yapmış bir koça
karışmak belki saçma görünüyordu ama hatasız kul olmaz hesabı, Adelman da arada
hatalar yapabiliyordu. İşte rotasyonu oturtamamak da onun hatası kabul
edilebilir.
:: HANİ ADELMAN HÜCUMU?

Hatırlıyorsunuz değil mi? Rick Adelman takımın başına geçtiğinde birçok
oyuncunun skor bulma imkanı artacak ve takım yalnızca Yao ve T-Mac'e bel
bağlamayacaktı. Üç beş gün buna kandık ama sonra gerçekler ortaya çıktı.
İstatistiklere o diyorlar, bu diyorlar, bikini diyorlar ama bazen gerçekten çoğu
şeyi kanıtlayabiliyor bu istatistikler. Evet, aynen de öyle oluyor. Geçen sene
üçlük ile alakalı her alanda ilk beşte yer almış Rockets, bu sene
20'li
sıralarda tepiniyor. Yine geçen seneye ve Jeff Van Gundy'nin Rockets'ına
baktığımızda, yaklaşık 6 oyuncunun çift haneli sayı ortalamaları ile sezonu
tamamladığını görüyoruz. Ya bu sene? Yalnızca iki kişi. Evet, evet, yanlış
duymadınız. Yalnızca Yao ve T-Mac.
Bu alanda da liderliği kimseye vermiyoruz
malesef. NBA'de yalnızca iki oyuncusu çift haneli sayı ortalamasına sahip
tek takımız. Bonzi'nin de az biraz sayıya katkıları olmasa,
sayı atmayı dahi
unutacak takım.
Peki böyle nereye kadar? Böyle bir hücum ile nereye kadar? Adelman'ın
süperstarları ve diğer oyuncuları özgür kılan ve pas alışverişlerine dayalı
hücumu, pek uzak görünüyor. Belki onu tanıyan, 8-9 kişilik rotasyonlarla
oynamayı seven bir koç olduğunu bilir ancak o az sayıdaki elemanlar dahi
beklenen katkıyı yapabilmiş değil. Bonzi,
Adelman ile hayata döndü
dönmesine fakat Mikey başlangıçtan uzak performansı düşmüş ve kayıp bir
vaziyette. Scola, kendisinden beklenilen savunmayı yapıyor ama hücumda etkisiz.
Aynı şekilde Battier de topları çar çur etmeye, ilginç bir moda girmeye başladı.
Hücumu ağlayan Rockets'a bir dur demenin ve kulak çekmenin vakti geldi gibi
görünüyor. Bugün, yarın veya en yakın sürede, bu takımın kulağı çekilmezse, yine
hayal kırıklığı ile bitmiş sezon bir sezon kaçınılmaz ve engellenemezdir.
:: T-FAKE?

Özellikle son günleri kurcalayan kelime bu.
T-Fake ? Evet, yani T-Mac'in
sahteliğini kasteden bir lakap bu. İster istemez adı çıkıyor oyuncuların. Her ne
kadar süperstar olsalar da, bazı şeylerin önüne geçmeleri zor oluyor malesef.
Ama McGrady'yi "T-FAKE" olarak nitelendirenler haklı sayılabilir. Neden mi? Şu
günlerde ne zaman Rockets bir maçta geri dönülemeyecek şekilde geri düşse
veyahut istenmedik bir sonuç elde etse, ikinci yarıda T-Mac'i göremiyoruz. Ya da
sakatlığının her dakika nüksetmesine çare bulamıyor bu doktorlar. İkinci şık
olamayacağına göre biraz birinci seçeneğe yöneliyoruz. Tracy, bir gün belini,
bir gün dizini, bir gün kasığını, bir gün başka bir tarafını öne çıkarıyor,
sakatım diye sızı çekiyor yada çekiyormuş gibi görünüyor. Geçti gitti deniyor
ancak Rockets battığında, T-Mac ortadan kayboluyor. Sanki artık yapacakları
bitmiş ve mücadeleden uzak biri gibi. Bir iki maç 30-40 atıp göz boyuyor,
sonraki maç, 10-15 sayı zor atıyor. Birkaç örnek vermek gerekirse, Tracy Dallas
ve Orlando maçlarında adeta ruh gibiydi. Dallas maçında berbat bir yüzde ve yine
dışarıdan oynama hastalığı. Hele Orlando maçında çeyrek boyu dışarıda durup şut
atıp, bir şey yapamayacağını anladığı pozisyonlarda da içeriye girmeyi denemek
yerine arkadaşlarına topu geçirmeye çalışması. İkinci yarı sahadan ayrılan
McGrady, Orlando maçında bir (1) kere bile evet evet -parantezde de belirterek
vurguladım yeterince- bir kere bile içeriye girmedi.
Sakatlıksa neden maça
çıktı? Madem takımını yalnız bırakmak istemiyor, neden sakat sakat oynayıp
da, diğer yarı kaçtı? Gerçekten bazı şeyler cevapsız kalıyor. Belki bizimkisi
belli bir asabiyet derecesi sonucunda yazılmış şeyler ancak
Amerika'da
da yer gök inliyor. Artık T-Mac'e lakap uydurma yarışına giriliyor.
T-Fake,
Tracy McLady, T-F*ck gibisinden..
Bir diğer not olarak göze çarpan da, McGrady'nin sakatım diye oynamadığı Denver
maçı sonrası basında yer alanlardı.
McGrady, MR'ını çektirmek istememişti.
Sakatlık ardından çoğu oyuncuda adeta adet gibi bir hale gelen MR çektirme
olayından kaçan Tracy'nin nedeni neydi? Bunu yetkili ağızlardan dinlemek mümkün.
Oyuncunun özel antrenörlerinden Keith Jones, onu iyi hale getirmeye
çalıştıklarını, MR çekimi ile ilgili olarak da, daha önce de
T-Mac'in bu
olaydan kaçtığını belirtiyordu. Tabi bu seferkinde doktorların MR'a gerek
kalmadığını ilettiğini de eklemişti Jones. Yine de basındakiler yalan
söylemiyordu.T-Mac, çekilecek bir MR ile ortaya çıkacak nedenlerden korkuyordu.
Ya kötüye giden maçlarda yaptığı bir kaçıştı bu, yani sakatım diye çıkan
oyuncunun MR'ı çekilince sakat olmayacağı ortaya çıkacaktı bazında, yada
gerçekten daha çok ciddi sakatlık durumlarının ortaya çıkmamasını ve bir an
evvel takımda yerini almasını istiyordu.
:: ÖZETLE...

Alışma süreci, alışma süreci dedik. Ama sezonun başı, alışma süreci, o, bu, şu
diye diye
sezonu yarılayacağız neredeyse. Anahtarlar belli. Yao sert
olursa, pasörlüğünü konuşturursa, Battier savunmasını adam akıllı yapar,
kendisinden en çok istenilen hücumsal yönünü yani cezalarını kullanabilirse,
Scola MVP olduğunu gösterecek bir oyun oynarsa, Rafer topları çar çur etmezse,
Head, Bonzi, Mikey, Deke, Brooks, Landry gibi bench adamları akıllı katkı
yaparsa, Franchise tekrar konumuna kavuşabilirse ve, ve, ve McGrady kendisine
yakıştırılan lakapları duyar da, gerçek T-Mac gibi içeriye dalarak, her şekilde
sayı üreterek ve arzulu, aç oynamaya başlarsa,
vay diğer takımların haline...
Ne olursa olsun, durum her neyse, biz artık sakata gelmek istemiyoruz. Roketler
artık acı, hüzun ve hüsran görmek istemiyor. Hücum eden bir Rockets'ı
arzulamakta onlarca roket. Gerçekten kendisini bilen, T-Mac'in deyimi ile
kimliğini kaybetmemiş,
Yao'nun tabiri ile ahmak veyahut yumuşak
kategorisine girmeyen bir Rockets istiyoruz. Rakiplerine kök söktüren, ne zaman
ne şekilde darbesini indireceği belli olmayan, atak ve sağlam bir Rockets. En
başta da , ateşli ve tıpkı 93-94 ve 94-95 sezonlarındaki şampiyonluk yüzü görmüş
takımın ruhu ile, alevler içerisinde yanan, hırslı ve coşkulu Texas taraftarını
arkasına almış bir Rockets...
Kalbinizden Rockets sevgisi, yüzünüzden de gülücük eksik olmasın.
Saygılarımla...
Eralp Demirkul