Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

NBA

Anasayfa
Neler Oluyor Bize...
Yazar Eralp Demirkul   
Cuma, 21 Aralık 2007
 Öncelikle merhabalar RoxTurk ahalisi,
Bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim çünkü artık gerçekten birçok şeyin ters gittiğinin farkındayız hepimiz. Öyle şeyler oluyor ki, anlam veremiyorum. Öyle şeyler oluyor ki, tanımlayamıyorum. Şu sene başında onca şey beklediğimiz Houston Rockets'ı böyle alt kategorilerde görmek, hem bana hem de benim gibi birçok rokete koyuyordur. Tamam, belki şampiyonluk için daha aşama kaydetmemiz gerektiğini biliyorduk;
fakat böyle rezil ötesi bir vaziyete düşeceğimizi kimse tahmin edemiyordu elbette. Ama bir süre sonra elden bir şey gelmiyor rezilliğin önüne geçmek adına. Ne de olsa, eleştiren biz, sahada olan onlar. Peki sahada olanların yanlışı ne? Ne yapıyorlar da bu durumdayız?
 
 
:: ADELMAN VE ROTASYONSUZLUK

 Evet, belki de önemli noktaların başında geliyor. Rotasyonsuzluk. Daha kibar bir ağız ile belli bir rotasyondan uzak olmamızı kastediyorum. Elbette koçlar rotasyonlarında değişikliğe gidebilir. Ancak hepimiz biliyoruz ki, bu değişikliklerin bir haddi hesabı vardır. Bir sınırı vardır. Bir şeyi sürekli kurcalamanın akıl karı olmadığını bilmek güç değil. Yalnız belli bir rotasyondan uzak olmamız değil, oluşan rotasyonda da yapılan yanlış seçimler göze çarpabiliyor. Şuanda 12-14 gibi bir derece ve play-off potasından dahi uzak bir Rockets'ın hatalarından biri olan rotasyonsuzlukta ilk olarak Franchise'ın en hazır ve yazı müthiş geçirdikten sonraki döneminde oynatılmaması yer alıyordu. Özellikle Rafer Alston'ın kötü giden zamanlarında, Francis öyle delicesine isteniyordu ki, bu istek salonlara taşınmıştı. Seyirciler, sezonun başlarında Toyota'da "We want Steve, we want Steve!" (Steve'i istiyoruz) şeklinde haykırıyorlardı. Haklıydılar da, Francis o sürede öyle pişmiş ve sağlam bir görünümdeydi ki oynatılmaması biraz hata gibiydi. Sonra tabi ki, başlarda oynatılmayan Francis, formunu yitirdikten sonra oynatılmaya başlanınca ne köy ne kasaba oldu kendisinden. Yine aynı şekilde uzunca bir süre Head benchte harcandı. Oynadığında neler yapabildiğini rahatlıkla görebiliyorduk. Son günlerde takımın skorerleri arasında yer alıyor arkadaş. Daha birçok örnek verilebilir aslında, bir süre oynatılıp, daha sonra hiç şans tanınmayan Landry gibi...

Susa susa bir hal olduk, ama Adelman ne yapacağını bilir diyordu herkes. Koskoca 17 yıllık koçluk kariyerinde yaklaşık 15 play-off yapmış bir koça karışmak belki saçma görünüyordu ama hatasız kul olmaz hesabı, Adelman da arada hatalar yapabiliyordu. İşte rotasyonu oturtamamak da onun hatası kabul edilebilir.

:: HANİ ADELMAN HÜCUMU?

 Hatırlıyorsunuz değil mi? Rick Adelman takımın başına geçtiğinde birçok oyuncunun skor bulma imkanı artacak ve takım yalnızca Yao ve T-Mac'e bel bağlamayacaktı. Üç beş gün buna kandık ama sonra gerçekler ortaya çıktı. İstatistiklere o diyorlar, bu diyorlar, bikini diyorlar ama bazen gerçekten çoğu şeyi kanıtlayabiliyor bu istatistikler. Evet, aynen de öyle oluyor. Geçen sene üçlük ile alakalı her alanda ilk beşte yer almış Rockets, bu sene 20'li sıralarda tepiniyor. Yine geçen seneye ve Jeff Van Gundy'nin Rockets'ına baktığımızda, yaklaşık 6 oyuncunun çift haneli sayı ortalamaları ile sezonu tamamladığını görüyoruz. Ya bu sene? Yalnızca iki kişi. Evet, evet, yanlış duymadınız. Yalnızca Yao ve T-Mac. Bu alanda da liderliği kimseye vermiyoruz malesef. NBA'de yalnızca iki oyuncusu çift haneli sayı ortalamasına sahip tek takımız. Bonzi'nin de az biraz sayıya katkıları olmasa, sayı atmayı dahi unutacak takım.

Peki böyle nereye kadar? Böyle bir hücum ile nereye kadar? Adelman'ın süperstarları ve diğer oyuncuları özgür kılan ve pas alışverişlerine dayalı hücumu, pek uzak görünüyor. Belki onu tanıyan, 8-9 kişilik rotasyonlarla oynamayı seven bir koç olduğunu bilir ancak o az sayıdaki elemanlar dahi beklenen katkıyı yapabilmiş değil. Bonzi, Adelman ile hayata döndü dönmesine fakat Mikey başlangıçtan uzak performansı düşmüş ve kayıp bir vaziyette. Scola, kendisinden beklenilen savunmayı yapıyor ama hücumda etkisiz. Aynı şekilde Battier de topları çar çur etmeye, ilginç bir moda girmeye başladı. Hücumu ağlayan Rockets'a bir dur demenin ve kulak çekmenin vakti geldi gibi görünüyor. Bugün, yarın veya en yakın sürede, bu takımın kulağı çekilmezse, yine hayal kırıklığı ile bitmiş sezon bir sezon kaçınılmaz ve engellenemezdir.

:: T-FAKE?

 Özellikle son günleri kurcalayan kelime bu. T-Fake ? Evet, yani T-Mac'in sahteliğini kasteden bir lakap bu. İster istemez adı çıkıyor oyuncuların. Her ne kadar süperstar olsalar da, bazı şeylerin önüne geçmeleri zor oluyor malesef. Ama McGrady'yi "T-FAKE" olarak nitelendirenler haklı sayılabilir. Neden mi? Şu günlerde ne zaman Rockets bir maçta geri dönülemeyecek şekilde geri düşse veyahut istenmedik bir sonuç elde etse, ikinci yarıda T-Mac'i göremiyoruz. Ya da sakatlığının her dakika nüksetmesine çare bulamıyor bu doktorlar. İkinci şık olamayacağına göre biraz birinci seçeneğe yöneliyoruz. Tracy, bir gün belini, bir gün dizini, bir gün kasığını, bir gün başka bir tarafını öne çıkarıyor, sakatım diye sızı çekiyor yada çekiyormuş gibi görünüyor. Geçti gitti deniyor ancak Rockets battığında, T-Mac ortadan kayboluyor. Sanki artık yapacakları bitmiş ve mücadeleden uzak biri gibi. Bir iki maç 30-40 atıp göz boyuyor, sonraki maç, 10-15 sayı zor atıyor. Birkaç örnek vermek gerekirse, Tracy Dallas ve Orlando maçlarında adeta ruh gibiydi. Dallas maçında berbat bir yüzde ve yine dışarıdan oynama hastalığı. Hele Orlando maçında çeyrek boyu dışarıda durup şut atıp, bir şey yapamayacağını anladığı pozisyonlarda da içeriye girmeyi denemek yerine arkadaşlarına topu geçirmeye çalışması. İkinci yarı sahadan ayrılan McGrady, Orlando maçında bir (1) kere bile evet evet -parantezde de belirterek vurguladım yeterince- bir kere bile içeriye girmedi. Sakatlıksa neden maça çıktı? Madem takımını yalnız bırakmak istemiyor, neden sakat sakat oynayıp da, diğer yarı kaçtı? Gerçekten bazı şeyler cevapsız kalıyor. Belki bizimkisi belli bir asabiyet derecesi sonucunda yazılmış şeyler ancak Amerika'da da yer gök inliyor. Artık T-Mac'e lakap uydurma yarışına giriliyor. T-Fake, Tracy McLady, T-F*ck gibisinden..

Bir diğer not olarak göze çarpan da, McGrady'nin sakatım diye oynamadığı Denver maçı sonrası basında yer alanlardı. McGrady, MR'ını çektirmek istememişti. Sakatlık ardından çoğu oyuncuda adeta adet gibi bir hale gelen MR çektirme olayından kaçan Tracy'nin nedeni neydi? Bunu yetkili ağızlardan dinlemek mümkün. Oyuncunun özel antrenörlerinden Keith Jones, onu iyi hale getirmeye çalıştıklarını, MR çekimi ile ilgili olarak da, daha önce de T-Mac'in bu olaydan kaçtığını belirtiyordu. Tabi bu seferkinde doktorların MR'a gerek kalmadığını ilettiğini de eklemişti Jones. Yine de basındakiler yalan söylemiyordu.T-Mac, çekilecek bir MR ile ortaya çıkacak nedenlerden korkuyordu. Ya kötüye giden maçlarda yaptığı bir kaçıştı bu, yani sakatım diye çıkan oyuncunun MR'ı çekilince sakat olmayacağı ortaya çıkacaktı bazında, yada gerçekten daha çok ciddi sakatlık durumlarının ortaya çıkmamasını ve bir an evvel takımda yerini almasını istiyordu.

:: ÖZETLE...

 Alışma süreci, alışma süreci dedik. Ama sezonun başı, alışma süreci, o, bu, şu diye diye sezonu yarılayacağız neredeyse. Anahtarlar belli. Yao sert olursa, pasörlüğünü konuşturursa, Battier savunmasını adam akıllı yapar, kendisinden en çok istenilen hücumsal yönünü yani cezalarını kullanabilirse, Scola MVP olduğunu gösterecek bir oyun oynarsa, Rafer topları çar çur etmezse, Head, Bonzi, Mikey, Deke, Brooks, Landry gibi bench adamları akıllı katkı yaparsa, Franchise tekrar konumuna kavuşabilirse ve, ve, ve McGrady kendisine yakıştırılan lakapları duyar da, gerçek T-Mac gibi içeriye dalarak, her şekilde sayı üreterek ve arzulu, aç oynamaya başlarsa, vay diğer takımların haline...

Ne olursa olsun, durum her neyse, biz artık sakata gelmek istemiyoruz. Roketler artık acı, hüzun ve hüsran görmek istemiyor. Hücum eden bir Rockets'ı arzulamakta onlarca roket. Gerçekten kendisini bilen, T-Mac'in deyimi ile kimliğini kaybetmemiş, Yao'nun tabiri ile ahmak veyahut yumuşak kategorisine girmeyen bir Rockets istiyoruz. Rakiplerine kök söktüren, ne zaman ne şekilde darbesini indireceği belli olmayan, atak ve sağlam bir Rockets. En başta da , ateşli ve tıpkı 93-94 ve 94-95 sezonlarındaki şampiyonluk yüzü görmüş takımın ruhu ile, alevler içerisinde yanan, hırslı ve coşkulu Texas taraftarını arkasına almış bir Rockets...

Kalbinizden Rockets sevgisi, yüzünüzden de gülücük eksik olmasın.
Saygılarımla...
Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.