Anasayfa Fikstür (2008-09)
|
|
Yazar Cüneyt Açarçiçek
|
|
Çarşamba, 19 Mart 2008 |
 Dünya’da neler oluyor değil mi? Misal ben bu yazıyı yazmak için Eralp’e söz
verdiğimde Rockets takım 3 maç üst üste kazanmıştı ve şimdi o günden bu yana 19 şaşalı
galibiyet.
Bu kadar sürede neler oldu takımda? Ne değişti de bu kadar mücadeleci ve
başarılı bir takım olduk? Bunun cevaplarını listelemeye başlasam bu sayfaya
sığdıramam muhakkak ben de yazının yörüngesinden çıkmayarak sadece
çaylaklarımızla alakalı olan değişiklikleri anlatmaya çalışayım.
Geçen sezon biterken, Morey resmi olarak iş
başı yapmamışken Rockets’ın 2007–2008 sezonu için sadece 1 draft hakkı vardı.
Morey geldikten sonra Seattle’dan bir seçim hakkı, Spurs’ü de kündeye getirip
hazır çaylak Luis Scola’ya aldı.
Sezon başında
Seattle’dan gelen Carl Landry, Luis Scola ve Chuck Hayes ile oyun kurucu
pozisyonu ile beraber en zayıf halkamız “Power Forward” denilen pozisyonumuz
olduğunu düşünülüyordu. Sezon da öyle başladı aslında Luis Scola lige alışamadı,
Hayes kendini geliştirememe konusunda ön lisans, çember dibi boş şut kaçırma
konusunda da doktora yapıyordu. Carl Landry ise daha süre bile alamamıştı.
Çaylaklar konusunda en ihtişamlı girişi yaz liginin de yıldızlarından biri olan
Aaron Brooks yaptı desek yalan olmaz herhalde.
Takımın sezonun ilk yarısını çok vasat geçirdiğini söylememize gerek yok
herhalde ama Adelman’ın takımın ikinci yarısı için yaptığı değişiklikler parmak
ısırtacak şekilde haydi buyurun;
Rockets 4 maç üst üste kazanmıştı ve Yao’nun hastalığı yüzünden Utah maçını
kaçıracağı açıklandı o maçta Yao’nun yerine L. Scola’yı gördük sahada. Rockets o
maçı kaybetti ama Scola ilk 5’teki yerini kaybetmedi. O günden bu yana da
Scola’yla maç kaybetmedi Houston Rockets. 22 in a row. Bu galibiyet serisinde
Rockets bir yıldız daha çıkardı. Sezonun ilk yarısında süre dahi alamayan diğer
bir çaylak Carl Landry.
Bu iki çaylak
takıma ne kattı? Şuan için ligde “Yılın Çaylağı” ödülünün en önemli adaylarından
biri hatta takım başarısını en önemli kıstas kabul ederlerse bu ödülün mutlak
sahibi. 28 yaşındaki “çaylak” Arjantinli’nin istatistiklerine baktığınızda
etkileyici olduğunu söylemek çok zor ama onun sahadaki oyununu görüp de
etkilenmemek gerçekten çok zor.
Lige gelmeden evvel “NBA’de oynamayan Dünya’nın en iyi oyuncusu” denilen Luis
Scola son 30 maçtır bu unvanı ne kadar hak ettiğini, çaylak gömleğinin ona en az
iki beden dar geldiğini artık tüm Dünya’ya gösteriyor. Savunmada, hücumda her
ribaundun peşinden koşan, her sahipsiz topu evlat edinmek için kendini
parçalayan Scola orta mesafe şutu ve en önemlisi oyun zeka ve bilgisiyle hücuma
acayip bir boyut katıyor. Ünlü Rox büyüğü Barış Övün’ün de dediği gibi “Her
takıma bir Arjantinli” lazım.
Son iki aydır
taraftarın gönlüne helikopterle iniş yapan tek oyuncu Luis Scola olmaması
Rockets’in en büyük avantajı belki de. Draftta 2. sıradan seçilen, 2.06
uzunluğundaki 4 numara Carl Landry var bir de. NBA’de atletik, çatır çutur smaç
vuran, blok yapan oyuncular her zaman sevilmiştir, bir de bunun üzerine bu
oyuncu, takımın çember etrafındaki en becerikli oyuncusuysa, her topa atlamayı
sıradan sayıyorsa ligin de en efektif oyuncusu ise nasıl sevilmesin. Carl Landry
bu saydıklarımı kenardan gelerek fazlasıyla yapıyor. Oyuna yaptığı katkıyı 48
dakikaya vurduğumuz da ligin açık ara en iyi oyuncularından biri oluyor. Ama
maalesef birkaç maçtır ne takımdaki ne de posterlerdeki yerini alabiliyor
kendisi. Dönüşü hususunda da değişik spekülasyonlar olduğu için de onun yerine
Mike Harris adında başka bir çaylakla imzaladı Rockets.
Yazıyı yazarken belli bir sıralamaya göre yazmak istiyorum. Şuan önümde iki
çaylak kaldı biri Aaron Brooks diğeri de Mike Harris. İleride belki Aaron Brooks
çok daha iyi bir oyuncu olacak Mike Harris NBA’de bile olmayacak ama şuan oyum
Mike’a ve “Sıra senin Mike!”
Carl
Landry’nin sakatlanması sonrası şehrimizin çocuğu Gerald Green’in serbest
bırakılıp Mike Harris ile imzalandığında forum sayfalarında çok sinirlendiğimi
göreceksiniz. Gerald Green’e hala üzülüyorum ama son maçlardaki Harris’i
gördükten sonra pekte değil. Takıma katılmadan önce hakkında bildiğimiz; 1.98
boyunda olduğu ve Çin’de 24 sayı ortalaması ile oynadığıydı. Bunu gören hücum
özellikleri üstün bir Gard-Forvet zannederken kendisini pota altında Landry’nin
yaptığı işleri yapmaya adamış, çok kuvvetli bir savunmacı olarak gördük. Şu anki
katkısını göz önüne alırsak da 10 günlük kontratının bitiminde sene sonuna kadar
imzalayacağını söylersek pek yanılmış olmayız.
Son olarak adı oyunuyla değil de takasın son haftasın da olası Sacramento
takasında Petrie’nin gözdesi olduğu söylenen Aaron Brooks’ta. Yaz liginin
ihtişamlı bücürü, ligde de birkaç iyi maç çıkardı. Hatta Steve Francis’in sezonu
kapaması, Mike James’in ruhunu şeytana satması sonrası ikinci oyun kurucusu da
oldu ama o bu ağırlığı sezon içerisinde kaldıramayınca Morey ve Adelman “İşi
Ehline teslim etmek Sünnettir” deyip Bobby Jackson’u takıma kattılar. Böylelikle
Aaron’un takım da alacağı maksimum süre 10 dakikaya iniverdi.
Sözün özüne gelirsek Gundy yönetiminde ligin en tecrübeli oyuncularıyla başarıyı
kovalayan Rockets şu an 4 toy oyuncusundan aldığı katkılarla ligin zirvesine
bağdaş kurmaya hazırlanıyor. Bize de Daryl Morey’e bir kez daha saygımızı
belirtip, şapkayı önümüze koymak düşüyor.
Cüneyt Açarçiçek
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|