Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

NBA

Anasayfa
Kördüğüm
Yazar Eralp Demirkul   
Pazartesi, 08 Aralık 2008
 Her zaman olduğu gibi bitmek bilmeyen uzun yaz arasının ardından, sonunda takımımıza kavuştuk. Son yıllarda sık yaptığımız şeyleri tekrarlamayı ihmal etmeden, yine bu yıla da "It's Time" benzerinde geyiklerle girdik. Ancak artık iş ne geyiğe, ne de laf olsun diye atılan sloganlara kaldı. Merakla beklediğimiz roketleri kucaklamamızın ardından, sezonun seyrine daldık. Yaklaşık 20 maç geride kaldı ve olumlu düşüncelerin yanı sıra olumsuz düşünceler de aklımızdan çıkmıyor...
 
:: Ya İstikrar, Ya Ölüm!

Olumsuz ile başlamak daha iyi olsa gerek. Bu doğrultuda istikrar sorunumuzu masaya yatırmam gerekecek. Olayın en yakın örneği olan geçen sene ve başına baktığımızda istikrarsızlığımızın farkında olmamamız adına hiç bir neden yok. Geçen sene 6-1 ile başlayan ve sezona fırtına gibi giren takımımız, ardı ardına maçlar kaybetmeye başlamıştı. Bu yıl da sezonun açılış maçı olan Grizzlies karşılaşmasında bir çok oyuncumuzun uykulu olarak maça çıkmasına karşın galip gelmeyi bilmiş ve ardından deplasmandaki Dallas maçını da Artest - Brooks ikilisinin göz alıcı performansı ile kazanmıştık. (Bir de arada Thunder ile gazozuna maç yaptık.)

Ancak güzel başlangıç uzun sürmedi ve araya yenilgiler girmeye başladı yine. Belki de son çeyreklerdeki denyoluklar ve Adelman'ın ara ara yaptığı yanlış tercihler rahat kazanabileceğimiz maçları rakiplere hediye etmemize neden oldu ancak bahanelere sığınmamak gerekiyor. Ligde iddialı olduğunuzu göstermek isterseniz, muhakkak istikrarınız ile bunu ortaya koyarsınız. Büyük takımlara karşı olan fobimizi ve bazı bireysel beceriksizlikleri de atlattığımız takdirde istikrarlı olabileceğimize inanıyorum. İstikrar olmadan, hiç bir şey olmuyor kuzum. Her ne kadar hala grup lideri olarak görünsek de, 13-7'lik derecenin çok çok iyi bir derece olduğunu söylemek güç. Ama yine de zaman her şeyin ilacıdır derler ya, bu sorunun da reçetesi muhtemelen zaman. Zamanla bir çok parça yerine oturacaktır diyerekten, topic atlamak istiyorum.

:: Her Şeyin Başı Sağlık

Aslında istikrardan bahsederken sayılacak çok şey var. Ama sağlık yalnızca istikrardan bahsederken değil, basketbolun her yanında çok önemli bir faktör. Hatta basketbol da bir yana, hayat için de her şeyin başı sağlık. Tabi olayın bizi ilgilendiren kısmı ise yine basketbol ve Houston Rockets. Aslında kendi takımımın adından bahsederken, aklıma ilk gelen şey bu oluyor zaten.

 Seneye sakatsız giriyoruz diyemeden, Shane'in yokluğundaki zaman dilimi ve zaten hiç olamayan Steve Francis akıllara geliyor. Hadi bu iki ismi de geçtim, şu güne kadar sakatlanmadığı tek yeri cinsel organı olan Tracy McGrady, devasa boyu ve fiziği ile her daim sakatlanma riski olan Yao Ming ve Ron Artest de bu sezona sakatlıklar ile başlamayı ihmal etmediler. Neyse ki Ming ve Artest'in ciddi bir şeyi yok, ancak McGrady bir süreliğine aramızda olmayacak. Ne zaman olabildi ki?

Her fırsatta söylüyorum ve ihmal etmemeye de özen gösteriyorum, şaka maka bu Toyota Center'a bir nazar boncuğu dayatmak lazım. 82 maçlık maratondan gazisiz ayrıldığımız bir sezon yok yahu! Hele arada bir 05-06 sezonu var, gaziliği geçtim direk şehit verdik. Yao da, Tracy de sezonun yarısı kadar maçta forma giymediler. Zaten o yıl play-off yapmak da bir rüya olmuştu derinlerde...

:: Yao - Ya Ron - Ya T-Mac

Yazının olumlu satırlarına kayarken, bu ekstra olumlu durumdan bahsetmeden edemeyeceğim. Şimdi öndeki başlık biraz garip gelebilir ilk okuyuşta, ancak takımda gördüğüm bir şey var. Ki eminim maçları izleyen bir çok kişi de bunu rahatlıkla görüyordur. Özellikle son maçlarda fark ettiğim kadarıyla Ya Yao, ya Ron, ya da T-Mac sıraları geldiğinde çıkıp, teker teker sorumluluk alıyorlar. (T-Mac patladı gerçi sakatlıktan ama) Hani olumsuzluklar saydık, sakatlık ve başlangıçtaki bazı istikrarsızlıklar ancak bu gerçekten takım adına fazlasıyla olumlu bir gelişme. Üç oyuncunun da "0" ego ile oynadığı şu son maçları izlemek beni fazlasıyla sevindiriyor ve en önemlisi de hepsi çıkıp sorumluluk alacakları yerleri iyi biliyorlar artık.

Başa aldığım Yaocan ile devam etmek istiyorum, zira gerçekten başta olmayı hak ediyor. Aslında bir şey değişmemiş gibi görünüyor hala, ama Yao'da değişiklikler var. Değişiklikler görmeyi bilenedir zaten. Şöyle ki, Draft ettiğimiz yıldan beri yumuşaklığı ile eleştirilen Ming, bu sezon geçtiğimiz yıllara oranla bu yumuşaklığı bırakmak için oldukça niyetli. Pota altında daha agresif olduğu da bir gerçek. Eskiden Yao varken, pota altına girmeye korkulmazdı pek ancak özellikle son dönemlerde pek de kolay olmuyor bu pota altında gezintiye çıkma olayı. Yao koyduğu bloklarla tam anlamıyla bir tehdit oluşturmayı biliyor, ayrıca değişikliklerinden bahsederken; bu sezon hücum ribaundlarında da daha aktif olduğunu söylemek gerek. Yao'nun aldığı sorumluluğun farkında olan bir tek ben değilim tabi ki, daha önce de sürekli takımı tek başına taşıdığı söylenen T-Mac de bunun farkında.

:: Emeğe Saygı

Evet... Yao, Ron, Tracy derken, gelelim bücüre...

 Geçen sene kendisini draft ettiğimiz gün tonlarca küfür ettiğim ancak daha sonra bizzat beni kızartmayı başaran Aaron Brooks için ayrı bir şeyler söylemek gerek diye düşündüm. Geçen yıl draft'te doğal olarak bir 4 numara bekleyişi içerisindeydik, yani yıllardır öyle sarpa saran bir 4 numara sıkıntımız olmuştu ki, artık çocuğu koymanın vakti gelmişti diye düşündük, durduk. Ancak ilk turda seçtiğimiz isim küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk Brooks oldu. Aslında GM Daryl Morey'nin doğaüstü yetenekleri sonra göz önüne çıktığı için ilk başta Brooks'u seçtiğimize şaşmıştık, ancak daha sonra Morey'e taptık ve Brooks'un da nimetlerinden faydalanmaya başladık. Gelir gelmez forma giymedi tabi, yani takıma geldiği gibi bir şeyleri elde etmedi. Ama zaman geçtikçe hem takıma kendini benimsetti, hem de koç Adelman'a. Son play-off sürecinde yavaş yavaş yüksek mekanların da havasını almış olan Brooks, bu sene beklediğimizden de erken bir olgunlaşma gösterdi. Sahip olduğu her şansta potansiyelini göstermeyi bilen Brooks, 11.3 sayı - 2.1 ribaund ve 2.1 asistlik başarılı ortalamalarının yanı sıra takımını bazı maçlarda ayakta tutmayı başaran isim de oldu.

Emeğe saygı demişken, seyyar satıcı Won Wafer'ı da es geçmemek lazım. Hazırlık kampından bu yana süre buldukça bu takımda boşu boşuna forma giymediğini göstermiş oldu. Aslında Adelman dışında NBA'deki diğer 29 koça oyuncuyu isteyip, istemeyeceğini sormanız akabinde "Kalsın." yanıtını alabileceğiniz eleman, elinden geleni yapıyor ve az buçuk gösterdiği değişim sayesinde hala ekmeğini çıkarıyor. Yerli yersiz şut atma alışkanlığını bir nebze de olsa bırakmayı başarabilen Wafer, Adelman'ın süre verdiği maçlarda efektif olmayı başarıyor, keza Adelman'dan Wafer'ın adının geçtiği her demecinde kendisinden övgü ile bahsediyor.

:: Son sözler...

 - Francis diye bir adam vardı. Hatırlıyorsunuz değil mi? Takım elbiseleriyle görüyorsunuz onu arada. Ulan içime oturuyor, söylemeden edemiyorum ama şu adamı sürekli damatlıklarla görmek fena koyuyor. Ben ve benim gibi bir çok insanın bu takıma bağlanmasında önemli rolü olan Steve'in şimdi 12 kişilik kadroda dahi olamaması koyuyor. *Takımın oyuncu gelişiminden sorumlu direktörü Brett Gunning her ne kadar yeşil ışıklar yaksa da, dönmüyor, dönemiyor.

Belki bir gün bir ışık yanacak ve bir melek onu sahaya indirecek. Ama şimdilik İbo'dan "O Eski Halinden Eser Yok Şimdi" mısrasını yolluyorum kendisine. *Anam, bir dakika Steve geçen kadroda gibi bir şeydi. Barry ve Tracy birlikte inaktif listede olunca bir kıpraşma oldu.

Neyse, hüznün ve umudun beraberliği ile sürüp giden ve şimdilik çözülmeyi bekleyen bir kördüğümü barındıran bu yazının sonuna geldik, benden şimdilik bu kadar. Sağlıcakla kalın.


Eralp Demirkul Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.