Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Anasayfa
Kim Derdi ki? Yirmi İki
Yazar İlker Kaya   
Perşembe, 20 Mart 2008
 İki süperstarımız, umut vaat eden draft seçimlerimiz ve kaliteli off-season hamlelerimiz. Bir sezona daha büyük umutlarla hazırlanıyordu takımımız. NBA sitelerinde şampiyonluk anketlerinde görmeye başlamıştık kendimizi, belki de geçen senelerde olduğu gibi. Bu sefer tam bir değişiklik adına takım mantalitemizi, dolaylı olarak da hocamızı da değiştirmiş; Rick Adelman’ı başa getirmiştik.

Yine, yeni, yeniden…

Herkes çok şey bekliyordu bu takımdan. Bu yazki FIBA America Cup’ta yeni transferimiz Luis Scola MVP seçilmiş, çaylaklarımız yaz ligini tam performansla sürdürmekte ve duyulduğu kadarıyla takım içinde de işler tam tıkır gözükmekteydi.

Are we readyy?

Nitekim öyle de başladık sezona. İlk 7 maçımızda 6 galibiyet aldık. Lakers, Utah, San Antonio’yu devirdik. Özellikle T-Mac ve Yao Ming’in sezon başı performansları herkesi mutlu etmişti.

Ardından fikstürün zorluğu ve T-Mac’in 2 maçlık yokluğunun da etkisiyle 6 maç galibiyet yüzü göremedik. Aralık’ın 23’üne kadar da yoğun ve zorlu bir fikstürle 13-15’lik bir derece yaptık.

23 Aralık akşamı, 2 maç önce hafiften vuran sakatlık Tracy’yi tam olarak ele geçirdi ve uzun bir süre de peşini bırakmadı. Makus kaderimiz bu sürede bizi bırakmayacak gibiydi. Takımın istenilen düzeyde olmamasının da etkisiyle yavaş yavaş taraftarlar cephesinden homurtular yükselmeye başladı.

Roket yükselişe geçiyor…

Ama bu tarihten itibaren işler hiç de kötü gitmedi. T-Mac’in arada sadece 5 maç oynayabildiği 17 maçlık dönemi takım oyunumuz, özverilerimiz ve bütünleşmemiz sayesinde 12 galibiyetle kapadık.

En önemli 2 oyuncusundan birini kaybeden bir takım için büyük bir başarıydı bu. Taraftarların takıma, takımın da kendine olan güveni hatırı sayılır derecede artmıştı. Geride bıraktığımız senelerdeki en büyük problemimizi, süperstarlarımızdan yoksun çıktığımız maçlardaki performans düşüklüğümüzü üstümüzden atmıştık.

All-Star arasından sonra nihayet kahramanımıza kavuştuk. T-Mac’siz şahaneler yaratan takıma bir de T-Mac’in eklenecek olması rakip takımlarda korku ve endişe uyandırmaya başladı.

Gerçekten de korkulmayacak gibi değildik. T-Mac’in dönüşüyle 4 maç üst üste kazandık. Özellikle takımdaki paylaşımcı, takım ruhlu, özgüvenli psikolojilerin çoğalmış olması göze batan en önemli gelişmeydi. Galibiyetlerimize sadece 1 maçlığına ara verdik ve bu tarihten itibaren müthiş bir form grafiği yakaladık. Bir takımda olması gereken tüm faktörler, adeta bir orkestra şefi gibi takımını yöneten bir liderle bütünleşmiş ve galibiyetler art arda dizilmeye başlamıştı.

Houston, have we got a problem?

24 Şubat’a kadar tam 12 maç üst üste kazandık. Ama o gün 13. maçımızda neler yapacağımızı konuşurken takımımızın diğer süperstarının, sezonun ve play-offların hiçbir maçını oynayamayacak kadar büyük bir sakatlık yaşadığını öğrendik. Bu haber bizim için gerçekten bir yıkım oldu...

22 (yazıyla “yirmi iki”)

Fakat taraftarlarda meydana gelen olumsuz hava takıma yansımamış gibiydi. Günler geçtikçe kadere rest çekercesine daha hırslı, daha motive ve daha inanmış bir görünüm aldı takım. Bu da galibiyetlerin kesintisiz devam etmesini sağladı. NBA tarihinin en uzun 2. serisini 22 maç art arda kazanarak yaptık ve tarihe geçtik.

Tabi bu arada da seri öncesi Batı’da 10.luk olan konumumuzu 1.liğe kadar yükseltmiştik. Takımda herkes sezon başından beri en iyi performansını gösteriyordu ve takım içinde de tam bir kenetlenme söz konusuydu. Ne sakatlıklardan, ne eleştirilerden yılmayacak elit bir takım olmuştuk.

22 maçlık bir seri, NBA tarihi boyunca sadece 2 kez yakalanabilmiş bir başarı ise bunun elbet bir nedeni olmalıydı. Bunun için seriyi yakalamamızda en efektif oyuncularımızın seri öncesi ve seri boyunca bazı istatistiklerine göz atmamızda fayda var.

Görüldüğü üzere tesadüfen kazanılmış bir başarı yaşamış olma olasılığımız, Michael Jordan’ın tekrar NBA’e dönme olasılığı ile eşdeğer durumda. Her oyuncu takıma kendinden fazlaca bir şeyler kattı ve büyük bir özveri gösterdi. İstatistiklere dökülemeyen ama çıplak gözle rahatlıkla görülebilecek de çok büyük değişimler oldu takımda. Bütün Roketleri bu hususta tek tek tebrik edip, aslan gibi mücadeleleri için alınlarından öpmek lazım.

Play-Off temennileri

Bu takıma olan inancımız zaten sonsuz. Uzun zamandır Play-Off'larda gösteremediğimiz başarıyı da bu takımla yakalayacağımıza güvenim tam. Ligin bitmesine çok kısa bir süre kaldı ve bu dönemi de başarıyla atlatarak, bugüne kadar verdiğimiz mücadelenin boşa gitmesine engel olmalıyız. Batı’daki Play-Off durumları malum. Her an herkes inip çıkabilir. Bu yüzden konsantremizi bozmamalı, biraz daha sabır göstermeliyiz. Bu mücadelenin ardından, bu kalitedeki bir takıma başarı illa gelecektir…


İlker Kaya
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
< Önceki   Sonraki >
© 2009 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.