Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

NBA

Anasayfa
Bir Sene Daha Su Gibi Akıp Gitti
Yazar Eralp Demirkul   
Perşembe, 04 Haziran 2009
 Uzun bir süredir gerek yoğunluğum, gerekse de sıkıntılı dönemimden ötürü yazı yazmıyordum. Ancak yeni bir ölü sezon sürecine girerken, su gibi akıp giden 2008-2009 sezonuyla beraber Houston Rockets'ı şöyle bir mercek altına almakta fayda olduğunu düşündüm. O zaman uzatmadan başlayalım...
Yılın Sürprizi

Aslında bu yılın iki sürprizi olduğunu söylemeyi düşünüyordum fakat Aaron Brooks'u sürpriz kategorisinden çıkartmam gerektiği aklıma geldi. Rafer Alston takası Morey'nin oyun kurucu pozisyonunu Brooks'a emanet ettiğinin büyük kanıtı olmuştu. Brooks da kenardan geldiği zaman gösterdiği başarılı performansları sürdürdü; hatta ilk beşe geçmesiyle beraber daha da efektif oyunlar çıkarmaya başladı. Çabukluğu ile skorer kimliğini birleştirmeyi başaran oyuncu, kendisi için yapılan Allen Iverson benzetmelerinin pek de haksız olmadığını göstermiş oldu.

 Ama gelelim gerçekten sürpriz olarak kabul etmemiz gereken isme; yani Von "The Super" Wafer'a. Aslında "The Super" lakabını hak etmeden evvel herhalde Von "The Itinerant" Wafer (Von "Seyyar" Wafer) onu en çok tamamlayan lakaptı. Fakat o gerçekten hak etmiş olduğu lakaba ve değere bu sene kavuşmayı başardı. Sene başında Rick Adelman'ın beğenisini kazanıp, takımda kalan Wafer, süre almadığı zamanlara karşın umudunu yitirmeden ve bir takım oyuncusunun barındırması gereken o ruhu kaybetmeden beklemeyi sürdürdü. Bir süre sonra da zaten Wafer'ın zamanı gelmişti. Özellikle McGrady'nin sakatlığı ile beraber az biraz sunduğu gösterileri uzun vadeye kavuşturmak adına bir fırsat bulmuştu. Bu yılın Wafer ile ilgili en ilginç istatistiklerinden biri de aldığı süreyle alakalı olsa gerek. Wafer, bu yıl yaptıkları doğrultusunda öyle süreler aldı ki, yıl boyunca aldığı süre ortalaması, daha önce forma giydiği dört takımda aldığı sürenin toplamından dahi fazla. Ligin ikinci yarısı ile beraber daha da ısınan ve ön plana çıkmaya başlayan oyuncu, sayı ortalamasını da 9.7'e çekti ve istenmeyen adam olduğu eski takımlarına da gerekli mesajı vermiş oldu. Yaklaşık 10 sayı ortalaması Wafer için hiç fena değil, en önemlisi de bu sayı ortalamasını çar çur etmeden yakaladığını bilmek olsa gerek.

Yılın Hayal Kırıklığı

Kuşkusuz hayal kırıklığı olarak tabir edilebilecek tek isim Tracy McGrady. Onu hayal kırıklığı olarak nitelendirmek de ona haksızlık ettiğimiz anlamına gelmiyor tabii. Bu yıl öyle tuhaf durumlar yaşandı ki oyuncuyla ilgili; bizler için kelimeler kifayetsiz kaldı zaman zaman. Geçen yıl sakatlığına rağmen oynadığı Play-Off sürecinin ardından yazı gayet iyi geçirmesini beklediğimiz ve 2008-2009 sezonu için iyi bir dönüş yapabileceğini düşündüğümüz McGrady, bizleri hayal kırıklığına uğratmadan edemedi.

 Belki de bu sezon geçirdiği operasyonlar çok geç kalınmış iki hamleydi. Ama en üzücü ve talihsiz olanı ise McGrady'nin takas olma ihtimalinin belirmesi ile beraber sezonu kapama haberinin ortaya çıkması oldu. O güne kadar ağzından ameliyat ve sezonu kapama durumlarına dair doğru dürüst bir kelime çıkmayan oyuncu, Adelman ve Morey'e haber vermeden basına sezonu noktaladığını duyurup etik olmayan bir diğer davranışa imza atmıştı. Aslında gidişi bir yandan da iyi olmuştu; çünkü artık takımda bir belirsizlik söz konusu değildi. Takımdaki herkes rolünü kavramış ve ne yapması gerektiğini biliyordu. Özellikle takımın beyni olan ve takımı hareketlendirmesi gereken T-Mac'in bu sene sahada olduğu maçlarda -sakatlığı büyük pay sahibi- oyundaki hareketsizliğin en büyük sebebi olması oldukça acıydı. Adelman'ın hızlı ve topun dönmesini isteyen hücumları T-Mac'in baygın bakışları ve bitkin vücuduyla adeta yok olup gidiyordu. McGrady'nin gittiği dönemin ardındansa takım iyi bir ivme yakaladı ve doğru hücum etmeyi bildi. Artest'in arada yaptığı saçmalamalar dışında her şey gayet normaldi. Zaten doğru hücum başarılı savunma ile birleştiğinde ödülümüzü de almış, ilk turu geçmiştik.

Neyse efendim, söz konusu McGrady idi; fakat kendisiyle ilgili daha fazla konuşmaya lüzum olduğunu düşünmüyorum. Bu sene erken dönüş yapma adına fazlasıyla umutlu beyefendi; bizlerse yıllanmış Rockets taraftarları olarak bu umutlanmalara biraz tokuz açıkçası. Yani eylem görmeden, vaatlerle hareket etmeyi bırakalı çok oldu diyebilirim. Ne zaman döner bilmiyorum henüz ama döndüğünde elinden geleni yapacağına yüzde 99 eminim. Kalan yüzde 1'lik pay ise basketbolu bırakmayı isteyebileceğinden ötürü. Yoksa kimse, gerek takım taraftarları, gerekse özel hayranlarının bu sadakatini göz ardı edip, hele de kontrat senesi geliyorken, poposunu koyup, TNT yorumculuğu için staj yapmaya hazırlanmak istemez...

Saygı Köşesi

Dikembe Mutombo

 Eli öpülesi, iş ahlakı takdir edilesi, tapılası insan. Paradan öte duygularına önem veren ve bu sene diğer etkili opsiyonlara karşın yavaş yavaş bütünleştiği takımı Houston Rockets'ta kalan Mutombo, yaşadığı son sakatlık sonrası basketbola veda ettiğini resmen açıkladı. Sıkça dile getiriyorum ve yine de getireceğim; Mutombo NBA'de, sahada olmamasına karşın, kenarda oturduğu zamanlarda bile fazlasıyla faydalı olmayı başaran tek isim belki de. Bu yalnızca amigolukla açıklanamaz; büyüğüne küçüğüne nasihatleri, verdiği direktifler, ekstra bir asistan koç niteliği taşıması, heyecanını hiç yitirmemesi, kenardan hep yükselen sesi ve alkışları ve belki de dahası...

Saha dışındaki aktifliğini anlatmaya lüzum duymadığım Deke'nin, Portland serisinde kendisinden yaşça epey küçük ve çok daha atlet uzunlara karşı söktüğü ribaundlar ve müthiş çalışkanlığı sahada yaptıkları ile ilgili son bir hatıra olarak hafızamızda kalacak...

Yao Ming

 Bu sene Yao Ming'in istatistikleriyle hiç işim yok açıkçası. Yao bu sene mental anlamda büyük bir gelişim gösterdi ve fiziğine uygun sertliği de kazandı desek yeridir. Yao bu sene kolayca pes etmemeyi, liderliğin gerçekten nasıl yapılabileceğini gördü; öğrendi. Sakatlık delisi McGrady ve zaten delilikleri ile ad yapmış Artest'i düşününce, Yao'nun liderliğini konuşturması adına daha uygun bir zaman olamazdı heralde. Yao kendisine verilen bu görevi layıkıyla yerine getirdi. Bu yıl hücum ribaundlarındaki çalışkanlığı, pota altındaki sertliği ve genel anlamda kazanma adına gösterdiği hırs ve agresiflik onun bir senede ne kadar geliştiğini göstermiş oldu. Hele de Play-Off'ta sakatlığına rağmen sahaya geri dönmek istediği, takım arkadaşlarını yalnız bırakmamak için yanıp tutuştuğu Lakers serisini hiç kimse unutamayacak. Yao takımının ilk turu geçmesinde yapabileceği maksimum şeyleri yaptı ve daha sonra da talihsiz sakatlığına boyun eğmek durumunda kaldı. Ama ne olursa olsun, yaptıklarıyla saygı köşemizde yer almayı hak etti.

Bu Yaz Nasıl Geçer...

 Açıkçası takımın bu yıl yaptıkları 22 maçlık seride olanlar gibi büyük takdir kazandı. Hep eksiklerine rağmen mücadele eden ve pes etmeyen bir takım olarak yer edindik insanların kafasında. Ancak artık eksiksiz ve istikrarlı adım atmanın tam zamanı. Üzerimizdeki ilk tur lanetini bu yıl atmayı başardık, sırada Tracy McGrady'nin kendisini ve takımı etkileyen parazitliğini üzerimizden atmak kaldı.

Artık ümit etmekten sıkıldık be T-Mac. Sen de kontratını ve sadakat borcunu düşünerek sahalara geri dönmeye, ama adam gibi adam olarak dönmeye bak.

Zaten T-Mac dışındaki diğer durumlar Morey'e ve Adelman'a kalmış. Artest para olayını abartmadığı takdirde -ki abartmayacak gibi görünüyor- Morey ona dünden razı ve muhtemelen yeniden bağlayacağız onu. Wafer da yine yeniden anlaşma yapmamız muhtemel olan bir diğer isim olarak göze çarpıyor. Gösterdiği performansı aynı çizgide sürdürürse ve istifini bozmazsa, bu enerjisi bize daha çok yarayacaktır zaten. He tabii en gerekli hamlelerin başında da yedek bir uzun geliyor. Birkaç ay önce Morey'nin Olimpiakos uzunlarında aradığını öğrenmiştim, belki de çare Yunanistan'dan gelir. Turiaf, Andersen, Moore gibi alınabilitesi olan NBA oyuncuları da boşa durmuyor fakat onları da bağlamak pek kolay olmasa gerek. E haliyle biraz şans ve nokta niteliğindeki birkaç hamlenin de, attığımız bu adımın arkasını getireceğine şüphe duymuyorum.

Yine de biz işi uzmanına bırakalım ve şezlongları alıp yazın tadını çıkarmaya bakalım...
Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.