Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Anasayfa arrow Fikstür (2008-09)
22 Ayrı Onur Mücadelesi
Yazar Emir Çağan   
Perşembe, 20 Mart 2008
 2007 Play-Off'ları, hayal kırıklığı yaratan bir takım, yeniden loser diye suçlanılan bir T-Mac ve yeniden artık seneye demek zorunda kalan Houston Rockets... Kağıt üzerinde harika geçen bir off-season, yeni umutlar, sezona harika bir giriş, T-Mac MVP sesleri ve T-Mac'in sakatlanışı... Düşüşe geçiş süreci, batıda 10. sıraya kadar gerileyişimiz...

:: Seri ilk sinyallerini veriyor

Ocağın 19'u, T-Mac'in sakatlıktan döneceği söyleniyor, San Antonio karşısındayız. San Antonio'yu T-Mac'in benchten geldiği maçta 83-81 yeniyoruz. İlk defa savunmamız kusursuz işliyor, şaşırıyoruz. Sonraki iki Seattle maçından ilk olanda T-Mac sakatlıktan dönüyor, benchten geliyor içerde kazanıyoruz. Sonra dışarıdaki maçtaysa T-Mac, Durant'a nasıl son çeyrek oynanacağını gösteriyor zor bela yine kazanıyoruz. Sonraki maç 13 maçlık seri yapmış, gençler birliği Trailblazers'la. Rahat bir galibiyet daha. Tamam diyoruz artık roket fişeklenmeye hazır artık Utah'ı içerde yenerek onlara karşı bu seneki 2. galibiyetimizi alma vakti... Forum dolu maç başlayacak herkes onu bekliyor, yayına giriyorlar ama bir şey eksik. Selvi boylumuz ortalıkta yok, öğreniyoruz ki grip olmuş. Maçı 8 sayı farkla kaybediyoruz. İlk küçük serimiz sona eriyor.

:: And now, It's Time!

Senenin başından beri yırtınıyoruz Its Time diye. Sakatlıklar olsun, takımın oturamaması olsun hiç bir zaman tam istediğimiz gibi olamamıştık. Seriye hasta lakaplı Golden State'le başladık, T-Mac'in yine sakatlığı ortaya çıktı. Herkes karamsar, herkes artık T-Mac'ten umudu kesmiş. Takımın lideri artık eskisi gibi değil, sakatlıklar peşini yine bırakmıyor ama bu sefer farklı, sanki bir çok şeyini alıp götürmüş gibi. Serinin ilk maçında Yao Ming sahneye çıkıyor. Her zaman temposuna uyum sağlamakta zorlandığı Golden State'i adeta tek başına vuruyordu. O maçtan sonra Pacers'ı yeniyor Milwaukee'ye, bir sezonumuzu etkileyecek maça doğru gidiyoruz.

Milwakuee maçı kolay geçiyor fakat bir üstte dediğim gibi belki de en büyük yarayı oradan alıyoruz. Tam takımın lideri gibi oynamaya başlayan, kendini bulan Yao Ming vatandaşı Yi Jianlian'dan pota altında ufak bir darbe alıyor. Ve evet, Yao Ming bundan tam 9 maç sonra bu senelik Houston Rockets'ımıza veda ediyor, ardında bize evlat acısı çektirerek. Yao'ya sorulduğunda, Jianlian'dan o darbeyi aldığından beri bacağında ağrıları olduğunu fakat takımın her maçı kazanması gerektiğini düşündüğü için pek nazlanmadığını söylüyordu. Ah be Yao dedik, keşke o maçların yarısını kaybetseydik de seni kaybetmeseydik dedirtti, şahsen benim gözlerimi yaş yaş yaptı.

Sakatlık ortaya çıktıktan sonra T-Mac'e uzatıyorlar mikrofonu. T-Mac sakatlıklara alışık adam tabi, heleki Yao'nunkilere. Yine soruları cevaplıyor, soruyorlar bundan sonra ne olacak diye? Geçen senelerden alıştığımız gibi bir "It's on me'' (yük bana ait) lafını bekliyoruz, ama hayır bu sefer "It's on us'' (yük hepimizin) diyor. Yabancı forumlarda şaka olarak algılanıyor bu söz, ne yani biz bundan sonra tuğlacı Rafer'a , 40 küsür yaşındaki Deke'ye, turnike bırakmaktan aciz Hayes'e mi güvenecektik? Yao bin kat özleniyor, bir çok kişi karamsar, hatta benim gibi bir kaç kişi T-Mac'ide yatırarak yine "seneye" dememiz gerektiğini düşünüyor.

Yao gittikten sonra Washington, Memphis gibi nispeten kolay takımlarla oynuyoruz. T-Mac 20 sayıyı geçmiyor, takım gerçek bir takım gibi oynuyor. Herkeste bunlar kolay lokma, fikstür zorlaştıkça durum ortaya çıkacaktır havası var. Belki de ilk ciddi sınavımızı bir türlü istediği kimyayı oturtamamış bol yıldızlı Denver'la oynuyoruz. İnanılmaz bir savunma gayreti, inanılmaz bir yardımlaşma, inanılmaz bir takım oyunu. Sonuç 3.çeyrekte bir blow-out. Shane, Carmelo'dan fazla sayı atarken, Rafer 1 sayı gerisinde kalıyor Iverson'ın. O maçta umut tomurcukları yeşermeye başlıyor, aslında takım oyununun nelere kadir olabileceğini, T-Mac'in röportaj sırasında "It's on us" derken ne kadar ciddi olduğunu anlıyoruz. Bir Indiana maçını daha sorunsuz atlattıktan sonra Dallas maçında ne yapacağımızı düşünmeye başlıyoruz. Takım 16 maçlık seri yakalamış ama bazılarına göre bunun nedeni kolay fikstür bazılarına göreyse gerçek bir contender'la maç yapmamış olmamız.

Dallas maçı bize kim olduğumuzu gösterecekti... Ya da acaba gösterebilecek miydi? Dallas'ın bir önceki Utah maçında Nowitzki bir insanın yapmaması gereken bir faulü Kirilenko'ya yapınca bir maç ceza alıyor ve bizim maçta oynayamıyordu. Maçtaysa Dirk'süz Mavs karşısında bildiğimiz Rockets vardı. Savaşan, her topa atlayan, agresif savunma yapan takım. 3.periyotta bir blow-out daha... Maç başlamadan önce TNT'de T-Mac'e ileri geri sallayan Charles Barkley - Kenny Smith ikilisi maç sonunda T-Mac röportaj verirken Mavericks mavisine bürünüyorlardı. T-Mac o maçta 31 sayı ve 9 asist yaparak hem kendi hücum gücünü gösteriyor, hem de takımını daha iyi oynatarak ders veriyordu... Olan Fatkid Charles Barkley'e oluyordu. Bir sonraki maçımızdaysa bu sene CP3 önderliğinde Contender'lığa bürünen New Orleans'la Toyota'da oynayacaktık. Maçtan önce telefonum çaldı arayan babamdı. Bana "David West bu gece oynamıyor oğul" dedi. Olamaz dedim kısaca. Yine mi geri zekalıların eline koz verecektik? Yine mi milletin yaşadığı sakatlıklar yüzünden biz kötü gösterilecektik? Bir Allah'ın kulu da çıkıp neden "ulan bu takımda ligin en iyi pivotu sakat" demezdi? Olsun dedik, Houston'ımız kazanmaya devam etti, artık seri 18'di ve eşşeğin bir yerine su kaçırmaya başlamıştık. Önümüzde New Jersey, Atlanta ve Charlotte maçları vardı ve bu maçların hepsini kazanırsak NBA tarihinin 21 maçla en büyük 2. serisini yakalamış oluyorduk.

New Jersey maçı yine bir blow-out. Ama Atlanta maçından itibaren takımlar artık bizim dış şutumuza önlem almaya başlamıştı. İyi sokamıyorduk özellikle ilk yarılarda ama Toyota cayır cayır yanıyordu. Belki de Olajuwon zamanından beri ilk defa böyle bir hava yakalamıştı Houston şehri. Hatta Houston valisi Bobcats ile oynanacak maçın gününü "Houston Rockets Spirit Day" (Houston Rockets ruhu günü) ilan etmiş, herkesi o gün kırmızı giymeye çağırmıştı. Atlanta'yı ve Bobcats'i son periyotlarda T-Mac'in MVP'lik oyunlarıyla geçiyorduk. Artık NBA'in en büyük ikinci serisi bizdeydi, kolu kanadı kırık bu takım bunu başarmıştı. 1. seri ise Wilt'li, Jerry West'li Lakers'ın elindeydi 33 maçla. Aynı zamanda Bobcats maçından sonra batının liderliğini Lakers'la paylaşmaya başlamıştık ve bir sonraki maç Toyota Center'da Lakers'laydı.

Lakers Gasol, Bynum, Arıza'sız biz ise Yao, Landry ve -fasulyedende de olsa- Francis'sizdik. Maçtan önce herkes inanılmaz bir T-Mac vs. Kobe kapışması bekliyordu. Öylede oldu aslında, tabi bir şut kaçırma yarışmasından bahsediyorsak. Kobe, Shane'in kitaplara geçecek savunması karşısında 33şutta 11 isabet bulurken T-Mac takımının iyi oynamasından istifade ediyor çok kasmıyor hatta hiç zorlamıyordu. Yine pek sevmediğimiz Jump Shotlarına başvuruyordu, ama aynı zamanda iyi-kötü takımını oynatıyordu. Maçın kahramanı ise kuşkusuz Rafer Alston'du. 2 senedir bize cehennem azabını yaşatan Alston bu 2 seneyi bir gecede nispeten unutturuyordu.

Atlamadan o gece İstanbul'da ise RoxTurk grubu toplanmış galibiyeti kutluyordu. Harika bir günü Rockets'ımız Lakers'ı yenerek taçlandırmıştı, cuk diye de oturdu.

Peki bu seriyi yaratan etkenler neler?

- Savunma
- Takım oyunu
- 40 küsür yaşındaki Dikembe Mutombo'sundan, sakat sakat oynayan Yao'suna, T-Mac'ine kadar bütün takım
- Daryl Morey'in akıllı takas ve FA hamleleri
- Takım kimyası
- Çaylakların performansları
- Rick Adelman

Boston maçıyla serimiz son buldu. Sağlık olsun, bütün takıma helal olsun. Bize tarihi tanıklık ettirdiler, canlarıyla mücadele ettiler, takım oyunuyla neler yapılabileceğini gösterdiler ve en önemlisi bütün olumsuzluklara rağmen onur mücadelesi verdiler. Belki de son 10 yılın en zor batısında 10.luktan 1.liğe kadar geldiler.

Bundan sonra geri kalan 16 maçta zorlu bir fikstür bizi bekliyor. Artık batı takımlarıyla maçımız. Ne olursa olsun bu takım Play-Off'lara kaldığı sürece çok başarılıdır. Şu önümüzdeki maçlar bize takımımız hakkında çok daha büyük ipuçları verecek, önemli olan bir yenilgiden sonra yıkılmamak. Bunu yapabileceğini biliyoruz bu takımın, şunu unutmamak gerekir; biz neyi bildiğimizi sanıyorsak onlar bizde her şeyi 10 bin kat daha iyi biliyor. Bu takımı eleştirmeye kalkarken 2 kere düşünün, bize yaşattıklara şey hiçbir takımın kolay kolay taraftarlarına yaşatabileceği türden bir olay değil...

En son olarak bu takımı küçümseyenler; belki çok klişe olacak ama "Dont ever underestimate the heart of a champion." Esen kalın, takıma güvenin.


Mehmet Emir Çağan
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.