 Evet, bir Avrupa şampiyonası daha geride kaldı. Milli takımımızın olabilecek en kötü performanslardan birini sergilemesi ve Hidayet (biraz da Kaya) dışında öne çıkan oyuncumuzun olmayışı,çok şeyler beklediğimiz Ersan'ın Mehmet'in beklenenin çok altında kalmasının sonucunda hüsran kaçınılmaz oldu. Koç Tanjevic ise gerek yaptığı kadro seçimleriyle gerekse oyuna müdahaleleriyle eleştiri oklarının hedefi oldu. Türkiye'nin turnuvanın en büyük hayal kırıklıklarından biri olmasına rağmen turnuvadan zevk aldığımı açıkça söyleyebilirim.
Avrupa Basketbolu - Nba Basketbolu
Yazımın başında Nba basketbolu ile Avrupa basketbolu arasında farklardan bahsetmek istiyorum. Öncelikle en belirgin fark; point guard. Yarı finale çıkan 4 takıma bakarsak: Diamantidis, Jasikevicus, Calderon, Jr. Holden. Oysa Nba'de geçen senenin şampiyonu Miami neredeyse point guardsız oynadı. Tıpkı 2 senedir Kobe'nin sırtında point guardsız playofflara kalan Lakers gibi. Tabi Nba basketbolunda bu açığı kapatan Kobe, Wade gibi süperstarları göz ardı edemeyiz. Bir diğer fark ise takımların Nba'e göre daha fazla alan savunması ve tam saha pres yapmasına bağlı olarak coachun önemi. Ne alaka demeyin? Bir düşünün Yunanistan-Slovenya maçını.Yunanistan son dakikalarda yaptığı presle farkı kapatıyor ve molalarını yerinde kullanmayan Ales Pipan ağır bir dille eleştiriliyordu.
Artık Turnuvayı incelemeye geçebiliriz..
Mvp Kirilenko Değil !
Turnuvanın hiç şüphesiz en güzel sürpizi Kirilenko önderliğindeki Rusya'ydı. İnanılmaz şekilde savunma yapan ve turnuvanın yarı finalleri geldiğinde neredeyse şampiyon ilan edilen İspanya karşısında da Litvanya karşısında yaptıkları sürprizin bir benzerini yaptılar. Peki ama tesadüf mü? Tabi ki hayır. Öncelikle yukarıdaki başlıkta ne demek istediğimi belirtiyim. Kirilenko'nun geçen senesini hatırlayarak başlayalım. Kirilenko Utah San Antonio'ya elenince takımın yıldızları Deron Williams ve Carlos Boozer tarafından elinden geleni yapmamakla suçlanmıştı. Gerçektende öyleydi; Kirilenko Nba'de çok kötü bir sezon geçirmiş hatta takası gündeme gelmişti. (şuanda da gündemde gerçi) Ancak İspanya'da öyle bir Kirilenko izledik ki çoğumuz "aha eski Kirilenko geri döndü" tarzı şeyler söyledik ister istemez. Peki Kirilenko'da ne değişmişti? Kirilenko'yu eski Kirilenko'ya dönüştüren kimdi? David Blatt dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. David Blatt öyle bir sistem yarattı ki sadece Kirilenko değil Nba'de kötü sezon geçiren bir başka oyuncu Khryapa, yıllardır sadece sıradan rollerde olan Savrasenko, Morgunov, Pashutin gibi isimlerden de ekstra katkılar aldı. Yani aslında Mvp Kirilenko olsada takımın şampiyonluğundaki en büyük pay David Blatt'ındı.
İspanya Neden Kazanamadı?
Yukarıda da belirttiğim gibi İspanya yarı finaller gelmeden şampiyon ilan edilmişti. Yunanistan'da Papaloukas formsuz, Litvanya'da Jasikevicius bilmem kaç yerinden sakattı. Yani her şey istedikleri gibi gelişiyordu. İlk turdaki Hırvatistan kazası dışında her takıma fark atmışlar ve yarı finale kadar rahat rahat gelmişlerdi. Yarı finalde ise kötü oynamalarına rağmen Yunanistan'ı zorda olsa geçmişlerdi. Ancak final sendromu yine karşılarına çıktı. İlk çeyrekteki İspanyol atağına 2. çeyrekte Rusya karşılık vermiş ve şampiyonluğun kolay olmadığını göstermişlerdi. Peki İspanya neden kaybetti? Öncelikle Gasol'un final maçında kaçırdığı 7 faul (5/12) onun dışında Gasol'un maç genelinde sadece %25 ile oynaması İspanya'nın sonunu hazırladı. Gasol bu maçta sadece kötü oynamadı, ayrıca ne kadar lider bir oyuncu olduğunu gösterdi. Kirilenko karşı tarafta 4 faullü olmasına rağmen liderliğin tanımını yaparken Gasol maçın en kritik yerlerinde faul kaçırmaya devam ediyordu, zaten Gasol'un lider bir oyuncu olmadığını sadece çok iyi bir oyuncu olduğunu Memphis günlerinden biliyorduk. Memphis Dallas'a süpürülürken Gasol Dirk Nowitzki karşısında istatislik olarak iyi gibi gözükse de maçın kritik anlarında Nowitzki karşısında ezilirken baskıyı kaldıramadığını gösteriyordu.
Turnuvada İki Tane Phoenix Suns Vardı ?!
İçinizden neler dediğinizi duyar gibiyim. "Oha o ne demek lan" tarzı tepkiler başlığa ilk bakışta verilecek tepkiler. Ancak tıpkı Suns gibi oynayan ve onların biraz daha iyi savunma yapanı Litvanya ve taraftar desteğini arkasına alıp özellikle finale kadar kendilerini sürekli yere atan (tıpkı Suns gibi) İspanya turnuvanın Phoenix Suns'larıydı. İspanya hatasının farkına finale kadar varamamış ve ben dahil bir çok taraftarın finalde Rusya'yı tutmasına neden olmuştu hatta İspanya'dan o kadar nefret ettim ki İspanya'dan son saniyedeki Jr. Holden'ın şutundan sonra kendi havalarda bulduğumu hatırlıyorum.
Peki Ya Diğerleri ?..
Rusya'nın gölgesinde kalsada Slovenya, 2. turda çok kötü oynasalar da ilk turda ve çeyrek finalde Litvanya maçında çok iyi mücadele eden Hırvatistan, Jasikevicus sakatlanmasa şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri olan Litvanya, en iyi oyuncuları (Papaloukas) formsuz olmasına rağmen yinede finale çok yaklaşan Yunanistan, İspanya karşısında turnuvanın en büyük hezimetlerinden (evet bizden de büyük !) birini yaşasa da 5. olan Almanya turnuvanın diğer iyi takımlarıydı. Smodis, Lakovic ve Nestrovic önderliğinde "ne kadar atarsam daha azını yerim" felsefesiyle oynayan Slovenya turnuvanın Rusya'dan sonraki en hoş sürpriziydi. Çeyrek finalde koç Ales Pipan'ın molaları ve rotasyonu biraz daha iyi ayarlasa belkide yarı finale kadar çıkıp madalya savaşı vereceklerdi. Ancak onlarda çeyrek finalde Papaloukas'a toslamışlar ve Papaloukas her ne kadar turnuvada hayal kırıklığı yaratsada 4. çeyreğin son 5 dakikasında Slovenya'nın işini bitirmişti.
Turnuvada Dikkat Çekenler
:: Matjaz Smodis: Turnuvanın Nba oyuncuları dışında en iyi oyuncularından biri olan (Siskauskas'la beraber) Smodis 28 yaşında olmasına rağmen genç oyuncuların pek kendilerini gösteremediği turnuvada Nba Scoutlarının dikkatini en çok çeken isim oldu.13.4 sayıyla sayı krallığında 9. olan Smodis Slovenya'nın en büyük kozu oldu.
:: Jose Manual Calderon: Final maçı dahil birçok maçta takıma girdiği anda direkt katkı veren ve final maçında da 5 üçlük bulan ve bana göre İspanya takımının asıl lideri Calderon ise turnuvada 12.3 sayı 2.6 asist ile oynadı ancak o çok istenilen şampiyonluğa ulaşamadı.
:: Jr. Holden: Final maçında son topu Gasol'ün elinden alarak son topu sayıya çevirerek kahraman ilan edilen Ameri... aman Rus yıldız turnuva boyunca Rusya'nın kendisini ne Rus vatandaşlığına geçirerek ne kadar doğru bir karar verdiğini gösterircesine oynadı.
:: Hidayet Türkoğlu: Belki de Türkiye adına tek olumlu şeydi Hido. 19.2 sayı ortalamasının yanı sıra %48 şut atarak adeta tek başına dayandı ancak yeterli olmadı. Özellikle İtalya karşısında 34 sayı atarak turnuvanın en iyi (bireysel) performanslarından birine imza atan Hidayet'in o çabasına rağmen Türkiye tartışmasız turnuvanın en büyük hayal kırıklığıydı.
:: Ramunas Siskauskas: Litvanya'nın kimi zaman olmadığında oyun kurucusu, kimi zaman en skorer ismi, kimi zamanda savunmadaki gayretiyle dikkat çeken ismi Siskauskas bu çabasının karşılığını turnuvanın en iyi beşine seçilerek aldı. (5teki diğer oyuncular; Calderon, Kirilenko, Dirk, Gasol) Ayrıca Rusya maçında Kirilenko ile girdiği inanılmaz düelloyu bireysel performans bazında ufakta olsa bir farkla kazanan (30 sayı Siskauskas, 29 sayı AK47) Siskauskas takımının maçı kaybetmesine engel olamadı.
:: Meir Tapiro: İsrail turnuvaya erken veda etse de veda edene kadar göze hoş gelen bir basketbol oynadı, tabi Tapiro önderliğinde. Tapiro özellikle İspanya karşısında ilk çeyrekte mükemmel bir performans sergilese de finalist İspanya'ya karşı takımı pek dayanamadı ama Tapiro'nun hızlı hücumlarda attığı paslar, Y. Green ile oynadığı pick n roller akıllarda kaldı.
:: Felipe Reyes: Buraya Felipe Reyes'in rakamlarını koymak kendisine yapılacak en büyük haksızlık olur herhalde. Hemen hemen her oyuncunun 1e 1 oynayarak skor üretebildiği İspanya takımında ekmeğini taştan çıkaran nadir oyunculardan biriydi. Kendisinden istenmeyen şutları kullanmadı, ribaundlarda etkiliydi, Almanya maçında Nowitzki'yi iyi savundu. E daha ne istiyorsunuz ?
Aslında buraya yazmayı düşündüğüm K.Lavrinovic, A.Ponkrasov, Z. Planinic, Belinelli'yi çeşitli nedenlerden dolayı yazmadım. Tabi buraya yazmayı saçma bulduğum Nowitzki, Parker, Gasol gibi Nba yıldızlarını saymıyorum bile...
Turnuvanın Hayal Kırıklıkları
:: Mehmet Okur: Geçen sene all star olarak Türk halkını sevince boğan Mehmet Okur turnuvanın en büyük hayal kırıklıklarından biriydi. Turnuva boyunca ilk çeyrekler dışında belindeki sakatlığın ve Tanjevic'in dakikaları yanlış dağıtması Memo'nun kötü performansı daha da göz önüne koydu.
:: Mario Kasun: Aslında Kasun'u buraya koyup koymama konusunda çok düşündüm ancak beklentilerin yükseldiği 2. tur ve çeyrek final maçlarında gösterdiği performans (son 4 maç toplam 12 sayı) nedeniyle onu buraya koymaya karar verdim. Hırvatistan ilk turdan sonra büyük bir düşüşe geçmesinin nedenlerinden de biridir Barcelona'lı Kasun.
:: Ersan İlyasova: Türk basketbolunun ileride çok şeyler beklediği Ersan bu turnuvada tanınmayacak derecede kötüydü. Bu yaz Barcelona ile anlaşma yapan ve Avrupanın en çok kazanan oyuncuları arasına ismini yazdıran Ersan İspanya medyası tarafından da en çok eleştirilen oyuncuların başında geldi turnuva boyunca.
:: Theodoros Papaloukas: Papaloukas ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kötü oynadığı gösterdi. Nasıl mı? Slovenya karşısında 1.5 dakika karşısında 8 sayı, 1 asist, 1 top çalma ile maçı neredeyse tek başına alan Papaloukas turnuvanın en iyi bireysel performanslarından birini bu kısa sürede gösterse de turnuva genelinde Avrupanın en iyi oyuncusuna yakışmayan bir performans sergiledi. Eğer yarı finaldeki İspanya karşısında 3 sayıda kalmayıp biraz daha kendi standartlarına yaklaşsa daha başka bir final izleyebilirdik.
Yazımın son bölümünde ise turnuvanın unutulmaz anlarını/performanslarını yazacağım;
1. Jr. Holden & Pau Gasol (İspanya - Rusya): Jr. Holden 20 saniye kala Pau Gasol'un elinden topu kaptıktan sonra son hücumu büyük bir soğukkanlılıkla 2 saniye kala bitirmesinin ardından birçok kişinin aklında 1998 yılında Jordan'ın Malone'nin elinden kaparak son şutu atması geldi. Jr. Holden'ın bu basketinden sonra İspanya'nın bir şansı daha vardı, ancak Pau Gasol'un şutu çemberin içinden çıkınca kahraman Gasol değil Jr. Holden oldu.
2. Theodoros Papaloukas (Yunanistan - Slovenya): Aslında çok bişey yazmama gerek yok çünkü yukarıda çokça bahsettim bu performanstan. Ales Pipan almadığı molalar üzerine çok kritik toplar kaybeden Jaka Lakovic Slovenya'nın turnuvadan elenmesine neden oluyordu.
3. Andrei Kirilenko & Ramunas Siskauskas (Rusya - Litvanya): Yarı finalin 3. periyodu. Maç başa baş... Bir Siskauskas atıyor, bir Kirilenko atıyor. Litvanya geliyor, Rusya kaçıyor. Kirilenko sayı kategorisinde Siskauskas'dan geri kalsada takımını finale taşıyordu.
4. Vasilis Spanoulis & Marko Tomas (Yunanistan - Hırvatistan & Hırvatistan - İspanya): Hırvatistan bu turnuvada son saniye şutlarıyla fazla haşır neşir oldu. İlk tur gruplarında İspanya karşısında Marko Tomas'ın son saniye üçlüğüyle gülen Hırvatlar, ikinci turda Ex-Rox Spanoulis'in Nba üçlüğünden attığı şutla kaybediyordu.
5. Hidayet Türkoğlu & Dirk Nowitzki (Türkiye - İtalya & Almanya - Çek Cumhuriyeti): Turnuvanın her ne kadar en yüksek atılmış sayı Tony Parker tarafından atılmış 36 sayı olsa da bu performanslar (özellikle Hido'nun ki) bizim için daha unutulmazdı. Türkiye İtalya maçında farkı çift hanelere çıkaran Türkiye, 4. çeyrekte İtalya'nın geri dönüşüne engel olamıyordu. Ancak sahada öyle bir Hidayet vardı ki İtalya karşısında tek başına direniyordu. Ancak onunda pili bitmişti ve Türkiye o maç sonunda 2. tur ümitlerini sıfırlamıştı. Almanya Çek Cumhuriyeti maçında (turnuvanın iki takım açısından da ilk maçı) Çek Cumhuriyeti Almanya karşısında çok iyi direnmiş maçı uzatmaya taşımış ancak Nowitzki'ye engel olamamıştı. Nowitzki maç boyunca 10/19 iki sayı, 2/6 üçlük ve 9/10 serbest atışla 35 sayı atmış ve Almanya'yı ipten almıştı.
Evet bir turnuva daha böyle geride kaldı, umarım sıkılmamışsınızdır. Başka yazılarda görüşmek üzere, hoşça kalın.
Doğuş Arun
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|