 Şimdiye kadar Rockets yazılarından başka herhangi bir yazı koymamış olabiliriz buraya fakat bu bundan sonrada koymayacağımız anlamına gelmiyor. Konu dışı olabilir fakat önemli bir konu ve bizim bu konuda daha duyarlı olmamız gerekiyor. Peki nedir bu konu? Konumuz Türkçe’nin Turkcheleşmesi. Bu konuda bir çok yerde rastladığımız şeylerin başında bazı Türkçe karakterlerin değişmesi geliyor. Örneğin güzel Türkçe’mizde bulunan “k” harfinin “q”ya dönüşüvermesi, “ş” harfinin “sh”, “ç” harfinin ise “ch”ye dönüşmesi gibi. Ya da bazı kelimelerdeki “i” harflerinin “y” şeklinde yazılması. “ğ”lerin yazılmaması, “c”lerin zaman zaman j olması. Yada Türkçe karakterlerin İngilizce karakter şeklinde yazılması. Örneğin; “benim” kelimesinin benym’e “canım” kelimesinin “jnm”a dönüşmesi. Ne kadar gerçekçi veya doğal görünüyor bilemem ama herhangi bir kolaylık yüzünden bu yolu seçmediğimiz kesin. Örneğin yazı esnasında “ç” yerine “ch” yazmamız hem kelimeyi uzatır hem yazıyı okuyan için akıcılığı kaybettirir. Yazıyı okumamız zorlaşır. Yani sebep belli bence. Özentilik. Bence bunu başka bir şeyle açıklayamayız.
Çok rastladığımız bir şey de kelimelerin kısaltılması. Yine örnek vermem gerekirse; “yapmadım” kelimesinin “yapmadm” olması. Yukarıdaki yazdıklarımla bunu aynı anda yapan arkadaşlarımız acaba kendileriyle çelişmiyor mu? Yani bir yandan yazıyı kısaltma derdinde olup da bir yandan da uzatanlar?
Bir de şu var ki güzel Türçe’mizde bulunan kelimeleri İngilizce yazma merakımız. Örneğin “tamam” yerine “ok”, “sahil” yerine “beach”, “ikili” yerine “duo”, üçlü yerine “trio”, “foto” yerine “photo”, “şov” yerine “show”, “radyo” yerine “radio” denmesi. Bunlar sadece ilk anda aklıma gelen birkaç örnek. Giderek dilimiz yabancılaşıyor ve çoğumuzda “bu yeni dili” anlamakta zorlanıyoruz. Bu dilin yabancılaşması konusunda ise TDK’ya düşen iş büyük. TDK’nın kelimeleri Türkçe’ye çevirme konusundaki başarılarını (!) hepimiz biliyoruz. Örneğin “otobüs” kelimesini Türkçe’ye çevirmeye çalışan TDK yetkilileri bu kelimeyi Türkçe’mize “ çok bindirgeçli götürgeç” olarak çevirdi. Peki kim alıştığı otobüs demeyi bırakıp bu uzun kelime öbeğini yani çok bindirgeçli götürgeç diyecek? Peki TDK’nın yaptığı iyi çeviriler de yok mu? Dilimizde kullanılan çeviriler elbet var. Örneğin computer’in dilimize bilgisayar olarak geçmesi, fax’ın belgegeçer olarak geçmesi gibi rağbet gören ve yadırganmayan çevirileri de yok değil. Bu iki örnekte de dikkat edilecek tek nokta var. O da bu çevirilerin gecikmeli yapılamış olmaları. Örneğin yıllardır kullandığımız ve dilimizin alıştığı kelimeleri değiştirmek yerine Bilgisayar gibi, fax gibi kullanımı yeni yeni yaygınlaşan nesnelerin çevrilmesi. Yani çevirilerin geç yapılmaması. Henüz insanlar alışmamışken yeniye alıştırmak çok daha kolaydır çünkü.
Türkçeyi korumadaki görevlerden biri de bize ait. Biz eğer Türkçe’mizi doğru kullanır ve Türkçe yerine Turkche kullanmak isteyenleri uyarırsak Türkçe’nin gideceği noktayı daha doğru bir nokta yapma adına doğru adımlar atmış ve Türkçe’mizi kurtarma adına kendi görevimizi yapmış olacağız. Yoksa gittiğimiz yol yol değil. Ya da gittgmz yol yol deil mi demeliydim? Bu yazının üstüne gidebilecek türden bir yazıyla baş başa bırakıyorum sizi. Hadi bakalım bol Türkçe’li günler…
ARIYORUM - Yusuf YANÇ
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı;
'Bu günden sonra, divanda, dergahta, bargahta, mecliste,
meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya' diye,
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehiri,
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,
Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının bilboard, sayı tabelasının skorboard,
Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome,
Çıkışında goodbye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Sekinin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast food,
Yemek çeşitlerimizin menü,
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı okey diye konuşanınız var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe shop levhasının altında,
Acının da acısı kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün el diline özendiğine içiniz yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?
Kıvanç Yanar
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|