 Öncelikle yazıdaki bir günlük gecikme için affınızı
diliyorum. Dün yazacaktım ama okulla alakalı sıkıntı vardı, onu görüşmeye gittim
bu sebepten de bilgisayara normal programımdan yaklaşık 7 saat sonra oturunca
yazamadım. O yüzden tekrar söylüyorum ki kusura bakmayın.
Geride bıraktığımız haftada takımda neler oldu? Evvelsi hafta olduğu gibi bu
haftayı da 2-2 ile kapattık ama Oklahama maçında başımıza öyle bir şey geldi ki,
kimsede kaybedilen maçları düşünecek derman kalmadı.
Şöyle ki farka yürüdüğümüz
OKC maçında ilk önce Tracy McGrady’nin sakatlığı meydana geldi. Tam o boğazımıza
oturmuşken Artest ve Yao ile "hatrick" yapmayı başardık. Haliyle de hüzün
kapladı dünya başkentlerini. Dallas maçına kadar hangi oyuncunun kaç maç
kaçıracağı hakkında yazıldıkça yazıldı, Dallas maçında hiç maç kaçırmaz diyen
Yao sahada yokken sakatlığı daha fena gözüken Artest ve T-Mac sahadaydı. Gerçi
onlarınki de sahada olmaksa...
Maçlar üzerinde çok fazla durmayacağım bu hafta, çünkü konuşacak bir şey yok.
Takım içinde bulundurmadığı en büyük özellik "İstikrar". Öyle ki kolay diye
bakılan Spurs maçında 80 sayıyı geçemeyip kaybedip, New Orleans’ı çok rahat
yenebiliyoruz. Bu maçlar dışında OKC’yi yenmek şu an için lig genelinde mevzu
bahis olarak gözükmüyor. Howard ve Yao’nun oynamadığı maçta da Dallas’a karşı
baştan sona boynu bükük oynamak kalp kırıcı, tansiyon düşürücü etkenler.
Takımda üzerine konuşulacak müsbet insan sayısı pek fazla değil şu dönem, bu
arkadaşlar da Amerikalıların "X Factor" diye bahsettiği, Türkçe’de "dolaylı
tümleç" olarak adlandırılan arkadaşlar. Aslına bakarsanız da başarısızlığımızın
genel sebebi de bu. Yao, Artest ve T-Mac kötü ağırlıklı istikrarsız oyuncular
vaziyetindeler. Düzelirler mi? Normal şartlar altında, evet. Bu sebepten
umutsuzluğa kapılmamalı. Ama şu dönemde de performansıyla takımın en gözde
oyuncusu olan Aaron ve Scola’yı atlamamak gerekir. Aaron’dan geçen hafta
bahsetmiştim genel olarak. Kenardan gelip oyuna olumlu yönde katkısı çok, zaten
kenardan gelen tek skorer. Gerçi bugünlerde kankası Wafer da fena işler yapmasa
da bench bayrağı Aaron’un elinde. Diğer arkadaş için izninizle yeni bir paragraf
yapmak istiyorum.
Huzurunuzda Maradona’nın hemşosu Luis Scola. Geçen sene olgun çaylak döneminde
de kendisine fazlasıyla hayran bırakmıştı, yazın Olimpiyatlar’da Arjantin’in en
iyisiydi. Ve şu an olgun sophmore bence takımın en iyisi. Savunma, hücum,
ribaund, hustle gibi aklınıza gelebilecek tüm basketbolun doğrularında parmağı
var. Televizyondan yayınlanan New Orleans maçında David West’i Türk tabiriyle
"Denize dökünce" Scola, Kaan Kural "West, Scola’dan yetenekli olsa da Scola onu
oyun bilgisiyle yendi" gibi bir cümle kurdu. Bu konuda, Scola’nın hakkı
yenildiğini düşünüyorum ve Türkiye’nin tek Houston Rockets sitesinde bunu
savunmakta haliyle bize düşüyor sanırım. David West, Chris Paul olmadan ne
yapmış ki, Scola gibi olimpiyat, dünya kupası, ispanya hatta NBA’de kendini
ispatlamış insandan yetenekli oluyor. Ben bilmiyorum.
Scola’yı yukardaki paragrafta bıraktıktan sonra asıl sakatlıklar konusuna
değinmek istiyorum. Ama burada değinmek istediğim klasik Houston Rockets
taraftarı ağıtı olan "Yao ve T-Mac çok sakatlanıyor, ne cenabet takımız biz"
değil de, ne kadar tutarsız doktorlara sahip olduğumuz. Geçen hafta Battier’in
bu hafta takıma katılacağını yazmıştık, bunları rüyamızda görmüyoruz tabi ki.
Ama takımımızın öyle bir doktor ekibi var ki, ne söylese aksi çıkıyor. Bunu ilk
Aaron’da yaşamıştık. Hatırlayacağınız gibi 2-4 hafta dendi 2-4 maça döndü. Hayes
hafta içinde maç kaçıracak dendi Hayes aslanlar gibi sahaya çıktı. T-Mac ve
Artest maç kaçıracak dendi, Dallas maçında sahadalar. Yao ben oynayacağım dedi.
Dallas maçında en fazla maç üzerine bahis oynamıştır. Uzun lafı kısası, T-Mac ve
Yao’dan tecrübe ettiğimiz üzere hem iyileştirme hem de sakatlığı teşhis etme
özürlü sağlık ekibine sahibiz. Allah sonumuzu hayır etsin.
Sağlık ekibimizin ışığında geçen hafta parkelerde görmeyi umduğumuz Shane
Battier’in 3–4 maça sahaya inmesi bekleniyor, antrenmanlarda iyi gözükmüş. Onun
takıma katılmasıyla beraber Artest’in kenardan gelmesi gerektiğini düşünüyor ve
konuşuyoruz. Onun kenardan gelmesiyle birlikte benchin bayrak taşıyanları ikiye
çıkacaktır. T-Mac ve Yao kenardayken Aaron ve Artest kenardan gelerek takımı
oyuna tutabilir, kendi düdükleriyle istedikleri besteyi yapabilirler. Sanırım
Adelman da böyle düşünüyordur.
Takımın içinde bulunduğu bir diğer sıkıntı da herkesin Whitney Houston’ın
sesinden daha kuvvetli bir şekilde haykırdığı uzun adam eksikliği. Yao’nun da
oynamadığı Dallas maçında bile Dorsey’e süre vermedi Adelman. Tüm ribaund
sorunumuza rağmen Dorsey havuz suyunun sıcaklığına bakan insan gibi ayağını dahi
sokmadı parkeye. Demek ki Adelman kendisine biçtiği rol askılıktan farksız, bu
yüzden bir uzuna ihtiyaç büyük. Zaten Adelman da bu yönde bir açıklama yapmış.
"2.10’un üstü olsun, bizim olsun" şeklinde. Van Gundy’e sorsunlar o bilir
hustle, ucuz oyuncuları.
Son olarak yazıdan bağımsız olarak, yazı yukarıdaki paragrafta bitti çünkü.
RoxTurk.Com olarak geçen seneki T-Shirt olayından sonra bu sene de kapşonlu
polar olayına giriyoruz tabi sizlerin de talebi olursa olacak bu iş. İlginiz,
isteğiniz varsa model için forumu ziyaret ederseniz seviniriz. Diğer mevzu da 30
Kasım’daki Spurs maçı için İstanbul’da bir buluşma tertiplemeyi planlıyoruz. Ben
bu yazıyı yazarken daha forumda konusu açılmamıştı ama açılır, yakındır. O
konunun da biraz başını okşayın, şevkat gösterin lütfen. Kalın sağlıcakla...
Cüneyt Açarçiçek
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|