Gurur Tablosu

RPD

RPD yazıları için tıklayınız.

Konu Dışı

Sakatlıklar

Takımdaki sakatlık durumlarını öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Multimedya

Forum sayfalarımızdaki resim ve videolara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Gecenin Maçı

Gecenin maçı tartışmalarımıza katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

NBA

Anasayfa
'Değer'lendiriyoruz
Yazar Eralp Demirkul   
Pazartesi, 02 Şubat 2009
 Dışarıdan bakınca Power Rankings havası verebilir ama nedense o adı koyasım yok şu yazacaklarıma. Biraz durum değerlendirmesi ve oyuncuların karneleri gibi olacak aslında. Yarı yılı tamamlayan gençlerimize; özellikle son 1-1.5 aylık süreç olmak üzere geride kalan zamanı göz önünde bulundurarak şöyle bir göz atıverelim. Kimin neyi eksik, kimin neyi fazla bir görmüş oluruz hem. Uzun süredir yoklama da almıyorduk zaten.

14- Joey Dorsey: Kendisini malesef bir türlü sahada göremiyoruz. Hakkında birçok şey okumuştuk takıma katılmadan önce ve geçirdiği idmanlar sonrası genç arkadaşımızı sahada görmek adına can atıyorduk. Adelman ve teknik ekip pişmesi gerektiğini düşündü herhalde; bu doğrultuda da D-League'e gönderildi. Gerçi en son tedavisi için falan tekrar çağırıldı, Houston'a geri geldi ama takım elbiseleri üzerinde duruyor, değişen bir şey yok ortada.

13- Luther Head: Yahu evladım, niye satışa devam ediyorsun? Toparla artık kendini, bu böyle olmaz. Play-off'ta boşluyordun hani ona alıştık zaten de, şu takımda kalmanı sağlayan bir normal sezon performansın vardı, ona ne oldu? Sakatlık mı etkiliyor diyeceğim de, sakatlıktan önce de gayet kötüydün. Hani çaylak falan da değilsin artık, mental olarak bir olgunlaşma görelim senden, geç de olmasın mümkünse.

12- Chuck Hayes: Bu basamaklarda olma sebebin sessiz sakin duruşun. Çok göze batan bir eksin yok, ama tapılacak bir artın da yok babuş. Bildiğimiz Chuck'sın işte. Feyk gösterip serbest atış atan, hücum özürlü, kral savunmacı Chuck. Bu takımda pis işleri yapabilen 2-3 isim var, sen de onlardan birisin.
*Bu arada serbest atış falan dedik diye taşchuck geçmeyin, ne zamandır fan sitesi bile var elemanın. Merak edenlere, http://chuckhayesfans.net/wordpress/

 11- Dikembe Okaçenku Mukaçenko Jay Jay Mutombo: Ulan olur da şu yıl hatırı sayılır bir şeyler başarabilirsek, bu tabloda Mutombo'nun da olmasını çok istiyorum. Boston veya San Antonio yolunu tutacak diye pek bir tırsmıştım, ama parayı düşünmeden tekrar bizlere döndü. Yalnız Yao ve Tracy fena kilitlemiş o dönemde Deke'yi. Etkili olmuş yani bu telefonlar Houston'a dönüşünde. Neyse iyi ki de dönmüş yani, Deke yokken bir yanımız eksik gibiydi. Oynamadığında bile efektif olmayı başarabilen nadir oyunculardan. Takıma katıldı ve katılmasıyla beraber etkilerini görmeye başladık. Zaten bu ay takıma dahil olmasıyla beraber çıktığı ilk maçta seyirciden büyük alkış aldı hatta ilginçtir ki, 4 de sayı üretti. Tabi Deke'nin oyuna girmesiyle beraber finger wag zamanının geldiği hissedilmişti. Gerçi bu olayın yaratıcısı o değildir ama nedense en çok Deke ile hatırlanır. Neyse Yao'nun dinlenme payını göz önünde bulundurduğumuzda, bazen fazlasıyla ihtiyaç duymamıza rağmen yaşlı kurdu oyuna sokmayan Rick'e buradan parmak sallıyoruz.

10- Brent Barry: Abilerimizdendir. Nimetlerini görmeye başladık bile. Sahada olduğu zaman şöyle bir rahatlıyor insan, endişe falan duymuyor. "Bırak abi Barry var sahada, ilgilenir o çocuklarla, biz yemeğimizi yiyelim." modunda izliyoruz maçları o varken. İlerleyen yaşı arada istemediğimiz türden sakatlıklarının nüksetmesine sebep olsa da, şu anda bir ağrısı sızısı yok. Kritik basketleri ve oyuna liderlik edebilmesiyle bizlere müthiş katkı sağlıyor. Belki artıları çok göz önünde olan bir isim değil ama bu senenin büyük kazançlarından birisi olduğu kesin. Saygıyla eğiliyoruz önünde.

9- Aaron Brooks: Bücür! Toparla artık kendini sen de. Yeni Luther Head olma yolunda ilerliyorsun da, Allah korusun diyorum sadece. Başarının kalıcı olmadığı takdirde bir önemi yok, bunu sen de biliyorsun. Yayma yani bir taraflarını. Çalışmayı sürdür ki, iyi oynamaya; bu doğrultuda da sevilmeye devam et. Son haftalarda durum kötü görünüyordu ama harbi harbi toparlanmanı ümit ediyorum. Yoksa o elindeki sürelere gerçekten çok güvenme. Gördük ki, bazen back-up point guard başlığı altında kadroda olmak yetmiyor. Pistons maçında turnike bile kaçırdın, sahadaki varlığından emin değildim spiker ismini telaffuz edene dek. Olmaz böyle, pohpohlamayacağız seni artık bir süreliğine, çünkü bizim eski Brooks'a ihtiyacımız var. Sıralamadaki şu yerine de çok güvenme dediğim gibi, geçmişin ve Warriors maçındaki ekstra performansının hatrına bunlar.

8- Shane Battier: Shane'in de taşını toprağını özlemişiz yahu. Soktuğu ceza şutlarını özlemişiz. Yeni dönmedi gerçi hani bir süredir takımla beraber zaten ama zamanla toparlıyor kendini. Belki sakatlığın etkisinden ötürü eski bire bir savunmasını göremiyoruz ama dış şutlarını düzelttiği gibi en önemli faktörü olan savunmasını da düzelteceğine inanıyorum.

Bu arada Shane'in 2009'a ait hedeflerini de bir hatırlayalım,

1. İlk turu geçmek.
2. Bir NBA şampiyonluğu kazanmak.
3. En iyi savunma beşine girmek.
4. "Yılın Savunmacısı" olmak

Hangi hedefi gerçekleşebilir, hangisi imkansız görünüyor; yorumu sizlere bırakıyorum ve yazıya son sürat devam ediyorum.

7- Carl Landry: Takımın dinamosu ve taraftarın göz bebeği olan Landry, performansındaki istikrarı koruyor. Ama yaklaşık 1 ay evvel bir New Jersey maçı oynadı ki, gel de alnından öpme abisi. 18 sayı atıp takımın en skorer ismi olmayı başarmasının yanı sıra, 5'te 5 saha içi ve 8'de 8 serbest atış isabeti ile oynadı. Tracy McGrady ve Ron Artest'in olmadığı dönemlerde efektifliğini sürdürdü ve bazen Yao - Scola - Landry üçlüsünü bir arada sahada gördüğümüz de oldu. Landry normalde bir 4 numara oyuncusu fakat 3 numara pozisyonuna da uyum sağlayabildiğini gördük. Zaten yetenekli bir oyuncu, bu yeteneği müthiş enerjisiyle birleşince artıları saymakla bitmiyor. İyi ki Bobcats'in teklifini karşılayabildik de, kazı elimizden kaçırmadık.

6- Tracy McGrady: Son yazdığım yazıyı ona adadıktan sonra, geri dönüşünü beklemeye başlamıştık. Beklenildiği gibi 2 haftalık bir sürecin ardından sahalara geri döndü ve 2 haftalık bu aranın ardından oynadığı ilk maçta 10 üzerinden 5 aldı benden. Açıkça görülüyor ki hala tam anlamıyla rahat değil sahada, ama ölü yada diri onu istiyoruz. Çünkü sezon yarılandı bile ve olası bir geç dönüşü büyük bir adaptasyon problemine yol açabilirdi. Yine de sahada olmadığı sürede de artı almayı başardı. Takım elbiseleriyle de takımını destekleyebildiğini ve onlarla iç içe olabildiğini gösterdi. İnşallah güzelce bir ivme yakalayacak ve kırmızı beyaz formasıyla da desteğini sürdürecek. Bu temenniler arasında yeniden kaçırdığı 1 maç olduğu aramızda kalsın.

5- Ron Artest: McGrady'den daha önce sakatlığı nüksetmeye başlamıştı ve daha da uzun bir süredir sahalarda göremiyorduk Ron'u. Ama Pistons maçıyla öyle bir dönüş yaptı ki, belki de 1-2 aya mal oldu bu. Yao Ming'in yokluğunda takıma önderlik etmeyi başarırken, kritik anlarda da sorumluluk alarak üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdi. Arada toplara çok abanıyor ama mesela son oynadığımız Warriors maçında da inanılmaz efektifti ve all-around bir performans sergiledi. Böyle gerektiği yerde gerektiği gibi oynadı mı iyi işler çıkarıyor zaten. Yalnız basketbolu çok heyecanlı oynayan bir oyuncu Ron, bazen bunun zararı olabiliyor. Ama yine de onu böyle heyecanlı ve hırslı görmek büyük hedefler koymuş bir takımın taraftarı olarak yüzümüzü güldürmeye yetmiyor değil.

4- Rafer Alston: Eheh. Şaka değil gerçek. Harbiden Rafer Alston, hatta Alston aka Sezonunbaşındasıçıpsıvayanancak30maçınardındandüzelebilenyaratık. İşin geyiği bir yana, eleman hep sezonu yarılamayı bekliyor bizi sevindirmek için. Hani belki onun kadar küfür yiyen yok bu takımda ama kendini toparlamaya başladıkça kızamıyorum. Ama Rafer'ın ilacının zaman olduğunu artık biliyoruz. O yüzden Rafer'lı olası bir sezon için daha kendimizi şimdiden hazırlıyoruz. Chris Paul'u ve Deron Williams'ı alamayacağımızı göz önünde bulundurursak, Rafer Alston ile olan ilişkimize inanmalıyız. Elimizden fazlası da gelmiyor. Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu işte.

 3- Yao Ming: Şefkat sahibi bir kişilik. Baktı Ron ve Tracy gazi oldu, "Ben de onlara katılmalıyım" dedi. Ama o gazi oldu, bu sefer Ron ve Tracy satışı koyup sahalara geri döndü. Ulan şaka maka bir türlü bunları doğru dürüst yan yana göremiyoruz. Yamulmuyorsam da 23 kere gördük yalnızca bu sezon. Neyse bozuntuya verecek bir durum yok, Yao'nun durumu ciddi değildi zaten Warriors maçıyla "Great Wall" burada diyiverdi. İnşallah 3'ü bir aradayken yine bir aksaklık çıkmaz. Ama Yao'ya ve sakatlanmadan önceki performanslarına geri dönersek, yaptıklarının takdir edilmesi gerektiğini söylemeliyim. Sakatlığından önce forma giydiği son 3 maçı da kazanmıştık ve bu maçlardaki sayı ortalaması 25.3. Önceki sezonlara göre daha agresif olması ve o yumuşak görüntüsünden kurtulmaya başlaması sevindirici noktalardan biri olarak göze çarpıyor. Ah bir de idmanlarda T-Mac'in bileğine basmasa...

2- Luis Scola: İstikrar abidesi olarak nitelendirsem yetecek hatta artacak. Avrupa'daki basketbolunu neredeyse bire bir buralara da taşıyabilmesi ve özellikle son haftalarda eksilen kadroda skor ve ribaund yükünü çektiği maçları görmemiz ona olan saygınlığımızı arttırıyor olsa gerek. Eli titremeden soktuğu orta mesafeli şutları ve çektiği ribaundlar ile çok ama çok işimize yarıyor. Yao'nun yanında durabilecek daha uygun bir isim bulamazdık herhalde. Tekrar genelden özele doğru yol alırsak, small ball takıldığımız maçlarda da Scola'nın nasıl iş yaptığını görme fırsatı bulduk. Sahip olduğumuz kadroda pick and roll oyunları için zaten oldukça ideal bir isim olan oyuncu, 5 numara oynadığı zamanda da çabukluğunu ve yüksek basketbol zekasını kullanarak ekstra fayda sağlamayı biliyor.

Takımın en istikrarlı ismi olarak, bu istikrarını hiç bozmaması ümidiyle...

1- Von "The Great" Wafer: Heralde bu sıralama 2-3 sene önce yapılmış bir sıralama olsa ve 1 numaradaki oyuncuya bir göz gezdirilse büyük bir şok yaşanırdı. Ama söz konusu olan geçmiş değil, anı yaşamak. Biz de Wafer ile birlikte anın tadını çıkarıyoruz, çılgın maçlarını izledikçe "Bu bizim Wafer'ımız" diyoruz. Takıma dahil olmasıyla birlikte basketboluna hatta hayatına yeniden bir yön verdi. Belki de yıldız oyuncuların sakatlığı en çok ona fayda sağladı. Böylece bu isimlerden kalan süreleri akıllıca kullanarak ve doğru tercihler yaparak koç Adelman'ın da gözüne girmeyi başardı.

 Son haftalardaki performansları gerçekten göz dolduruyor. Bu hep laftadır belki ama ben gerçekten ağlayabilirim yani böyle oynamaya devam ederse. Yaşı da genç kabul edilecek bir yaş ve şimdiden kafasını toparlayabilmesi ve de böyle efektif olabilmesi çok hoş bir durum olarak göze çarpıyor. Bir ara yalnızca şut atmakla meşgul olduğu söylenirdi ama aksine gerektiği zamanlar dışında şuta pek başvurmuyor. İçeriyi zorluyor ve kuvvetli penetreleriyle kendine sayı imkanı sağlıyor. Hani Wafer'ın basket faul ile noktalanan oyunları da ayrı bir gaza getiriyor beni. Onu böyle mantıklı işler yaparken görmek hoşuma gidiyor. Head'in saçmaladığı bir normal sezonda ilaç gibi geldi desek yeridir herhalde. Yani yaklaşık 20 dakikalık bir süre ortalaması var ve 9.2 sayı ortalaması da hiç fena değil. Bu istatistiği de öyle zorlama bir istatistik falan değil, gerçekten onun verimli olduğunu hatırlatacak cinsten bir sayı ortalaması. Şu ortalamasına baktığımızda, sahadayken şunları yapabiliyordu diyebileceğimiz türden yani. Fiziksel olarak biraz zayıf olmasından kaynaklanabilir ama savunmada da kötü değil hani. En azından azim gösteriyor ve ayakları da çabuk olduğu için savunmada bire bir mücadeleye girmekten çekinmiyor. Böyle mücadele etsin, canımı yesin zaten. Ama Wafer'dan bahsederken en çok da zamanın kudretine şaşıyorum. Gerçekten bazıları için ilerleyen zaman, pozitif yönde bir değişiklik anlamına gelebiliyor ve belki de yıllar öncesinin dalga geçilen adamı Wafer'ın şu konuma gelmesi, bu konuya dair enfes bir örnek teşkil ediyor...

Evet efendim, işte oyuncularımız böyle 'değer'leniyor, 'değer'lendiriliyor. Benden şimdilik bu kadar, bir dahaki yazıda görüşmek dileğiyle...


Eralp Demirkul
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
Sonraki >
© 2010 RoxTurk.Com: Türkçe Rockets Sitesi / Turkish Rockets Web Site
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.